| Konu: | Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yılına, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in geçen hafta yaptığı bir açıklamaya ve kırk gün önce Alanya’daki bir otelde yaşanan olaya ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin, özgürlüğünün ve onurlu direnişinin simgesi olan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı idrak ettik. Kıbrıs Barış Harekâtı'mızın 52'nci yılı kardeş Kuzey Kıbrıs Türk halkına, Türkiye'mize ve dünyadaki bütün Türklere kutlu olsun. 20 Temmuz 1974 sadece bir askerî harekât değildir. 20 Temmuz, zulme karşı vicdanın, katliama karşı insanlığın, esarete karşı hürriyetin adıdır. 20 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türkünün canını, namusunu ve geleceğini koruduğu tarihî bir dönüm noktasıdır.
Bu vesileyle, dönemin iki önemli lideri ve bu muhteşem zaferin tartışılmaz iki kahramanı merhum Ecevit'i ve merhum Erbakan'ı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Yine, Kıbrıs'ta yıllarca yaşanan zulme kahramanca direnmiş, Kıbrıs Türk halkını dimdik ayakta tutmuş, her an yanı başında olmuş, liderlik etmiş merhum Rauf Denktaş'ı ve merhum Doktor Fazıl Küçük'ü rahmet ve minnetle yâd ediyorum. Özellikle, 1963 ve 1974 yılları arasında adada Rumların vahşetine ve zulmüne karşı kahramanca direnen mücahitlerimizi saygıyla anıyor, şehit olanlara Yüce Allah'tan rahmet diliyorum. Yine, Barış Harekâtı'nda şehit düşen askerlerimize Allah'tan rahmet diliyor, gazilerimizi de hürmetle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, geçen hafta Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin bir açıklama yaptı ve yaptığı açıklamada sosyal medyadan çok önemli mesajlar verdi, dedi ki: "Biz çok hassasız. Çocuklarımızın, gençlerimizin gittiği yerlerde iş sağlığı ve iş güvenliği açısından bütün güvenlik tedbirlerini alıyoruz. Herhangi bir işletmeyle protokol imzalamadan önce her türlü çalışmayı yapıyoruz, her türlü önlemi alıyoruz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, valiliklerimiz en titiz şekilde çalışıyor. Çocuklarımızı MESEM Projesi çerçevesinde gönderdiğimiz iş yerlerinde koruyoruz, kolluyoruz; onların her türlü emaneti bizdedir." Bunu bir hafta önce söyledi Sayın Bakan. Biraz sonra, vicdanları çok yaralayacak iki fotoğraf göstereceğim size ama ona geçmeden önce bazı rakamları paylaşmak istiyorum. Bu rakamlar Sayın Bakanın bu ifadeleri kullandığı bu ülkede yaşandı, bu ülkenin gerçeği bunlar. 500 bin öğrencimiz var şu anda MESEM Projesi'nde iş yerlerinde çalışan, aile bütçesine ufak tefek katkı sağlayan, hayata hazırlanan; en azından biz öyle olduğunu zannediyoruz. Bu çocukların yüzde 55'i yoksul oldukları için, fakir oldukları için bu projelere dâhil oldular, yüzde 40'ı da eğitim başarısı yeterli olmadığı için bu projelere dâhil edildiler; en azından elimizdeki rakamlar böyle. Peki, bu projelerde bugüne kadar neler oldu? Bakın, değerli arkadaşlar, ben size 2026 ilk beş ayının rakamlarını vereyim; tam 24 çocuk işçimiz -bir daha söylüyorum, bu rakamı telaffuz etmek çok kolay ama gidin o çocukların ailelerine sorun, o çocukların çektiği acılara gidin bir bakın- tam 24 yavrumuz bu projeler çerçevesinde, ne yazık ki iş cinayetlerinde hayatını kaybetti ve maalesef bu ay içerisinde 7 çocuğumuz hayata veda etti yine iş cinayetlerinde. Rakamlara baktım, 2013-2026, on üç yıl içerisinde tam 862 yavrumuz, bir daha söylüyorum, 862 yavrumuz iş cinayetlerinde hayatını kaybetti ve biz bunu konuşurken sadece bir rakammış gibi telaffuz ediyoruz. Müteaddit defalar bu çatının altında bu iş cinayetlerini gündeme getirdik ama ne yazık ki iktidardan zerre kadar ilgi, zerre kadar hassasiyet görmedik ki bu Meclis kendi çocuklarına bayram hediye etmiş gazi bir Meclistir; böyle bir Meclisin çatısı altında çocuk cinayetlerini konuşuyor olmak hakikaten bizim için büyük bir üzüntü kaynağı.
Evet, geçtiğimiz günlerde, bundan tam kırk gün kadar önce Antalya'da çok vahim bir çocuk cinayeti işlendi. Nerede biliyor musunuz? Delphin Deluxe Resort Alanya, burada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Gördüğünüz gibi bu otelin reklamları Sayın Bakanın yani Kültür ve Turizm Bakanının ETS Şirketi tarafından yapılıyor. Burada tam kırk gün önce çok vahşice bir çocuk cinayeti işlendi. Ne oldu biliyor musunuz? Yine, Millî Eğitim Bakanlığına emanet edilmiş 2 yavrumuz, şu çocuklar... Bütün Türkiye bu fotoğrafları görsün, bu çocukları anneleri Millî Eğitim Bakanlığına emanet etti, "Al ey Bakanlık, devletime bu yavruları emanet ediyorum." dedi. Ve bu çocuklar bulundukları ilden kalktılar, Alanya'ya kadar gittiler, bu otelde eğitim almaya başladılar. Kimin denetiminde? Devletin denetiminde, nezaretinde ve gözetiminde; işte, bu pırıl pırıl yavrular. Ve bu otel, bu zengin otel, bu varlıklı otel, bu fotoğraflarda görmüş olduğunuz milyarlık otel bu çocukları nereye koydu biliyor musunuz? Bir konteynere koydu, 4 çocuğu bir konteynere koydu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bundan kırk gün önce bu otellerin konteynerinde bir yangın çıktı ve bu yangında devletin emanetindeki bu çocukların 4'ü de yandı. Yoğun bakımdaydılar tam kırk günden beri. İçinizde yanık tedavisi yapmış hekim olduğunu zannetmiyorum. Ben ömrümü yanık tedavisine vermiş bir genel cerrahi uzmanıyım; yanığın ne kadar büyük acı, ne kadar büyük ızdırap verdiğini en iyi bilenlerdenim. Ve bu 2 yavrumuz alevlerin arasında can verdi. Kırk gün uğraştılar, yoğun bakımda kırk gün hayata tutunmak için direndiler ve ne yazık ki, devlete emanet edilmiş bu yavruların 2'si, yine devletin koruması ve kontrolü altında olması gereken bu yavruların bulunduğu yerde çıkan yangınlarda hayata veda etti. Sayın Bakandan herhangi bir açıklama yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu kadar çocuk hayatını kaybetmiş, Millî Eğitim Bakanından bir tek kelime açıklama yok, Turizm Bakanından bir tek kelime açıklama yok. Niye açıklasın ki; kendisi Kartalkaya Oteli'nde 76 kişinin can verdiği o yangının olduğu saatlerde, cesetler dışarıya taşınırken Marriott Hotel'de keyfine bakıyordu! Böyle bir Bakandan böyle bir vahim olay karşısında bir cevap vermesini, vicdanının sızlamasını mı bekleyeceğiz! Buradan her iki Bakana da sesleniyorum: Siz bu ülkede Bakanlık yapamazsınız! Bu ülkenin çocukları size emanet edilmiş, alevlerin arasında can verirken bu kadar suskun, bu kadar sessiz ve cevap vermiyorsanız, hesap vermiyorsanız ikiniz de bu ülkede Bakanlık yapamazsınız! Bu çileli annelere ne söyleyeceksiniz şimdi? On üç yıl içerisinde 900'e yakın çocuğumuz bu iş cinayetlerinde hayata veda etmiş, devlete emanet edilen yavruların her biri hayata veda etmiş, her ay 7-8 çocuğumuz hayata veda etmiş ve bu ülkenin Bakanları hiç durmadan propaganda yapıyor. Görevlerinin başına dönmeleri için buradan çağrı yapıyorum ve elinizi vicdanınıza koyun diyorum.