| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
SERVET MULLAOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Söz aldığım madde konusuyla ilgili önce birkaç eleştirim ve önerim olacak, ondan sonra genel değerlendirme yapacağım.
Genetik inceleme sonucu elde edilen verilerin akıbetiyle ilgili Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine yapılan düzenlemenin ek 4'üncü fıkrasında sisteme kayıt, saklama, imha, yararlanma usulü yine idareye bırakılmıştır. Bize göre bu doğru bir düzenleme olmamıştır, Kişisel Verileri Koruma Kanunu'na göre belirlenmesi daha doğru olacağı inancındayız. Bu nedenle bu fıkra hükmüne bunun eklenmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz.
Değerli milletvekilleri, insanlık tarihi aslında özgürlük tarihiyle eş değer bir şekilde paralel gitmiştir. Özgürlük mücadelesi oldukça ona ihtiyaç olarak hukuk düzenlemeleri olmuştur. Çok acılar çekilmiştir. En son modern ceza hukukunda birtakım düzenlemelere gidilmiştir. Çünkü geçmişte çok adaletsizlik olmuştur, var olan gücü denetim altına alma ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle, modern ceza hukukunda kanunilik ilkesi, masumiyet karinesi, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi benimsenmiştir ve bu yüce Meclisimiz de bu ceza hukukunu benimsemiş ve kanunlarımıza bu şekilde dercetmiştir ama ülkemizde son zamanlarda şöyle bir sıkıntı var: Hiç kanunda, Anayasa'da dercedilmeyen, olmayan hükümlülerin bazı mahkemeler tarafından verildiğini gözlemlemekteyiz.
Bu hâkimlerin neye göre karar verdiğini anlamak mümkün değildir. Örneğin, yine kıyas ve yorum ceza hukukunda yasak olmasına rağmen, en son İstanbul Gaziosmanpaşa Belediyemizle ilgili, Belediye Başkanımız ilgili yapılan muhakemede kayınbabasının almış olduğu bir arabadan dolayı hâkim ve savcılar diyorlar ki: "Bu arabayı sen almışsındır, sen yolsuzluk yapmışsındır." Peki, bir delil var mı? Yok. Kayınbabası diyor ki: "Kardeşim benim şirketim var, yıllık 40 milyon cirom var." Bunu ispatlıyor. "Hayır, hayır, sen yapmışsındır." diyorlar. Bunun neticesinde ne oluyor? İftira atan bir mahkeme, bir yargı kabul edilebilir bir şey mi? Yani somut delilden sanığa gitmek gerekirken biz önce suçlu ilan ediyoruz, sonra delil uydurmaya çalışıyoruz, delili de uyduramıyoruz. Bu şekilde giderse ileride o zaman "Ben sizi kurşuna diziyorum, sizi idam ediyorum." da diyebilirsiniz. Şimdi diyeceksiniz ki: "Kardeşim, bu kadar saçmalık olur mu?" Vallahi bu yapılanlar o kadar saçma ki bunu da yapabilir çünkü hâkimin karar verme sürecinde referans alması gereken kanun ve Anayasa olmadığına göre "Sadece siyasi erkten gelen talimatı uygula." dendiği için haysiyet cellatlığı, adamı direkt suçlu ilan etme, somut delil ihtiyacı duymama, bütün bunları kabul etmek mümkün değil.
Yine, Çankaya Belediye Başkanımız, kendisi geliyor. Otuz üç yıl önce hukuk fakültesine girdiğimiz ilk günden beri ülkemizde tutuklama tedbirinin çok yanlış uygulandığı, çok keyfî uygulandığı, ceza yerine uygulandığı hep eleştirilegelmiştir ve çok üzücüdür geldiğimiz noktada çok ileri gitmemiz gerekirken çok daha geriye, ta ilkel dönemlere doğru gittiğimizi görüyoruz. Kaçma şüphesi yok. Niye kaçsın? Kendisi geliyor. Hiç somut şüphe yok. Şüphe olsa sanık lehinde yorumlamanız gereken bir durum varken tutuklama tedbirini siyasi amaçlarla kullanıyorsunuz. Hepimizin temel amacı diyoruz ya hep mahkemelerde adalet mülkün temelidir. Eğer adalet devletin temeli ise arkadaşlar, bu temeli korumak sadece muhalefet partisine düşmez, hepimize düşer. Devletin temellerini çürütürsek devleti çökertiriz ve şunu unutmamak lazım: Şu anda birçok yargı militanlaşmıştır. Militanlaşmış yargı bu milletin de, devletin de düşmanıdır.
Yine, akıllara durgun veren bir mutlak butlan kararı çıkardınız, tamamen siyaseti dizayn etmek için. Arkadaşlar olacak iş mi? Hangi namuslu hukukçu bunu kabul edebilir? Rakibinizi yenemiyorsunuz, ondan sonra ya içeri atacaksınız, o da yetmedi, resmen yeni nesil darbeler üretiyorsunuz, darbe yapıyorsunuz. Sadece yüzlerce ilçe yöneticisi, il başkanımız görevden alındı. Anayasal hakları olan seçme ve seçilme hakkı maalesef kaybedildi. Arkadaşlar, ciddi olmanızı rica ediyoruz. Rekabet olabilir siyasette ama devleti yok etme pahasına, adaleti yok etme pahasına bir siyasi anlayışı kabul etmek mümkün değil, bunu reddediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)