| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 281 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın başında, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyorum. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır.
Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz kanun teklifi birçok kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik öngörmekte; siber güvenlik, eğitim, enerji, imalat sanayisi ve turizm sektörlerine, personel rejimine, kültür ve sanata, ihale ve ulaştırma mevzuatına, PTT personeline, mahallî idarelere, yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı almakta olan emeklilerimize yönelik düzenlemeler içermektedir. Birçok kamu hizmet alanını ve ekonomik sektörleri ilgilendiren, bu yönüyle de geniş kesimleri etkileyen bir niteliğe sahiptir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak vatandaşlarımızın talep ve beklentilerinin karşılanmasını ve toplumsal sorunların kalıcı çözümlere kavuşturulmasını siyasetin öncelikli konusu olarak görüyoruz. Huzur ve refahın artırılmasını, ülkemizin gelişmesi ve kalkınmasını, uluslararası sistemde etkili, ekonomik ve siyasi olarak güçlü olmasını hedefliyoruz. Her meselede "Önce ülkem ve milletim." diyor "Her şeyden önce Türkiye." düsturuyla hareket ediyoruz. Toplum kesimlerinin tamamının kaliteli kamu hizmetlerine erişimini ve insanca yaşayabileceği asgari refah seviyesinde sürekli bir gelire sahip olmasını öngörüyoruz. Bu yöndeki çalışmalarımızı kamuoyuyla paylaşıyor, toplumsal meselelere çözüm üretirken ülkemizin kalkınmasını desteklemek için gayret gösteriyoruz.
Görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de bir yandan kamu menfaatlerini bir yandan da vatandaşlarımızın beklentilerini dikkate alan, aynı zamanda sektörlerimizin desteklenmesini hedefleyen düzenlemelerden oluşmaktadır. Teklifle büyümenin, ihracatın ve istihdamın dinamosu imalat sanayisinde 2026 yılı başında uygulamaya konulan istihdam desteğinin süresi 2028 yılı sonuna kadar uzatılmakta, aynı düzenlemenin turizm sektöründe de uygulanmasına imkân sağlanmaktadır. Turizm sektörünün emek yoğun yapısı dikkate alındığında personel maliyetleri işletmeler üzerinde önemli bir baskı oluşturmakta ve sektörün mevsimsel niteliği yıl içinde istihdam seviyelerinde belirgin dalgalanmalara yol açmaktadır. Ayrıca yaşanan jeopolitik gelişmeler de turizm sektörünü doğrudan etkilemektedir. Bu çerçevede yapılan düzenlemeyle turizm işletmesi belgeli konaklama tesislerine 2026 yılı Mayıs-Aralık dönemi için geçici ve hedefli bir sigorta prim desteği mekanizması oluşturulmakta, iş gücü maliyetinin azaltılması suretiyle istihdamın desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Kanun teklifiyle kültür varlıklarına ilişkin düzenlemeler de yapılmaktadır. Bilindiği üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı, taşınmaz kültür varlıklarının tespiti ve korunması, taşınır kültür varlıklarına yönelik işlemlerin tesis edilmesi gibi birçok farklı alanda iş ve işlemleri yürütmektedir. İşlem hacmi giderek artan ve bir kısmı Bakanlığın asli işleri kapsamında da bulunmayan hizmetlerde meydana gelen yoğunluk ilave insan gücü ve kaynak sağlamayı zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda, kamu kurumlarının plan, proje ve yapım işleri hariç tutulmak suretiyle belge, itiraz ve yeniden değerlendirme başvuruları ile özel inceleme gerektiren taleplerden hizmet bedeli alınarak döner sermaye bütçesine gelir kaydedilmesi öngörülmektedir. Teklif, Türk sinemasını, dizi sektörünü ve sanatçılarımızı desteklemeye yönelik önemli hükümler de içermektedir. Buna göre, sinema sektörüne yapılacak desteklerin Kültür ve Turizm Bakanlığı döner sermayesi kaynaklarından karşılanması sağlanmakta, koşullu erişim sağlayan medya hizmet sağlayıcılarının dizi veya sinema filmlerini yayınlayan veya erişime sunan internet platform işletmecilerinin yıllık net satışlarının yüzde 2'sini sinema desteklerinde kullanılmak üzere döner sermaye hesabına aktarmaları zorunlu hâle getirilmektedir. Böylece, dijital platform gelirlerinin içerik üretimine geri dönmesi ve sinema sektörü için dengeli bir katkı mekanizmasının tesis edilmesi amaçlanmaktadır.
Kanun teklifinin önemli hükümlerinden birisi de siber güvenlikle ilgilidir. Hatırlanacağı üzere, Siber Güvenlik Başkanlığı Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak 2025 yılında kurulmuştur. Bununla birlikte, siber güvenlikle doğrudan ilgili bazı görev ve yetkiler farklı kanunlarda yapılan atıflar nedeniyle Bilgi Teknolojileri Kurumunu işaret etmeye, farklı kurumların görev alanında yer almaya devam etmektedir. Yapılan düzenlemelerle alan adıyla internet altyapısının yönetimi, iletişimin tespiti ve analizi gibi siber güvenliğin ayrılmaz bileşenlerini oluşturan alanlardaki yetkiler BTK'den Siber Güvenlik Başkanlığına devredilerek bütüncül güvenlik yaklaşımı hayata geçirilmektedir. Bu şekilde kurumlar arasındaki görev, yetki çakışmasının giderilmesi ve siber güvenlik hizmetinin etkinliğinin artırılması amaçlanmaktadır.
Öte yandan, kanun teklifiyle, 200 bin öğretmenin istihdam edildiği özel öğretim kurumlarına uygulanan idari yaptırımlar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda hukuki öngörülebilirlik ve ölçülülük ilkeleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmekte; idari yaptırımlarda tekerrür süreye bağlanmaktadır. Ayrıca, milletlerarası özel eğitim kurumlarının mevzuata aykırı bir biçimde öğrenci kaydetmesinin önüne geçilmek ve bu yöndeki istismarları önlemek amacıyla yaptırımlar ağırlaştırılmaktadır.
Diğer yandan, Öğretmenlik Meslek Kanunu'yla getirilen yeni atama usulü doğrultusunda özel okullarda görevlendirilecek eğitim personelinden alan ve pedagojik niteliklere sahip olanların öğretmen olarak görevlendirileceği hüküm altına alınmaktadır.
Değerli milletvekilleri, teklif, ulaşım ve enerji altyapısı, trafik güvenliği, sivil havacılık ve kamu alımları gibi teknik ve stratejik konuları da içermektedir. Buna göre nükleer enerji santrali yatırımlarına damga vergisi ve katma değer vergisi istisnası sağlanmakta; santral yatırımlarına ilişkin belirli borçlanmalarda örtülü sermaye hesabında dikkate alınacak oran yüzde 50'den yüzde 25'e indirilmektedir.
Sivil havacılık faaliyetlerinde kurtarma ve yardım usulü, önleme talimatlarına uyma ve inme mecburiyeti şartları uluslararası anlaşmalara uyumlu hâle getirilmekte; sivil havacılık kurallarına uymayarak kabahat işleyen şirketlere ve tüzel kişilere verilecek idari para cezalarının alt ve üst sınırları gerçek kişilere oranla 5 kat artırılarak caydırıcılığın tesis edilmesi hedeflenmektedir.
Kamu alımlarında yerli malına tanınan fiyat avantajının mütekabiliyet esasına göre Avrupa Birliği ülkelerine de uygulanmasına imkân verecek şekilde Cumhurbaşkanına yetki verilmekte, böylece Türk şirketlerinin ihracat gücü korunarak olası pazar kaybının önlenmesi hedeflenmektedir.
Ayrıca, bütçe içi işletmeler tarafından gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımlarının Kamu İhale Kanunu kapsamındaki istisnası açıklığa kavuşturulmaktadır. Öte yandan motorlu taşıtlara uygulanacak ÖTV'nin belirlenmesinde taşıtların motor hacmi yanında çekiş sisteminin dikkate alınması sağlanmakta, aday sürücü belgelerinin iptal şartları da yeniden belirlenmektedir.
Kanun teklifiyle Sosyal Güvenlik Kurumu nakit açığının karşılanmasına yönelik aynı mahiyetteki devlet katkısı ve açık finansman kalemleri teke indirilerek bütçe kalemlerinin izlenebilirliğinin ve değerlendirme süreçlerinin etkinliğinin artırılması öngörülmektedir. Teklifle mahalli idarelerin aydınlatma ve enerji tüketim bedellerine yönelik sağlanan desteğin süresi 31/12/2030 tarihine kadar uzatılmaktadır. Genel bütçe vergi gelirleri paylarından yapılan kesinti oranları ise kamu maliyesindeki yükü dengelemek adına büyükşehirler ve il özel idareleri için yüzde 10'dan yüzde 30'a, diğer belediyeler için yüzde 5'ten yüzde 15'e yükseltilmektedir.
Teklifle ayrıca kara yolu, demir yolu ve denizcilik sektörlerinde uygulanan idari para cezalarına yönelik Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle oluşan yasal boşluğun doldurulması amacıyla cezaların alt ve üst limitleri kanunilik ilkesine uygun olarak
yeniden düzenlenmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifiyle 20 bin lira olan en düşük emekli aylığı 2026 yılının ilk altı ayında TÜİK tarafından açıklanan yüzde 17,76'lık enflasyon oranı dikkate alınarak 23.532 liraya yükseltilmektedir. Bilindiği gibi SSK ve BAĞ-KUR taban emekli aylıkları 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 55'inci maddesi uyarınca her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere bir önceki altı aylık döneme göre TÜİK tarafından açıklanan son yıllık tüketici fiyatları genel endeksindeki değişim oranına göre artırılmaktadır. Memur emekli aylıkları ise toplu sözleşme ve enflasyon farkı eklenerek belirlenmektedir. Aktif çalışma dönemlerinde kamu hizmetlerinin vatandaşlarımıza ulaştırılmasına, ülkemizin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sağlamış, prim ödeyerek refah içinde bir emekliliği hayal etmiş vatandaşlarımızın her birinin huzur içinde yaşayabileceği bir geçim seviyesine sahip olması temel hedefimizdir. Bu doğrultuda, aylıklarında yapılacak artışların da onların geçim standartlarına uygun ayrı bir endekse bağlı olarak belirlenmesini asgari refah seviyesinde geçim imkânı sağlayacak bir gelire ulaşmalarını ve bu yönde düzenleme yapılmasını gerekli görüyoruz. Parti olarak emeklilerimizin yaşam şartlarının kolaylaştırılması, haklı beklentilerinin karşılanması ve refah seviyelerinin daha da artırılması için gayret göstermeye ve onların yanında olmaya devam edeceğiz. Kanunun teklifiyle yapılan bir diğer önemli düzenleme ise tarihî ve köklü kurumlarımızdan PTT çalışanlarının istihdam şekilleri ile özlük haklarına ilişkindir. Bilindiği üzere, 2013 yılında 6475 sayılı Kanun'la PTT anonim şirkete dönüştürülmüştür. bununla birlikte bünyesinde idari hizmet personeli 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi memur ve İş Kanunu'na tabi işçi statüsünde personel bulunması, benzer işler yaptığı hâlde çalışanların mali ve sosyal haklarında farklılıklar oluşmasına, iş barışının olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur. Düzenlemeyle PTT'deki parçalı istihdam yapısına son verilerek statü karmaşasının giderilmesi ve personel rejiminin yeknesaklığın sağlanması hedeflenmektedir. Bu şekilde, işçiler hariç olmak üzere, PTT personelinin idari hizmet sözleşmesiyle istihdam edilmesi öngörülmekte, idari hizmet sözleşmeli personelin doğrudan yeni statüye intibak ettirilmesi, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi memur ve sözleşmeli personelin ise yapacakları başvuruya bağlı olarak başka kurumlara nakledilmesi öngörülmektedir. Kuşkusuz bu süreçteki temel endişe, personelin istihdam güvencesi ile mali ve sosyal haklarının korunması meselesidir. Somut ve geçerli bir gerekçeye dayanmayan işten çıkarılmaları önlemek ve çalışanların mağduriyetine yol açmamak amacıyla ilgili hükümde düzenleme yapılması yahut 657 sayılı Kanun hükümlerine atıf yapılarak bu yöndeki tereddütlerin giderilmesi yerinde olacaktır.
Teklifle yapılan bir diğer düzenleme de daire başkanı, il ve bölge müdürü gibi kadrolara atanabilmek için aranan hizmet süresi şartının yükseltilmesine yöneliktir. Değişiklikle kamuda daire başkanı ve denk yönetici kadrolara yapılacak atamalarda aranan hizmet süresi şartı beş yıldan on yıla çıkarılmakta, kamu hizmetinin esas olmasıyla liyakatle birlikte kurumsal hafızanın geleceğe taşınması da mümkün hâle gelmektedir.
Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, siyaseti toplumsal meselelerin çözüm yolu olarak görüyoruz. Üreten, istihdam yaratan, üretilen değerden herkesin adil pay almasını mümkün kılan, nimette ve külfette eşitliği esas alan bir ekonomik ve sosyal düzenin temin edilmesini hedefliyoruz. İşçinin, memurun, emeklinin, esnafın, çiftçinin, sanayicinin, yardıma muhtaç insanlarımızın her şartta yanında olmayı sürdürüyoruz. Milletimizin her sorununun bizim sorunumuz, bu sorunlara çare ve çözüm bulunacak adresin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu düşünüyoruz. Görüştüğümüz kanun teklifiyle yapılan düzenlemelerin de vatandaşlarımızın huzur ve refahının artırılmasına, kamu düzeninin ve kamu gelirlerinin sağlam temellere dayanmasına, ülkemizin eğitim, sağlık ve güvenlik gibi temel hizmetlerin iyileşmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye, doğal ve beşerî kaynak potansiyeliyle, güçlü kurumsal kapasitesiyle ve demokrasi tecrübesiyle büyüyen, güçlenen, sözüne güvenilen, millî geliri 1,6 trilyon dolara, kişi başına düşen millî geliri ise 18 bin dolara çıkan büyük ve güçlü bir ülkedir ve Cumhur İttifakı birlikteliğinde aşılamayacak hiçbir sorunumuz da bulunmamaktadır. İnanıyoruz ki geleceğimiz aydınlık, yarınımız bugünden daha iyi olacaktır. Millî birlikle, sarsılmaz irade ve kararlılıkla Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa edecek lider ülke Türkiye ülkümüzü gerçekleştireceğiz. Bu düşüncelerle, kanun teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, sizleri ve bizi takip eden muhterem vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)