| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Somali tezkeresi üzerine Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce orada büyükelçilik de yapan değerli vekilimizin anlattığı çerçevede Somali'nin önemi, bölgenin, Kızıldeniz'in, Aden Körfezi'nin önemi gerçek manada Türkiye'nin on yılı aşkın zamandan beri orada yapmaya çalıştıklarını değerli buluyor ve bu anlamda bu tezkerenin mutlaka eksikleri varsa giderilmeli ve bundan önce yapılan yanlışlar varsa onlar da ortadan kaldırılmalı diyerek önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Tabii, dünya nereye evriliyor sorusunun cevabını bir kere daha dikkatlice düşünmemiz gerekir. Artık üçüncü dünya savaşı başladı mı sorularını çok sormuyoruz. Üçüncü dünya savaşının çoktan başladığını, aslında ticaret yolları üzerinden bu savaşın devam ettiğini hatta küresel güçlerin kendi aralarında arkabahçe paylaşımı yaptıklarını, Çin'in Tayvan üzerinde, Rusya'nın Ukrayna üzerinde, Amerika'nın Orta Doğu, Latin Amerika üzerinde yaptıklarına karşı birbirlerini anladıklarını -tırnak içinde söylüyorum- bunu net olarak görüyoruz ve kimse bir diğerinin arka bahçesinde neler oluyor, onunla pek ilgilenmemeye başladı yani artık üçüncü dünya savaşının tam da içinde tam da merkezinde bir yerlerdeyiz.
Bu çerçevede, geçtiğimiz temmuz ayında daha doğrusu 7 8 Temmuzda NATO Liderler Zirvesi yapıldı. Tabii, bu Liderler Zirvesi'yle alakalı Türkiye'nin organizasyon kabiliyeti, oradaki liderlere ev sahipliği yapması, bütün bunlar değerli, önemliydi ancak bütün kamuoyuna Türkiye'nin sadece organizasyon kabiliyetiyle ilgili boyutların gündeme gelmesi gerçekten çok acıydı. NATO toplantısında neler oldu? Neler tartışıldı? Dünyanın geleceğini, Türkiye'nin geleceğini, bölgemizin geleceğini belirleyen kararların alınması muhtemel bir toplantıydı. Ne oldu da biz bu toplantıda sadece işte, liderlerin protokol görüntüleri, eşlerin gündemi, kırmızı sahada yürümesi, bütün bunları konuştuk. Yani, bütün bunlarla beraber NATO zirvesinde sadece akıllarda kalan şu anda oradaki magazinsel tartışmalar oldu.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin NATO üyesi olmasının arkasında yatan gerçek 1952 yılında Sovyetler Birliği'nin yakın tehlike, Amerika'nın uzak tehlike olması, o denge içerisinde mutlaka bir yerde işbirliği yapma zorunluluğundan dolayı Amerika'yla yürütülen işbirliğiydi ama 52'den sonra hem darbeler aracılığıyla hem diğer meselelerle tamamen Türkiye'nin kuşatıldığını gördük ve bu kuşatılma son çerçevede şöyle bir noktaya geldi: Biliyorsunuz, hem de Trump Türkiye'de zirvenin içindeyken yanı başımızda 1639'dan beri sınır ihtilafı yaşamadığımız, çeşitli sorunlarımızın olduğu, hâlihazırda menfaat farklılıklarının bulunduğu İran'a saldırı emri vererek bir anlamda el bombasının pimini çekti, bölgeye bıraktı, gitti, hem de burada yaptı ve bununla ilgili biz doğru düzgün bir eleştiride bulunmadık, bununla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmadık, bu çelişkiyi bir türlü tam olarak ifade edemedik. Amerika ile Avrupa arasında bir rekabet var. Amerika ve Avrupa şu anda NATO'ya mali destek noktasında çok büyük ayrışmalar yaşıyorlar. Trump özellikle gayrisafi yurt içi hasılada yüzde 5'e artırılmasını istiyor ve burada yüzde 3,5'un ekipman alımında kullanılmasını istiyor ve ekipmanın tamamının neredeyse Amerika'dan alınmasını talep ediyor, yüzde 1,5'un da ülkelerdeki savunma harcamalarında yapılmasını istiyor. Bu durumda Avrupa ile Amerika arasında bir rekabet var ama tam da Avrupa'yla daha yakın ilişkiler kurma, Avrupa'nın güvenlik kaygılarını giderebilecek adımlar atma imkânı varken biz Trump'ın önceliklerine göre bölgeye bakmak durumunda kalıyoruz.
Değerli arkadaşlar, gerçekten NATO sizce ortak akılla mı yönetiliyor yani Venezuela'ya saldıran, NATO'dan destek isteyen, İran'a saldıran, NATO'dan destek isteyen, gittiği her yere kan ve gözyaşı götüren Amerika'nın NATO'da ortak akılla hareket ettiğini söyleyebilir miyiz? "Ben savunma harcamalarının yüzde 67'sini yapıyorum, dolayısıyla istediğim gibi hareket ederim." diyen bir Amerika'nın olduğu yerde bizim tam anlamıyla Trump'la hareket ederek, onun önceliklerine göre hareket ederek adım atmamız ne kadar doğru olur? "Kolektif güvenlik, ortak irade" vurguları yapıldı ama uluslararası krizlere bakıldığında, tamamen Amerika'nın önceliklerine göre hareket edildiği net olarak ortada. Ben burada bazı kaygılarımı dile getirmek istiyorum. Bu kaygılarımın da... Hani kamuoyunda çok da tartışıldı. Benim sorum şu değerli arkadaşlar: Türkiye'nin güvenlik endişelerinde birinci sıra kim yani şu anda Türkiye yakın tehlike olarak kendisine en önemli tehdidin nereden geleceğini düşünüyor? Rusya mı? Görünürde öyle bir tehlike yok. Peki, Orta Doğu'da bu tehlike varsa en yakın tehlike nereden gelecek? İsrail'den gelecek. Türkiye NATO zirvesinde ne yaptı? Gitti, F-35'ler, F-16'lar, CAATSA yaptırımların kaldırılması; bunlar değerli, önemli. Peki, F-35'lerin yaptırımları, Türkiye'ye verilmiş olması neticesinde İsrail'le Allah korusun, yarın bir karşı karşıya geldiğimizde F-35'lerin bizim işimize yarayacağına dair bir kanaate sahip misiniz? Bu endişeleri nasıl gidereceğiz?
Ayrıca, bir de Adana'da bir kolorduda NATO'ya devredilen bir birlikten bahsediliyor. Şimdi, İsrail bizim için tehditse, İsrail'le yakın zamanda bir tehlike, bir çatışma içerisine gireceksek Adana gibi önemli bir stratejik noktaya, kumandanı Türk olsa dahi oraya bir NATO birliğini yerleştirmek ne anlama geliyor? Ben soru soruyorum sadece. Nasıl yorumlayacağız bunu? Sonra, yine, Trump'ın önceliklerine göre hareket ediyoruz diyorum ya, bir kafa karışıklığı da yaşıyoruz. O kafa karışıklığı nedir? Şimdi, Beykoz'a gidin, Beykoz'da İngiliz ve Fransızlarla beraber kurulan bir NATO unsuru var. Kurulan unsurun merkezinde Ukrayna Gönüllüleri Koalisyonu. Ukrayna Gönüllüleri Koalisyonu, elbette Ukrayna'ya yapılan saldırıların karşısında olduğumuzu, 2014'te Kırım'ın ilhakının karşısında olduğumuzu, Türkiye'nin elbette bu bölgede, Karadeniz'de önemli bir güç olduğunu bilerek söylüyorum. Ukrayna'dan Amerika desteğini çekti, NATO desteğini çekti. En son, 7-8 Temmuzda alınan kararla beraber 70 milyar dolarlık yardımın özellikle Kanada ve Avrupa tarafından yapılmasının kararları alındı ve Türkiye tam da bu noktada, tam bir denge politikası götürmesi gerekirken, tam da bölgede etkinliğini artırma ihtimali daha da güçlenmişken Ukrayna'nın Gönüllüler Koalisyonu gibi, Adana'da bu kolordu kararının alınması gibi adımlarla ne yapmaya çalışıyor?
Şimdi, Rusya Türkiye'yle ilişki kurarken NATO üyesi bir Türkiye'yle ilişki kurduğunu biliyor mu? Evet. Çin Türkiye'yle ilişki kurarken NATO üyesi bir Türkiye'yle ilişki kurduğunu biliyor mu? Evet. Bu bölgesel güç olma potansiyeli varken, hem NATO'yla hem de Amerika'yla ilişki geliştirme kabiliyetimizin olduğu herkes tarafından bilindiği hâlde biz neden rotayı sadece Amerika üzerinden yürütmeye çalışıyoruz? Amerika'nın yapmaya çalıştıklarını, Amerika'nın ortaya koymaya çalıştıklarını görmüyor muyuz arkadaşlar? Açıklamalar yapıyor Millî Savunma Bakanlığı "Emir komuta bizde olacak." vesaire diye yani tabii ki bizde olsun da hani son tahlilde eğer bizim güvenlik endişelerimizde İsrail birinci sıradaysa Adana'daki NATO karargâhı kime hizmet edecek? Bunun cevabını vermemiz gerekir. Bu bölgede doğru bir şekilde büyük strateji üretebilmemiz için bizim başka bir şeyler yapmamız lazım değerli arkadaşlar.
Şu anda, 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı Operasyonu'ndan sonra güvenlik iyice değişti, dengeler değişti. Amerika'nın İran'da, Hürmüz'de yapmaya çalıştıklarını görüyorsunuz, görüyoruz, yakından takip ediyoruz. Böylesine bir atmosferde bizim tam da komşularımızla, İslam dünyasıyla, diğer bölge ülkeleriyle, bir taraftan Batı'yla doğru bir zeminde ilişki yürütürken, diğer taraftan yönümüzü bu topraklarda diğer komşularımızla da doğru tarif etmemiz mümkünken şu anda dikkat ediyorsanız makas açılıyor, makas açılıyor ve bu tehlikeli bir açılış arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Bu açılışı doğru yönetemezsek yani son tahlilde biz bu bölgede bu denge üzerine bir yol haritasını ortaya koyamazsak, dış politikamızı sadece Amerika'dan alacağımız F-35'lerle, F-16'larla kendimizce kendi güvenliğimizi sağlayacağımızı düşünerek hareket edersek bu süreci yönetemeyiz, yürütemeyiz. Amerika bir oyun kuruyor, Amerika ne kurduğu oyunda arka bahçe paylaşımı var. Türkiye hiçbir zaman Amerika'nın arka bahçesi olamaz. Amerika'da böyle niyetler var.
Son olarak da şunu söyleyeyim: Amerika'da biliyorsunuz Joe Kent diye bir isim vardı, Terör Komisyonu Başkanıydı istifa etti. İstifa etmeden önce bir cümle kurdu. Bu en önemli bürokratlarından birisiydi Trump'ın. Dedi ki: "Biz NATO'dan ayrılmayı yarın Türkiye ile İsrail karşı karşıya geldiğinde İsrail'e daha kolay destek verebilmek için tartışıyoruz." Ben de bunu sizlere arz ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)