GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:112
Tarih:21.07.2026

CHP GRUBU ADINA TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hazırunumuz da burada, Komisyonumuzu, aynı zamanda AK PARTİ'deki 7 milletvekilimizi de saygıyla selamlıyorum.

İyi, 7 kişi varsınız, gayet güzel bir sayı bence.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Bir de kâtip var, 8.

TAHSİN OCAKLI (Devamla) - Bir de kâtip var, 8 kişi

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Hakkını inkâr etmeyelim.

HÜSEYİN ALTINSOY (Aksaray) - CHP'de 6 kişi var.

TAHSİN OCAKLI (Devamla) - Değerli Başkanım, gene bir torba yasa daha geldi her zaman olduğu gibi. Bu torba yasayı ben şeye benzetiyorum yani çorba yasaya benzetiyorum biraz . Ben nasıl ki çorba yapmayı bilmiyorsam, çorba yapma tekniğini bilmiyorsam herhalde AKP Grubu da bu torba yasa yapma tekniğini bilmiyor diye düşünüyorum. Bir çuvalın içine doldurdu gene 30 tane maddeyle, getirdi, önümüze koydu. Bir bakıyoruz teklifin içinde, bu çuvalın içinde neler var diye, hakikaten olmayan şey yok. Yani içinde neler var? Kamu ihale sistemi, İşsizlik Sigortası Fonu, PTT'nin personel rejimi, Kültür Bakanlığının döner sermaye gelirleri; aslında birçok hatip arkadaşım içinde nelerin olduğunu söyledi. Bu kanunun amacı aynı konuya ilişkin düzenlemeleri bir araya getirerek Meclisin sağlıklı bir yasama faaliyeti yürütmesini sağlamak olmalıydı ama yasa yapma tekniği açısından istisna olması gereken torba yasa tekniği gene ne yazık ki uygulandı. Tabii, bunun içinde bulunan bir sürü konu elbette ki ihtisas komisyonlarında görüşülmeliydi ama ne yazık ki bunlar olmadı.

Şimdi, teklifte İşsizlik Sigortası Fonu'na ilişkin düzenleme yer alıyor, imalat sanayisine verilen destek uzatılıyor, turizm sektöründeki sigorta primlerinin önemli bir kısmı yine İşsizlik Fonu'ndan karşılanıyor -arkadaşlarımın hepsi söz etti- ancak bunun finansmanının İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yapılması örneğin büyük bir hatadır. Bu fon -adı üzerinde- işsiz kalan vatandaşlar için kullanılmalıyken ne yazık ki böyle olmuyor. İşsiz vatandaş fondan yararlanamıyorken fon giderek farklı teşviklerin finansman kaynağı hâline getirilmeye devam ediliyor.

Değerli arkadaşlar, teklifte en önemli şey -15'inci maddeyle gelmişti ama sonra değiştirildi- en düşük emekli maaşının 23.552 liraya çıkarılması. Ya, gerçekten bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda da konuşmuştuk yani Türkiye'nin herhangi bir ilinde bu rakamlara "Evet, ben kiralık daire bulabilirim." diyen AK PARTİ'li bir milletvekili var mı gerçekten? Sadece kira karşılanabilir mi ya? Arkadaşlar, buna geldiği zaman "Ne yazık ki kaynak yok." demeye başlıyorsunuz ama -bu teklifin içinde de var- Mersin Akkuyu'da Ruslar için yapılacak olan nükleer santralde KDV istisnası sağlayarak onlara yarar sağlıyorsunuz. Örneğin, hepimizin vergileriyle oluşturulmuş olan, özellikle belli şirketlere Tarım Bakanlığı eliyle verilen yüzde 50 teşvik kredilerini, hibe kredilerini verirken kaynak var, Suudilerin enerji yatırımında onlara vergi muafiyeti var, örneğin değerli taşlardan yüzde 20 ÖTV alınmasıyla ilgili muafiyetten vazgeçtiniz ama "Mutfak tüpünün ÖTV'sinden vazgeçin." desek, vazgeçmiyorsunuz. Cari açık var, bu cari açıklar nereden karşılanıyor? İşte, sizin vatandaşa yüklediğiniz trafik cezalarından, dolaylı vergilerden yani bu ülkenin vergilerinin yüzde 65'ini karşılayan Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarından karşılanıyor.

Değerli arkadaşlar, zaman az kaldı sanıyorum. Ben biraz enerjiyle ilgili konuşmak istiyorum. Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerimizden sokak aydınlatma giderleriyle ilgili bazı veriler aldım, bize nasıl yansıdığına bir bakmamız lazım burada. Geçen yıl temmuz ayında da yine ısrar edilirken Bütçe Komisyonunda anlaşma üzerine geri çektiğiniz teklifi bu kez yine getirdiniz. Mesela, önce belediyelerimizden enerji ruhsatlarını almak suretiyle onların giderlerini, gelirlerini azaltmıştınız. Şimdi de aydınlatma giderleri ne oluyormuş, bir bakalım: Mesela, Ankara Büyükşehir Belediyesi, değerli milletvekilleri, sokak aydınlatma giderleri için aylık ortalama 19 milyon 309 bin lira para verirken şimdi sizin getirdiğiniz bu teklifle 58 milyon lira para ödeyecek. Yani bu ne demektir biliyor musunuz? Ankara halkına yapılacak olan 38 milyonluk hizmeti çalıyorsunuz demektir. Bu şu demek: 17 kilometre yolun yapımı, 76 kilometre yolun bakımı demek; başka bir ifadeyle, sosyal hizmet alanında aile başına 1.000 TL'den 480 bin aileye verebileceği kaynağı çalıyorsunuz demektir yani 234 bin aileye ayrıca 2 bin TL'lik gıda yardımı yapabilirdi, bunu yük olarak yüklüyorsunuz demektir. İstanbul'a baktığımızda 6 katına çıkıyor bu rakamlar. İstanbul -geçen yılın rakamlarıyla söylüyorum, bugün doğrulayamadım- 117 milyon lira öderken 350 milyon TL ödeyecek arkadaşlar, Ankara'nın 6 katı. Yani bu nedir? Belediyelerin yapacağı sosyal hizmet görevlerini engellemek için belediyelere verilmiş olan bir yükten başka bir şey değildir.

Değerli arkadaşlar, teklifin bizim açımızdan kabul edilmesi hakikaten mümkün değil. Dolayısıyla bu düzenleme 2 kez daha Meclise getirilmişti ve haklı itirazlarımız, güçlü bir savunmayla bunu ertelemiştiniz. Şimdi, 2030 yılına kadar tekrar uzatıyorsunuz. Merkezî bütçeden katkı sağlanıyormuş gibi gösterilen aslında bu katkının önemli bir kısmı belediyelerin payından karşılanıyor. Başka bir ifadeyle devletin bir cebinden verdiğini diğer cebinden fazlasıyla alıyor. Yani siz merkezî bütçenin yükünü yerel yönetimlerin omuzlarına yüklemeye devam ediyorsunuz. Sanki 39 tane belediye başkanımız alınmamış gibi, onun üstüne bir de hiç çalışılmaması için bu düzenlemeler yapılıyor. Vatandaş ekonomik kriz derinleştikçe ilk olarak belediyenin kapısını çalar, aşevini belediye yapar, kreşini belediye açar, sosyal yardımını belediye üleştirir, afette ilk koşandır belediyeler. Bütün bunlar olurken belediyelerin gelirlerinden yapılacak kesintiler bu düzenlemenin yanlış olduğunu göstermektedir.

Değerli arkadaşlar, yine, teklifte Siber Güvenlik Başkanlığına ait düzenleme var. Burada da BTK'nin yetkilerinin Siber Güvenlik Başkanlığına devredildiğini görüyoruz. Elbette siber güvenlik önemli, dijital çağın en önemli politikalarından biri, ülkeyi koruyacak düzenlemeler yapılabilir ama bu düzenlemelerin bir tarihi, tanımı ve izahı olması lazım. Yetkinin sınırsız biçimde kullanılması yapılabilecek hukuk düzenlemelerinde en kötü olan şeydir. Demokratik hukuk devletinde güvenlik kadar denetim de önemlidir. Teklife baktığımızda ise BTK'nin kullandığı bazı yetkilerin yeni kuruma devredildiği fakat bu yetkilerin kullanılmasına ilişkin usullerin, idari denetim mekanizmalarının, yargısal güvenceler ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilave tedbirlerin açıklıkla düzenlenmediği görülmektedir. İnternet alan adları yalnızca teknik bir konu değildir; bugün ticaretin, haberleşmenin, basının, akademinin ve ifade özgürlüğünün önemli bir bölümü bu dijital mecralardan yürütülmektedir. Dolayısıyla, bu alandaki düzenlemelerin hukuki öngörülebilirlik içinde yapılması gerekirdi. Aynı şekilde, iletişimin tespiti ve analizine ilişkin yetkiler de son derece hassas yetkilerdir. Anayasa’nın güvence altına aldığı haberleşme hürriyeti, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması hakkıyla ilişkilidir. Bu nedenle, yetki devri yapılırken idari yapı değişikliği değil, güçlü hukuki güvenceleri oluşturulmalıydı. Bizim burada endişemiz, dijital mecralara uygulanacak olan bu yetkiyle sansürün büyümesidir. Bu nedenle teklifin bu yönünü de kabul etmiyoruz elbette ki.

Değerli milletvekilleri, teklifin kendisi Türkiye'nin yararına değildir işin doğrusu. Burada isterdik ki emekli aylıklarının düzgün bir biçimde, hepimizin kabul edebileceği, en azından asgari ücret seviyesine gelmesi yani yoksulluk sınırının 115 bin liraya çıktığı, 5 tane asgari ücretin bir yoksulluk sınırına ulaşamadığı bir ülkede bütçe yoktur demek, bu emekliye bütçe bulamamak, şirketler lehine bütçeyi kullanmak bu iktidarın yaptığı en büyük hatadır ama hiç merak etmeyin, vatandaşlarımız da hiç merak etmesin, yakındır bu seçim, geliyor; 17 milyon emekli kendisine reva görülen bu uygulamaya karşılık o dersi sandık geldiğinde verecektir, hiç kimsenin şüphesi olmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TAHSİN OCAKLI (Devamla) - Bu teklifi kabul etmediğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)