GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:113
Tarih:22.07.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.

Ankara'da eğitim uçuşu sırasında TUSAŞ'a ait bir eğitim helikopterinin kaza kırıma uğrayarak Pilot Emekli Albay Yasa Özden Bakkal'ın hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhum Pilot Emekli Albay Yasa Özden Bakkal'a Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve TUSAŞ camiasına başsağlığı diliyoruz.

Adalet Bakanı yapmış olduğu açıklamada kazaya ilişkin adli soruşturmanın başlatıldığı, olayın tüm yönleriyle incelendiğini ifade etmiştir. Kazanın nedenine ilişkin adli soruşturma gibi idari ve teknik soruşturmanın da TUSAŞ ve ilgili kurumlarca yerine getirilmesi şüphesiz benzer bir kazanın bir kez daha yaşanmaması hem can kaybı hem de araç kaza kırımı açısından önemli olacaktır. Savunma sanayimizin yetişmiş insan kaynağı büyük bir değerimizdir. Bu nedenle, kazanın tüm yönleriyle, şeffaf ve titiz bir şekilde araştırılması, varsa ihmal veya teknik eksikliklerinin ortaya çıkarılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması büyük önem taşımaktadır. Ortada teknik bir inceleme raporu bulunmadığı için bunun dışında bir değerlendirme yapmayı şu anda gereksiz bulmakla birlikte, kamuoyunu tatmin edecek şeffaf bir inceleme sonuçlarının da bir an önce açıklanmasını ilgili taraflardan beklemekteyiz.

Sayın Başkanım, Türkiye'miz maalesef, uzunca bir süredir mahkeme koridorlarında, yargı süreçlerinde veyahut da idari süreçlerde hakkına ulaşamayan kişilerin sokakta ama zor şartlarda hak taleplerine sahne olmaktadır. Bunların birçoğu maalesef güvenlik güçleri tarafından -az sonra iki örneğini vereceğim- yasaya aykırı bir şekilde engelleniyor olmakla birlikte, muhtemelen içinde Danıştay 9. Daire Başkanının da bulunması ve kabul edilemez bir olayın sonucunda bu talebin ortaya çıkması nedeniyle engellenmeyin bir adalet yürüyüşünü bugün gündeme getirmek istiyorum. Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel yangınında yaşamını yitiren 78 vatandaşımızın yakınları, Bolu'dan Ankara'ya başlatmış olduğu adalet yürüyüşünü 18 Temmuz 2026'da Ulus'taki Atatürk Anıtı önünde tamamladı. Aileler, otel işletmecileri ve diğer sanıklar hakkında yürütülen dosyanın, soruşturmanın, yargılamanın Yargıtay aşamasına gelmiş olmasına rağmen kamu görevlileri yönünden yürütülen soruşturmanın ilerlememiş olması nedeniyle bu yürüyüşü yaptılar. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkilileri maalesef bu soruşturmanın ilerletilmesi konusunda baştan beri engelleyici bir rol oynadılar. Az sonra ifade edeceğim, bir şekilde yargı kararlarıyla soruşturma izinleri çıkmış olmasına rağmen soruşturmalar yürütülmüyor. Danıştay 9. Daire Başkanı Sayın Abdurrahman Gençbay ki o da gencecik evladını kaybetmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığının soruşturmaya yer olmadığına yönelik kararının Danıştay 1. Dairesince kaldırılmış olmasına rağmen on ay boyunca iddianamenin kaldırılmadığını, en basit bir sebeple insanlar derdest edilerek ve ters kelepçeyle gözaltına alınarak bir şehirden diğerine nakledilirken buradaki memurların ifadelerinin yargı uygulamasına göre oldukça nazik bir şekilde SEGBİS üzerinden alındığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının da Danıştayın 2 ayrı kararına rağmen gereğini yapmadığını, benzer bir şekilde İçişleri Bakanlığının da önceki valilerle ilgili Ankara İdare Mahkemesi kararını yaklaşık bir yıldır uygulanmadığını ifade etti. Önceki Adalet Bakanlarımızdan Sayın Abdulhamit Gül burada, AK PARTİ adına nöbetçi Grup Başkan Vekilimiz; Sayın Bakanım, idarenin kendi mensuplarıyla ilgili böyle bir koruma kalkanı oluşturmasını nasıl izah edebiliriz? Hangi biriyle AK PARTİ ya da ilgili bakanlar nasıl bir ünsiyet kuruyor? 78 kişinin canını kaybettiği bir yerde, bu kişilerin ister denetim ister lisanslama süreçleriyle ilgili olarak bir ihmali varsa yargının önüne çıkıp bu ihmalinin hesabını vermesinden daha doğal ne olabilir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu tutum, tüm devlet memurlarına şu mesajı vermektedir: Ben devletim, hukuk tanımam, kanun tanımam, 78 kişinin canına mal olan bir suçunuz dahi olsa sizi yargılatmam. Bu hâliyle biz benzer bakanlıklardaki, benzer olaylardaki memurların bugün itibarıyla bu olaydan ders alarak bugün için dahi görevini yapmasını bekleyebilir miyiz? Böyle bir koruma kalkanı dünyanın neresinde, ne zaman görülmüştür? AK PARTİ'nin idari soruşturma kararlarıyla ilgili olarak geçmişte övünçle anlattığı reformlardan geriye düşen değil, çok temel, Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu'nda tanımlanmış idari soruşturmalar ve yargı denetimi yoluyla verilmiş soruşturma izinlerinin dahi işlevsiz bırakıldığı bir süreçten bahsediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu böyle olduğu müddetçe ister yolsuzluk, ister görevi ihmal, ister görevi kötüye kullanma yollarıyla olsun maalesef devlet memurlarının hukuk, ahlak, vicdan, kanun tanımayan uygulamalarına tanık olmak zorunda kalacağız. Benim merak ettiğim soru şudur: AK PARTİ bu günahı niye yükleniyor? İşini yapmayan memurun günahını niye yükleniyor? Turhan Bey "Biraz sonra ben söylerim." diyor, kendisine de teşekkür ediyoruz, başta Kültür ve Turizm Bakanı olmak üzere birçok üst düzey sorumlunun bu olaydaki sorumluluğunu defalarca bu kürsüde ifade etti. Allah aşkına, Sayın Adalet Bakanı yeni açtığı soruşturmalarda bir motto oluşturdu, ucu kime dokunursa dokunsun. Ben merak ediyorum eğer bu işin ucunun Mehmet Nuri Ersoy'ya ulaşmaması için bu blokaj sağlanıyorsa dünkü ve bugünkü İçişleri Bakanı, Kültür ve Turizm Bakanın bizzat kendisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Işıkhan ahirette bu 78 çocuğun yüzüne nasıl bakacak ve bunun hesabını Allah'a nasıl verecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın, son dakika.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Tabii ki uzunca konuşulabilecek bir konu ama birkaç gündür ısrarla Mardin Kızıltepe'de yaşanan uzun süreli elektrik kesintileriyle ilgili vatandaş mağduriyetleri bize geliyor. Tarihin en sıcak hava şartlarının kaydedildiği bu dönemde sekiz-on saatlik kesintiler var, hastalar cihazlarını çalıştıramıyorlar, buzdolapları bozuluyor, içindeki ürünler tüketiliyor ve maalesef sırtını bir derebeyi gibi devlete dayamış olan Dicle Elektrik AŞ bunların kalıcı bir şekilde çözümlenmesi noktasında gereğini yapmıyor. Kimse kaçak elektriği ileri sürmesin, şehir merkezlerinde kaçak oranı yüzde 10'un altına düşmüştür, bu da neredeyse Türkiye ortalaması demektir; burada tamamen işgüzarlık söz konusudur. Bu konuyu da vesilenizle gündeme taşımak istiyorum.

Teşekkür ederim.