GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:111
Tarih:16.07.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA AYTEN KORDU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir konuyla ilgili yine bir önerge verdik, orman yangınlarıyla ilgili. Başta, Akdeniz havzası olmak üzere her geçen senede sıcak hava dalgaları, kuraklık ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşanacağı bilindiği hâlde yangınlarla mücadele kapasitesinin bu gerçeğin ne kadar gerisinde kaldığına birçok kez şahit olduk. Öncelikle buradan orman yangınlarında hayatını kaybeden tüm yurttaşların ailelerine başsağlığı dileyerek başlamak istiyorum.

Bakın, biz bu konuda soru önergelerimizi hazırlayıp Hükûmeti önleyici tedbirler almaya davet etmeye hazırlanırken son iki gündür İzmir, Manisa ve Bursa'da peş peşe çıkan yangınlar bu uyarılarımızın ne kadar haklı ve acil olduğunu bir kez daha göstermektedir. Mesele, yangın çıktıktan sonra müdahale etmek değil, yangın çıkmadan önce gerekli hazırlıkları eksiksiz yapmaktır. Öte yandan, yangınları yalnızca "iklim krizi" diyerek sorumlulukları kamufle eden bir yaklaşımla ele almak gerçeği yansıtmamaktadır. Resmî verilere göre Türkiye'deki orman yangınlarının yüzde 90'ından fazlası, yanan alanların ise yaklaşık yüzde 97'si insan kaynaklı nedenlerden kaynaklanmaktadır, doğal nedenlerle çıkan yangınların oranı yalnızca yüzde 3'tür yani yangını başlatan temel neden çoğu zaman insan merkezli ihmal, denetimsizlik veya kasıt olmaktadır. Bu nedenle "iklim krizi" diyerek gerçeğe gerekçe göstermek kamusal sorumluluğu görünmez kılmaktan başka bir şey değildir. Son yıllarda orman alanlarında ormancılık dışı kullanım izinlerinin giderek artması ve enerji iletim hatları olmak üzere, farklı yatırımlar için on binlerce hektarlık orman alanlarının tahsis edilmesi orman yangınlarıyla birlikte ortaya çıkan zihniyetin aynı zamanda ranta, talana hizmet eden bir politika izlendiğini de açıkça göstermektedir. Bu durum, her büyük yangının ardından kamuoyunda yanan orman alanlarının daha sonra madencilik, enerji, turizm gibi çeşitli yapısallaşma alanlarına tahsis edileceğine dair kaygının nasıl önce yaşanan yangın sonrası pek çok alanın, turizme, imara açıldığı da örnekleriyle coğrafyamızda doludur.

Sayın vekiller, milyar liralık kaynaklar NATO gibi savaş politikaları yürüten bir kurumun toplantısı için harcanırken yangın söndürme hava filosunun yetersizliği nedeniyle dış ülkelerden uçak beklemek zorunda kalmamız kamu yönetimindeki önceliklerin ne kadar yanlış kurgulandığını açıkça göstermektedir. Bakın, bunun en acı örneklerinden biri Mardin ve Diyarbakır sınırında gerçekleşen, gece saatlerinde başlayan yangında pek çok yurttaşımızın yaşamını yitirdiği, yüzlerce hayvanın can verdiği, binlerce dönüm tarım arazisinin kül olmasıyla yaşanmıştı. Yangının gece boyunca etkisini artırmasına rağmen yeterli gece görüş kabiliyetine sahip hava araçlarının bulunmaması ve müdahalenin gecikmesi bu felaketin büyümesinde önemli bir etken olarak hafızalarımıza kazındı. Yakın tarihimiz bunun gibi, yurttaşımızın yaşamını yitirdiği pek çok örnekle doludur.

Değerli arkadaşlar, orman yangınlarıyla mücadele sadece bir bakanlığın görevi değil, merkezî idareden yerel yönetimlere, orman köylüsünden sivil topluma kadar herkesin dâhil olması gereken bir yönetim meselesidir. İşte bu yüzden şeffaf bir koordinasyon ve halkın katılımını esas alan bir hazırlık planına mutlaka ihtiyaç vardır. Bu araştırma önergemiz Meclisin sorumluluğunda orman yangınlarına ilişkin tüm tedbirlerin ilgili odalar, STK'ler ve kamu kurumlarıyla birlikte ciddi bir şekilde ele alınmasını gerektirmektedir. Kendi seçim bölgem olan Dersim'den ufak bir örnek vermek istiyorum, Dersim dâhil pek çok kentin kayyımla yönetildiği bilinmektedir, coğrafyamızda belediyelerin dahi bu konuda personel, teknik donanım, ekipman eksikliği çok ciddi boyutlardadır. Merkez belediyemize ait merdiveni çalışmayan bir itfaiye aracı ve sadece küçük bir alanda ot söndürmek için bir itfaiye aracından başka bir araç bulunmamaktadır. Bu bile bize, coğrafyamızda itfaiye ekipmanları, personel eksikliği gibi pek çok donanım sorununun ne kadar açık olduğunu göstermektedir. Üstelik Dersim'de verdiğim örnekte çok ciddi bir millî havzayı içeren bir ekosistemin coğrafyasından bahsediyoruz. Dolayısıyla telafisi mümkün olmayan ekolojik yıkımlara karşı ilgili tüm kurumları orman yangınlarına ilişkin yeterli personel, ekipman, hava ve kara müdahale kapasitesini hazır hâle getirmeye, riskli bölgelerde gerekli önleyici tedbirleri eksiksiz almaya davet ediyoruz. Doğamızı, ormanlarımızı ve geleceğimizi hep birlikte korumak hepimizin tarihsel sorumluluğudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

AYTEN KORDU (Devamla) - Yangın zamanında sadece söndürmeyi değil öncesinde ormanı ve doğayı, tüm canlı yaşamı korumayı önceleyen bir anlayışın hâkim olması dileğiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)