| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
MUSTAFA BİLİCİ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 11'inci maddesi üzerinde YENİ Yol Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
11'inci maddeyle 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da değişiklik yapılmakta, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda kanuni faiz oranının belirlenmesine ilişkin yeni bir sistem getirilmektedir. Anayasa Mahkemesi kararının gereğinin yerine getirilmesi elbette hukuk devletinin bir gereğidir ancak burada sormamız gereken asıl soru şudur: Bu düzenleme vatandaşın yaşadığı mağduriyeti gerçekten ortadan kaldıracak mı, kaldırmayacak mı? Bugün ülkemizde milyonlarca vatandaş yıllarca süren davalar nedeniyle mağdur olmaktadır. Bir alacak davası, tazminat davası ya da ticari uyuşmazlık kimi zaman üç, dört hatta beş yıl sürebilmektedir. Dava sonunda haklı çıkan vatandaş hakkını kâğıt üzerinde alıyor ancak geçen süre içinde enflasyon nedeniyle alacağının gerçek değeri büyük ölçüde erimiş oluyor. Bu nedenle adalet yalnızca hüküm vermek değil hakkı zamanında ve gerçek değeriyle teslim edebilmektedir. Bu düzenleme teknik olarak bir eksikliği gideriyor olabilir ancak adalet sistemimizin temel sorunlarını çözmüyor çünkü asıl mesele davaların makul sürede sonuçlandırılmasıdır. Geciken adaletin bedelini hiçbir faiz hesabı tam anlamıyla karşılayamaz.
Değerli arkadaşlar, faiz meselesi yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir meseledir. Bugün yüksek faiz politikalarının yükünü vatandaşımız, çiftçimiz, esnafımız ve sanayicimiz taşımaktadır. Bir taraftan kredi maliyetleri artarken diğer taraftan üretim yapmak, yatırım yapmak ve istihdam oluşturmak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Hukuk sisteminde faiz oranlarının güncellenmesi zorunlu olabilir ancak bizler yüksek faizin normalleştiği bir ekonomik düzeni doğru bulmuyoruz. Asıl hedefimiz, enflasyonun kalıcı olarak düştüğü, faizlerin doğal olarak gerilediği, üretimin ve yatırımların teşvik edildiği güçlü bir ekonomi olmalıdır.
Sayın milletvekilleri, infaz sistemindeki tabloyu da görmezden gelemeyiz. Kapasitesi 309 bin olan cezaevlerimizde bugün 420 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü barınıyor. Bu, yalnızca idari bir sorun değildir, bu aynı zamanda insan onurunu ilgilendiren bir sorundur. Ne yazık ki önümüzdeki teklif infaz adaletsizliklerine, eşit durumdakilere farklı muamele yapılmasına ve hasta mahpusların durumuna kalıcı bir çözüm getirmiyor. Yüksek yargı kararlarının eksiksiz uygulanmadığı ve kuvvetler ayrılığının zedelendiği yönündeki eleştirilere de bu pakette bir geçit maalesef verilememiş.
Bu vesileyle, yıllardır çözüm bekleyen başka meselelere de dikkat çekmek, istiyorum: KHK mağduriyetleri, makul süreyi aşan yargılamalar, uzun tutukluluk uygulamaları ve adil yargılanma imkânı bulamadığını düşünen vatandaşlarımızın talepleri bu teklifte karşılık bulamamıştır. Aynı şekilde, dijital materyallerden elde edilen kişisel verilerin uzun süre saklanmasına ilişkin düzenlemenin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığını, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında bu verilerin makul sürede imha edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Komisyon sürecindeki ısrarlı talebimiz sonucunda banka hesabını bilmeden ya da saflıkla dolandırıcılık şebekelerine kaptıran vatandaşlarımıza ilişkin Türk Ceza Kanunu'nun 158'inci maddesinde yapılan düzenlemeye ve bu mağduriyetlerin bir nebze de olsa giderilmesine gidiliyor olması tarafımızca makul görülmüştür ancak bunun tek başına da yeterli olmadığını, benzer sorunun 142'nci, 145'inci ve 245'inci maddelerde de yaşandığını, hesabını bilerek kullandıranlar ile bilmeden kullandıranlar arasında kastın niteliğine göre ayrım yapan müstakil bir suç tipine ihtiyaç bulunduğunu da ifade etmek istiyoruz.
Biz YENİ YOL Grubu olarak hukukun üstünlüğünü esas alan, vatandaşın hakkını geciktirmeyen, ekonomik gerçekleri dikkate alan ve adalet duygusunu güçlendiren her düzenlemeye destek vermeye devam edeceğiz ancak eksik gördüğümüz hususları da milletimiz adına ifade etmeyi görev biliyoruz. Temennimiz odur ki bundan sonraki yargı reformlarında sadece Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yerine getiren değil, milletimizin adalet beklentisini karşılayan, yargıya güveni artıran, hukuk sistemini güçlendiren düzenlemeler hayata geçirilsin diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)