| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA FARUK ÇELİK (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1-2 oturum öncesi, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili sosyal güvenlik reformuyla ilgili, emekli maaşlarıyla ilgili, sosyal medyada yer alan değerlendirmemle ilgili burada bazı görüşlerini ortaya koymuşlar. Bir anlamda ona cevaben, belki fırsat kalırsa da Şanlıurfa elektriğiyle ilgili birkaç şey de söylemek isterim.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Urfa'nın ekmeğini yediniz, Bakanlık yaptınız, bir kaç cümle kalırsa mı Urfa'ya zaman ayıracaksınız? Öyle şey mi olur ya!
FARUK ÇELİK (Devamla) - Öncelikle şunu ifade edeyim: Sayın Murat Emir mevcut reformdan şikâyet ettiğimi söylemişler. Mevcut reformdan şikâyet söz konusu değil, böyle bir şey söz konusu değil. Bu attığımız "tweet"leri ve sosyal medyadaki değerlendirmelerimizi okumadığını, sağlıklı bir şekilde değerlendirmediğini gösteriyor. Aksine, biz orada var olan durumun nasıl giderileceği ve çözümün ne olduğu konusunda bir değerlendirme yapmış bulunuyoruz.
İkincisi, bu konuyu siyasete alet edilecek, çokça böyle politik bir malzemeymiş gibi değerlendirilecek bir konu değildir. Eğer o cihete giderseniz ben şunu söylemek isterim: Yıl 1991, Rahmetli Demirel ve rahmetli Sayın Erdal İnönü'nün kurmuş oldukları hükûmet bir düzenleme, bir yasal düzenleme yaptılar, yaş kriterini sosyal güvenlikten kaldırdılar. Sosyal güvenlikten yaş kriteri kalkınca 1999'da sistem iflas etti. 1999'da kim iktidardaydı? Rahmetli Ecevit'in Başbakan olduğu bir dönemde de 4447 sayılı bir Yasa çıkarıldı, 1991'de kaldırılan yaş kriteri 99'da 60 yaş olarak tekrar getirildi fakat bu yasa sosyal güvenlik sisteminin çözümü için yeterli olmadı. Yine, rahmetli Ecevit döneminde Kemal Derviş Bey buraya davet edildi -şurada Bakanlar Kurulu olarak bizler oturuyor idik- Sayın Kemal Derviş burayı teşrif ettiler ama gelirken on beş günde 15 yasayı çıkarılırsa bunun karşılığında 30-35 milyar dolarlık bir imkânın sağlanabileceğini ifade ettiler. İşte "sosyal güvenlik reformu" dediğinizin aslında rahmetli Ecevit'in Kemal Derviş Bey'i buraya getirerek sorunun çözümüyle ilgili ortaya konulan 15 yasadan bir tanesi olduğunu burada ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
FARUK ÇELİK (Devamla) - Şimdi, bakın, o dönemde -çok enteresandır yani bir şeyden şikâyet edecekseniz- işin başında rahmetli İnönü var, ortasında rahmetli Ecevit var, tam da bu dönemde de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Genel Müdür; yaşanan bu sorunların oluşumunda var olan aktörler bu aktörler. İşte, daha sonra yaşanan süreçlere bakınız; AK PARTİ 2008 yılı Mayıs ayında reformu Meclisten geçirdi, arkasından 1 Ekim itibarıyla da yasayı yürürlüğe koyduk ve reform yasası yürürlüğe girmiş oldu. Bu süreçte işler gayet normal gidiyor idi ama yaşanan süreçlere bakınız; bir taraftan Covid, bir taraftan bölgede yaşanan savaşlar, arkasından özellikle muhalefetin ısrarla EYT'yle ilgili -1991 örneği olmasına rağmen- bu konuda bayraktarlık yapmaya kalkması neticesinde oluşan tabloda seyyanen zam ve alt sınır aylığı gibi palyatif bazı çözümler ortaya konulmaya çalıştı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FARUK ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkanım...
Ben de şimdi diyorum ki: Sosyal güvenlik reformu doğru bir reformdur. Bu reformda yapılması gerekenler var. Bu reformu el birliğiyle atılması gereken adımları atmamız gerekiyor. Yoksa politik burada bazı değerlendirmeler yaparak yani "Senin değil benim söylediğim iyi." gibi bu laflara konuyu boğmanın bir anlamı olmadığını ifade etmek istiyorum.
BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim.
FARUK ÇELİK (Devamla) - Tarihi süreci bilerek oraya bakmak gerekiyor.
İkincisi, 5510 sayılı Yasa'yı rahmetli Baykal sağ olsaydı da konuşsaydık. Rahmetli Baykal'la konuştuk, Sayın Kılıçdaroğlu hayattadır, kendisiyle konuştuk. Bu devasa yasa beş gün içerisinde Meclisten geçti. 200 maddenin üzerindeki yasanın beş gün içerisinde yasalaşması basit bir iş midir, kolay bir iş midir? Demek ki yüce Mecliste bir şekilde bir konsensüs vardı ve bu reform Meclisten geçti. Geçtikten sonra...
Son cümlemi söylüyorum...