| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü münasebetiyle Demokratik Sol Parti olarak duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak üzere huzurlarınızdayım. Yüce heyetinizi ve tüm iletişim mecralarından bizleri izleyen aziz yurttaşlarımızı en içten saygılarımla selamlıyorum.
Evet, dört gün sonra Türk milletinin tarihindeki en şanlı, en haklı ve en onurlu sayfalardan biri olan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünü kutlayacağız. Ne garip tesadüftür ki dün 10'uncu yılını andığımız FETÖ darbe kalkışmasının aynı tarihinde bundan elli iki yıl önce yine bir 15 Temmuzda Kıbrıs Adası'nda da hain bir darbe gerçekleştirilmişti. 15 Temmuz 1974'te adadaki soydaşlarımızın canına, namusuna ve varlığına kasteden karanlık EOKA terör örgütü Kıbrıs'taki soydaşlarımızı tümden yok etmeyi hedefine koymuş, Kıbrıs'ı bir Yunan adası yapmaya kalkışmıştı. Bugün olduğu gibi her türlü darbeye en kararlı şekilde karşı duran demokratik sol anlayışıyla bu siyasetin kuramcısı ve dönemin Başbakanı Bülent Ecevit hiç tereddüt etmeden kahraman Türk askerini adaya göndermiş ve Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını tüm dünyaya ilan etmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kıbrıs Barış Harekâtı emperyalizmin Akdeniz'deki planlarına indirilmiş en büyük tokatlardan biridir. Demokratik Sol Parti olarak bizim için bu harekât sadece askerî bir başarı değil; ulusal onurun, bağımsızlığın ve mazlumun yanında durma kararlılığının simgesidir. Bülent Ecevit'in o dönem tüm dünyaya ilan ettiği "Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz." şeklindeki tarihî sözleri bizim bugün de rehberimizdir. Nitekim öyle de olmuştur, 1974'ten bu yana adada tek bir damla kan akmamış, her iki topluma huzur ve güven ortamı geldiği gibi aynı zamanda Yunanistan'daki cunta yönetiminin de devrilmesine, Yunanistan'a da demokrasi gelmesine katkı koymuştur. Harekâtın getirdiği bu barış ortamı üzerine yükselen Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Türk milletinin adadaki bağımsızlık mührüdür ve bu mühür asla sökülemeyecektir. Ancak bugün görüyoruz ki yarım asır önce sahada aldıkları yenilgiyi hazmedemeyenler masada veyahut diplomasi koridorlarında Kıbrıs Türk'ünün kazanımlarını gasbetmeye çalışmaktadırlar. Uluslararası güçler ve Rum yönetim federasyon adı altında Kıbrıs Türk'ünü azınlık statüsüne düşürmek, Türkiye'nin garantörlük hakkını elinden almak ve adadaki Türk varlığını zamanla eritmek istemektedirler. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Türkiye cumhuriyetinin doğu Akdeniz'deki meşru hakları, kıta sahanlıklarımız ve deniz yetki alanlarımız tek taraflı haritalarla, hukuksuz antlaşmalarla kuşatılmaya çalışılmaktadır. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin son yıllarda hız verdiği silahlanma faaliyetleri ve adayı yabancı askerî güçlerin üssü hâline getirme çabaları doğu Akdeniz'in huzurunu açıkça tehdit etmektedir. Bu girişimlerde bulunanlar ve destek veren ülkeler bilmelidirler ki Türkiye cumhuriyeti hâlihazırda Kıbrıs adasının üç garantör devletinden biridir. Yine bilinmelidir ki Kıbrıs Türk'ünün egemenliğini yok sayan, onu ambargolarla dünyadan tecrit etmeye çalışan her türlü girişim bizim gözümüzde yok hükmündedir.
Biz gücünü Ecevit'in kararlılığından alan Demokratik Sol Parti olarak buradan hem içerideki iş birlikçilere hem de dışarıdaki emperyalist odaklara sesleniyoruz: Birincisi, Kıbrıs'ta artık iki devletli çözüm dışında hiçbir formül masada olamaz. Yıllarca sürdürülen ve Rum tarafının uzlaşmaz tavrı yüzünden çöken müzakere süreçleri göstermiştir ki çözüm ancak ve ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin eşit egemenliği ve eşit uluslararası statüsüyle bağımsız bir devlet olarak tanınmasıyla mümkündür. İkincisi, Türkiye'nin etkin ve fiilî garantörlüğü bizim kırmızı çizgimizdir. Türk askerinin adadaki varlığı Kıbrıs'ta barışın ve istikrarın tek güvencesidir. Askerimizin adadan çekilmesini, garantörlük haklarımızın sulandırılmasını teklif dahi etmek gaflettir, hıyanettir. Üçüncüsü, mavi vatanındaki haklarımızdan tek bir geri adım atmayacağız. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin deniz yetki alanlarındaki hakları Türkiye'nin haklarından ayrı düşünülemez. Doğu Akdeniz'de bizi kendi kıyılarımıza hapsetmek isteyenler karşılarında yine 1974'ün sarsılmaz iradesini bulacaklardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DSP olarak Kıbrıs davasını sadece bir dış politika sorunu gibi görmüyoruz. Kıbrıs bizim için millî bir varoluş, vatan savunması ve tarihsel bir sorumluluktur. Bugün yapılması gereken en acil iş Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tanınması için tüm diplomatik imkânların seferber edilmesidir. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere, dost ve kardeş ülkelerle ilişkiler güçlendirilmeli, Kıbrıs Türklerinin maruz kaldığı haksız ambargolar mutlaka kaldırılmalıdır. Kıbrıs Türk halkı yalnız değildir, hiçbir zaman da yalnız kalmayacaktır. Arkasında 86 milyon halkıyla Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Demokratik Sol Partinin sarsılmaz iradesi vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (Devamla) - Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekâtının 52'nci yıl dönümünü ve Kıbrıs Türkünün Barış ve Özgürlük Bayramı'nı en kalbî duygularımla ve gururla kutluyorum. Bu kutlu günün yıl dönümünde harekâtın kararını büyük bir devlet adamlığı ve cesaretle alan Onursal Genel Başkanımız Kıbrıs Fatihi Bülent Ecevit'i, dönemin Başbakan Yardımcısı Mücahit Necmettin Erbakan'ı, Kıbrıs Türkünün varoluş mücadelesinin lideri Doktor Fazıl Küçük'ü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Toros Rauf Denktaş'ı, canlarını bu topraklar için feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. Ne mutlu Türküm diyene! (AK PARTİ, MHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)