| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
GÖKÇE GÖKÇEN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 19'uncu madde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairesi kararlarına karşı itiraz yetkisini ve süresini düzenliyor. Paketin bütününün aksine burada hızlandırma değil yavaşlatma var. Sürenin başlangıcı fiilen geciktirilmiş, süre de bir aydan üç aya çıkarılmış durumda. Herhangi bir etki analizi sunulmamış. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bülent Yenigün'ün Adalet Komisyonunda paylaştığı bazı görüşler ve yaklaşık rakamlar üzerinden bir çalışma yapılıyor. İşin özeti, yargıda çok iş yükü var. Bu yükün altından kalkılamadığı için ekstra süre isteniyor. Bu yapılırken de teklifin ilk hâlindeki madde 27'de olduğu gibi görevsizlik kararları itiraz yetkisinin dışında tutuluyor. Madde 27'de ne getirilmişti? Yargıtayın görevsizlik sebebiyle bozma yetkisi geri alınmak istenmişti. Geri çekilmesi elbette isabetli fakat tam da Türkiye gündeminin merkezindeki mutlak butlan davası sürerken bu maddenin ilk başta getirilmeye çalışılmış olması bile bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır. Hatırlatalım ki Cumhuriyet Halk Partisinin başına atanan kayyum, görevsiz bir mahkemenin hukuksuz bir kararıyla oraya getirilmiştir ve dosya Yargıtay önündedir. Madde 27 geri çekilmiş olmasına rağmen madde 19'da bu görevsizlik kararı istisnasının tutulmasının da nasıl bir mantığı var, anlaşılmıyor.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta Silivri'de İBB duruşmalarının ilk bölümü tamamlandı. Televizyonlarda söylenen yalanların iddianameye bile yazılamadığı, gizli tanıklar arasında oyuncu değişikliklerinin yapıldığı, iftiracıların "Hakkını helal et." demek zorunda kaldığı, yargıda İBB borsasının kurulduğunun ortaya çıktığı, Fatoş Pınar Türker'in çocuklarıyla tehdit edildiğini ve çıplak aramaya maruz kaldığının ortaya çıktığı tarihe geçecek bir süreç yaşadık. Duruşmanın ilk gününde Ekrem İmamoğlu "Ben savunma yapmak istiyorum." dedi, reddedildi, sona bırakıldı. Mahkeme Başkanı son günlere yaklaşılırken birden bire 9 Temmuza kadar duruşmayı bitirmesi gerektiğini ifade etti. Ekrem İmamoğlu'nun 142 eylem hakkında eylem başına yalnızca üç dakika savunma yapabileceği söylendi. İmamoğlu daha geniş bir savunma yapmak istemesine de "Susma hakkımı kullanmıyorum, savunma yapacağım." demesine rağmen tutanaklara "Susma hakkını kullandı." diye geçirildi. Duruşma zaptının gerçeğe aykırı düzenlenmesi, İmamoğlu'nun savunma hakkının gasbedilmesi, avukatlarının da savunma yapmasına izin verilmemesi, artık bu düzende hukuk varmış gibi bile davranılmadığının kanıtıdır.
Sayın vekiller, önceki gün Çankaya Belediye Başkanımız Hüseyin Can Güner tutuklandı. Yurt dışından kendisi gelen, isnat edilen suç rüşvet olmasına rağmen herhangi bir rüşvet iddiası bile dile getirilmeyen, örgüt suçlaması yöneltilmesine rağmen örgüt şemasına dair hiçbir açıklama bile yapılmayan, bu konuda bir tek soru bile sorulmayan Hüseyin Can Güner, daha önce Kamu İhale Kurumunun denetlediği, idare mahkemelerinin de denetlediği, iptalini uygun bulduğu bir ihalenin iptal edilmesinden ve kamu zararı değil, kamu yararından dolayı soru yöneltilen Hüseyin Can Güner, Çankayalıların yüzde 65'lik iradesi gasp edilerek tutuklandı.
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe on üç aydır cezaevinde, kendisi on üç ay sonra ilk defa hâkim karşısına çıktı. Tek suçu otuz beş yıl sonra Gaziosmanpaşa'da değişimin mümkün olduğunu göstermek. Kendisine yöneltilen HTS sorularıyla ilgili Hakan Bahçetepe'nin orada olmadığı kanıtlanıyor. Yargılansa, hüküm verilse, hüküm kesinleşse yatarından fazla yatmış bile. Tutuklamaya dair hiçbir koşul oluşmamış, tutukluluğun devamına karar veriliyor, duruşma ta ekime atılıyor.
Aziz İhsan Aktaş'ın bir sözüyle tek bir somut delil olmadan bir belediye başkanı cezaevinde kalıyor. Mutlak butlan kararından, halkın temsilcilerini cezaevinde tutmaktan, şakayı, eleştiriyi susturmaktan, serbest seçimleri ortadan kaldırmaktan medet umanların sonu iyi değil.
Değerli arkadaşlar, halkta var olan tepki ve umut, halkın kendi duyguları. Halkın kendi yarattığı umudun önüne bir siyasi partiyi tasfiye etmek için yargıyı araç olarak kullanarak bir siyasi hareketi kurumsuz, adaysız, lidersiz bırakmaya çalışarak geçemezsiniz. O umut yerini de yolunu da mutlaka ama mutlaka bulur. Halkla inatlaşarak siyaset yapana en büyük dersi halkın kendisi verir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)