| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA FATİH DÖNMEZ (Eskişehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzda görüşülmekte olan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyor; alacağımız kararların aziz milletimiz, dost ve kardeş Somali halkı ile bölgemizin huzur ve istikrarı açısından hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüştüğümüz tezkereyi yalnızca bir dış politika veya güvenlik meselesi olarak değerlendirmek eksik bir yaklaşım olacaktır. Önümüzde duran bu tezkere, aynı zamanda, Türkiye'nin son yirmi dört yılda adım adım inşa ettiği enerji ve güvenlik vizyonunun, Afrika açılımının ve küresel ölçekte artan etkinliğinin de önemli bir yansımasıdır. Artık devletlerin gücü yalnızca sahip oldukları askerî kapasiteyle ya da ekonomik büyüklükleriyle ölçülmüyor. Enerjiye erişim kabiliyeti, arz güvenliği, kaynak çeşitliliği ve enerji diplomasisi; bütün bunlar ülkelerin millî güvenlik stratejilerinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş durumdadır. Son yıllarda yaşadığımız gelişmeler bunu açıkça göstermektedir. Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa'da yaşanan enerji krizi, Orta Doğu'da devam eden çatışmalar ve buna bağlı olarak çok yüksek seviyelere ulaşan petrol ve doğal gaz fiyatları, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde uluslararası ticareti tehdit eden gelişmeler hâline gelmiştir. İşte, tam bu nedenle Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde enerji ve güvenlik alanında günü kurtaran politikalar değil gelecek nesilleri güvence altına alacak uzun vadeli ve stratejik bir vizyon ortaya koymuştur. Maalesef, bu vizyonu kavramakta zorlananlar, her büyük adımı eleştirilmekle meşgul olurken Türkiye hedeflerine emin adımlarla yürümeye devam etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afrika'nın 21'inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması ve küresel sahnede ağırlığı giderek artan bir aktör olması beklenmektedir. Pek çok alanda hızla gelişen kıtanın barındırdığı ekonomik ve ticari potansiyel ile jeopolitik ağırlığı birçok ülkeyi ve yatırımcıyı son yıllarda Afrika'ya çekmeye başlamıştır. Kıta nüfusunun yüzde 60'ı 25 yaşın altındadır. 2030 itibarıyla Afrika'daki genç nüfusun tüm dünyadaki genç nüfusun yüzde 42'sini oluşturması beklenmektedir. Söz konusu potansiyel doğru şekilde yönetildiği takdirde Afrika kıtasının ve dünyanın ekonomik büyümesine çok önemli katkıları söz konusu olabilecektir. Türkiye'nin Afrika'ya bakışı günübirlik çıkar hesaplarına dayanan bir dış politika anlayışının değil, ortak tarih, karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve birlikte kalkınma ilkelerinin üzerine inşa edilmiş, uzun soluklu bir perspektifin ürünüdür.
Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde son yirmi dört yılda hayata geçirilen Afrika açılımı bugün ülkemizin en başarılı dış politika hamlelerinden biri hâline gelmiştir. Bir zamanlar sınırlı diplomatik temsille yürütülen ilişkilerimiz bugün kıtanın dört bir yanına yayılan büyükelçilik ağımız, düzenli olarak gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri, Türk Hava Yollarının Afrika'yı dünyaya bağlayan uçuş ağı, TİKA'nın eğitimden sağlığa, tarımdan altyapıya uzanan kalkınma projeleri, AFAD ve Kızılayın insani yardım faaliyetleri, Maarif Vakfının eğitim yatırımları, Yunus Emre Enstitüsünün kültürel çalışmaları ve sivil toplum kuruluşlarımızın gönül köprüleriyle daha güçlü bir zemine kavuşmuştur. İnanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda Türkiye-Afrika ilişkileri önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, güvenlik, teknoloji, ulaştırma ve savunma başta olmak üzere her alanda daha da derinleşecek, Türkiye Afrika'nın kalkınma yolculuğunda en güvenilir ortaklardan biri olmaya devam edecektir.
Sayın milletvekilleri, tam da bu noktada, Somali'yle kurduğumuz stratejik ortaklığın anlamını doğru okumamız ve anlamamız gerekiyor. Bu ilişki zor zamanlarda uzatılan bir dostluk elinin üzerine inşa edilmiştir. Türkiye Somali'ye sadece bugün gitmedi, Somali'nin en zor günlerinde de oradaydı; insani yardımlarıyla oradaydı, altyapı projeleriyle oradaydı. Bugün ise bu dostluk ekonomik iş birlikleriyle, enerji alanındaki ortak projelerle ve stratejik yatırımlarla daha da güçlü bir zemine oturmaktadır.
Ülkemizce 2011 yılından bugüne kadar Somali'ye 1 milyar doları aşkın yardım yapılmıştır. Somali, insani ve kalkınma yardımlarımız açısından Afrika'da 1'inci sıradadır. İşte, bu yaklaşım, Türkiye'nin Afrika vizyonunun en belirgin özelliğidir. Biz, hiçbir zaman yer altı kaynaklarını alıp geride yoksulluk bırakan anlayışın temsilcisi olmadık. Biz, gittiğimiz her coğrafyada önce insanı merkeze koyduk, önce güveni inşa ettik, gönül köprüleri kurduk, ticareti geliştirdik; sonra da yatırımları büyüttük.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Somali'nin güvenliği ve istikrarı yalnızca Somali halkı için değil Aden Körfezi, Arap Denizi ve Hint Okyanusu havzasının güvenliği ve istikrarı açısından da büyük önem taşımaktadır. Bugün görüşmekte olduğumuz tezkereyle amaçlanan, Somali'nin terörizm, deniz haydutluğu, silahlı soygun, yasa dışı balıkçılık, kaçakçılık ve diğer tehditlerle mücadelesine destek olmaktır. Bununla birlikte, hedefimiz, yalnızca güvenlik alanında geçici bir destek sunmak değildir; Somali savunma ve güvenlik kuvvetlerinin kapasitesinin geliştirilmesi, ülkenin kendi güvenliğini sağlayabilecek kurumsal ve operasyonel kabiliyete ulaşması ve deniz yetki alanlarında güvenlik ve kontrolün tesis edilmesi iş birliğimizin temel unsurlarıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Somali'nin talebi ve iki ülke arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde Somali'nin güvenliğine katkı sunmaya devam edecektir. Bu katkı, terörle mücadeleden deniz güvenliğine, yasa dışı faaliyetlerin önlenmesinden Somali güvenlik güçlerinin kapasitesinin geliştirilmesine kadar geniş bir çerçeveyi kapsamaktadır.
Türkiye, Somali'nin yanında dururken yalnızca bir ülkenin güvenliğine değil bölgesel istikrara, uluslararası deniz güvenliğine ve ortak ekonomik menfaatlere de destek sağlamaktadır. Bugün gelinen bu noktada hedef, Somali'nin kendi güvenliğini sağlayabilecek kapasiteye ulaşmasıdır; Türkiye'nin desteği de tam olarak bu anlayışa dayanmaktadır. Bu anlayışla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerimiz çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, Somali'nin terörizm, deniz haydutluğu, yasa dışı balıkçılık, kaçakçılık ve diğer tehditlerle mücadelesine destek vermeye devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz iki yıl içerisinde Somali açık denizlerinde yürütülen çalışmalar ülkemizin ulaştığı teknik kapasiteyi de bütün dünyaya göstermiştir. Kendi sismik araştırma gemimizle Somali açık denizlerinde üç boyutlu sismik çalışmalar başarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar, Somali tarihinde gerçekleştirilen ilk üç boyutlu açık deniz sismik araştırması olmasının yanı sıra Türkiye'nin kendi kara suları dışında operatör olarak yürüttüğü ilk açık deniz projesi olmuştur. Bu, son derece kıymetlidir çünkü burada yalnızca veri toplanmamıştır; burada, Türk mühendisliği sahaya çıkmıştır, Türk teknolojisi sahaya inmiştir, Türk denizciliği sahaya çıkmıştır, Türk enerji sektörü uluslararası ölçekte önemli bir sınav vermiştir. Hamdolsun, bu sınav başarıyla sonuçlanmıştır.
Somali'nin ilk derin deniz arama kuyusu olarak planlanan CURAD-1 Kuyusu'nda çalışmaların devam ediyor olması iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından son derece anlamlıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bir hususun daha altını özellikle çizmek istiyorum: Enerji yatırımları kısa vadeli yatırımlar değildir; bugün atılan bir adımın neticesini bazen yıllar sonra alırsınız, bazen ilk sondajda sonuca ulaşırsınız, bazen onlarca kuyu açmanız gerekebilir ama önemli olan aramaktan vazgeçmemektir çünkü aramayan bulamaz, risk almayan kazanamaz. Artık başkalarının keşfettiği kaynaklara talip olan değil kaynağı bizzat arayan, bulduğu kaynağı üreten, teknolojisini geliştiren, uluslararası enerji projelerinde öncü rol üstlenen bir Türkiye vardır.
Bugün görüştüğümüz bu tezkereyi izin belgesi olarak görmek de hata olur. Bu tezkere, Türkiye'nin iş ve güvenlik diplomasisine duyulan güvenin tezkeresidir, Türk mühendisine duyulan güvenin tezkeresidir, Türk denizcisine duyulan güvenin tezkeresidir; her şeyden önemlisi, Türkiye'nin küresel ölçekte üstlenmeye başladığı yeni rolün tezkeresidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir dönem yalnızca ithal ettiği enerjiyle kalkınmaya çalışan bir Türkiye vardı; küresel enerji piyasalarında yaşanan gelişmeleri uzaktan izleyen, fiyat dalgalanmalarının doğrudan etkisi altında kalan bir Türkiye vardı; bugün ise bambaşka bir noktadayız. Karadeniz'de tarihimizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştiren, Gabar'da yıllarca "Ulaşılamaz." denilen petrolü milletimizin hizmetine sunan, dünyanın en modern sondaj ve sismik araştırma filolarından birine sahip olan, yenilenebilir enerji yatırımlarında Avrupa'nın öncü ülkeleri arasında yer alan bu başarılar kendi kendine ortaya çıkmamıştır; bu başarıların arkasında güçlü bir siyasi irade, kararlı bir devlet aklı ve uzun yıllara yayılan istikrarlı bir enerji politikası bulunmaktadır. AK PARTİ hükûmetleri hep şu anlayışla hareket etti: Enerji sadece tüketilen bir emtia değildir; enerji kalkınmadır, üretimdir, istihdamdır, sanayidir ve teknolojidir; her şeyden önemlisi, enerji bağımsızlıktır. Bugün, gelişmiş ülkelerin enerji politikalarına baktığımızda, dünyanın neresinde stratejik bir enerji kaynağı varsa orada yatırım yapıyor, ortaklık kuruyor, teknoloji geliştiriyor ve diplomatik ilişkilerini enerji ekseninde güçlendiriyorlar çünkü artık enerjiye sahip olmak kadar enerjiye erişim imkânına sahip olmak da stratejik güç anlamına geliyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Akdeniz'in iki yakasını buluşturan Türkiye ile Afrika arasındaki coğrafi mesafe... Güçlü iş birliğimizle enerji arayan, ortak yatırım yapan, bilgi ve teknoloji paylaşan Türk mühendisliğini, Türk girişimciliğini ve enerji sektörünü dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyan bir ülkeyiz. Bu anlayışla, son yıllarda Azerbaycan'dan Irak'a, Libya'dan Türkmenistan'a, Afrika'dan Orta Asya'ya kadar geniş bir coğrafyada geliştirilen iş birlikleri Türkiye'nin sadece bugünkü ihtiyaçlarını değil gelecek nesillerin arz güvenliğini de teminat altına almayı hedeflemektedir. Unutmayınız ki bu tezkere, bir ülkeyle yapılan teknik bir iş birliğinin değil Türkiye Yüzyılı vizyonunun, küresel ölçekte etkin bir Türkiye idealinin önemli bir yansımasıdır. Elbette, Gabar'da elde ettiğimiz üretim ülkemizin enerji bağımsızlığı yolunda önemli bir dönüm noktasıdır. İşte, bugün görüştüğümüz tezkereyi de bu perspektifle değerlendirmek durumundayız. Ulusal petrol şirketleri sadece kendi ülkelerinde faaliyet göstermiyor; dünyanın dört bir yanında arama yapıyorlar, yeni rezervler keşfediyorlar, teknoloji geliştiriyorlar, ortaklık kuruyorlar. Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alan Sayın Namık Tan'ın 1'inci tezkereyle ilgili ifadelerini bir kez daha hatırlatmak ve bugün ifade ettiği sözleri buradan dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bundan iki yıl önce mavi vatanı "masal" olarak tanımlamıştınız, "macera" olarak tanımlamıştınız ama bugün Özden Örnek'i örnek göstererek mavi vatan vurgusuna özellikle dikkat çektiniz; bu gelişme önemli bir gelişme. İnşallah, bir sonraki tezkerede bugün eleştirdiğiniz konulara da destek çıkacağınızı ümit ediyoruz.
Sözlerime son verirken şunu bir kez daha ifade etmek isterim: Bir zamanlar başkalarının çizdiği enerji haritalarında kendine yer arayan bir Türkiye vardı, bugün ise kendi gemileriyle denizlere açılan, kendi mühendisleriyle yeni ufuklara yürüyen, dost ve kardeş ülkelerle birlikte yeni enerji havzaları oluşturan, enerji diplomasisinde sözü dinlenen bir ülke var. Biz inanıyoruz ki Türkiye Yüzyılı savunmada yükselen, ekonomide güçlenen, teknolojide öncü olan Türkiye'nin enerjide de söz sahibi olduğu bir yüzyıldır.
Bu düşüncelerle, görüşmekte olduğumuz Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin ülkemiz, dost ve kardeş Somali halkı ve bölgemizin barış, huzur ve istikrarı için hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)