| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk bakışta idari işlemleri düzenleyen teknik bir hüküm gibi görünen bu madde gerçekte hukuk düzeninin temel ilkelerine temas eden önemli sonuçlar doğuracak bir maddedir. Devlet ile vatandaş arasındaki ilişkinin temelinde güven vardır. Bu güvenin temeli ise bağımsız mahkemelerin verdiği kararların zamanında ve eksiksiz uygulanmasıdır. Bir mahkeme kararı yalnızca taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmez. O karar aynı zamanda devlet adına verilen kesin hükmü de temsil eder. Mahkemenin hükmüyle tescil edilen bir hak, hukuk güvenliğinin en güçlü dayanağıdır. İşte, bu nedenle mahkeme kararlarının infazı hukuk devletinin en önemli göstergelerinden biridir. Bugün önümüzde bulunan düzenleme ise kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasının önüne yeni bir idari süreç koymaktadır. Bakın. Vatandaş mahkemeyi kazanıyor, haklılığı yargı kararıyla tescilleniyor. Buna rağmen yeniden idarenin kapısını çalıyor, yeniden başvuru yapıyor, yeniden süre bekliyor. Bu tablo, maalesef vatandaş ile idare arasındaki dengeyi zedeler. Bakın, şimdi, vergi alacağı doğduğunda prim borcu oluştuğunda ya da kamu alacağı kesinleştiğinde idare, kanunun verdiği yetkiyle haciz işlemlerini başlatıyor; banka hesaplarına elektronik haciz uygulayabiliyor ve alacağını kısa sürede tahsil edebiliyor. Vatandaşın mahkeme kararıyla kesinleşmiş alacağı ise yeni bir bekleme sürecine bağlanıyor. Bu farklılık Anayasa’nın 10'uncu maddesinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ilkesini doğrudan ilgilendirmektedir.
Değerli milletvekilleri, hukukun üstünlüğü yalnızca mahkemelerin varlığıyla ölçülmez, verilen kararların uygulanma gücüyle ölçülür. Yargı kararının etkisi zayıfladıkça hukuk güvenliği de maalesef zayıflar. Hukuk güvenliği zayıfladıkça yatırım ortamı zayıflar, ekonomik güven azalır, toplumsal adalet duygusu aşınır.
Değerli milletvekilleri, bugün tartıştığımız maddeyi bu geniş çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor. Bildiğiniz gibi, son yıllarda yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge mekanizmalarının üzerinde önemli değişiklikler oluştu. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sonrasında yürütme organının karar alma alanı genişledi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim fonksiyonu daraldı, aynı zamanda bağımsız kurumların hareket alanı da daraldı, yargının kararlarının uygulanmasına ilişkin tartışmalar kamuoyunda daha sık gündeme gelmeye başladı. Demokratik hukuk devletinin temelinde güçler ayrılığı ilkesi yer alır. Yasama kanun yapar, yürütme uygular, yargı uyuşmazlığı çözer. Bu 3 erk arasındaki denge, vatandaşın hak ve özgürlüklerinin en güçlü teminatıdır. Mahkeme kararının uygulanmasını idari sürece bağlayan her düzenleme bu dengeyi yeniden tartışmaya açmaktadır. Devletin itibarı vatandaşın hakkını en kısa sürede teslim ettiği ölçüde güç kazanır. Adalet kararın verildiği gün başlar, kararın yerine getirildiği gün de tamamlanır.
Bu duygu ve düşüncelerle teklifin 1'inci maddesine karşı olduğumuzu ifade ediyor, aziz Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)