GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında çok ciddi gerekçelerle önümüze getirilen bir kanun teklifinin her bir maddesi, hatta daha öncesinde, gerekçesi üzerine uzun uzun konuşmak gerekiyor. Ama ben öncesinde spesifik olarak bir konuyu öne çekerek Sayın Adalet Komisyonu Başkanımızın, Sayın Bakan Yardımcımızın belki madde ihdası yoluyla bu düzenlemeye veyahut da Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmekte olan YÖK... (Uğultular)

Başkanım, gürültü bayağı...

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen kendi aramızda konuşmayalım, hatibi dinleyelim.

Buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Başkanım, süre açısından size emanet ediyorum.

Dinlemenize değer şeyler söyleyeceğim inşallah.

2547 sayılı Kanun'a eklenmesi gereken bir mevzuyu ifade etmek istiyorum, o da HMGS giriş sınavlarıyla ilgili. Malumunuz, bu düzenleme yenice yapıldı ve bu düzenlemeden sonra yapılan 4 sınava baktığımızda yüzde 42'yle başlayan başarının önce 23'e, sonra 25'e, son 2026 Nisan sınavında da 30-35 puana gerilediğini düşünüyoruz. Şimdi, eğer bizim öğrencilerimiz 4 sınavda da ortalama yüzde 30 civarında başarılı olmuşlarsa ya bu sınavın kurgusunda ciddi bir problem var veyahut da hukuk fakültelerinin eğitimi çökmüş durumda; ben daha çok ikincisinin olduğunu düşünüyorum çünkü maalesef özel üniversitelere tanınan hukuk fakültesi açma hakkıyla özel üniversitelerin âdeta finansmanı buradan sağlandı; bir profesör diplomasıyla direkt fakülte açıldı, 100 bin, 200 bin, 300 bin liraya öğrenci kabul edildi ve bir dönemde herhangi bir bariyer yoktu.

Geçen yıl bazı adımlar atıldı, kontenjanlar azaltıldı, amenna ama şimdi size önerim şu, bunu lütfen siyasi bir polemik konusu olmadan dinleyiniz: İlgili maddede yani ek 41'de avukatlık stajına başlamak için sınavda başarılı olmayı bir ön şart olarak öne sürüyor. Oysa bizim önerimiz şudur: Gençlerin ayları ve yılları boşa geçmektedir, şu anda da gözükmektedir ki mezun öğrencilerin üçte 2'si HMGS sınavından başarılı olamamaktadır; hatta bazı acı tablolarla karşı karşıyayız. Bazı gençler bu sınava girmiyorlar. Mesela, bir üniversitenin bir fakültesinin 50 mezunu var, bakıyorsunuz, o fakülteden sınava giren 1 ya da 2 kişi. Dolayısıyla benim size önerim: Avukatlık stajının başlaması değil, bitirilmesinde HMGS başarı şartını arayınız. Bunu da lütfen, madde ihdasıyla ya buraya getirelim ya da Millî Eğitim Komisyonunda -çünkü YÖK Kanunu'na eklenmiş- görüşülmekte olan kanun teklifine ekleyelim. Elbette bu sınavı önemsiyoruz, bu sınavın bir şekilde günü geldiğinde bir denge bulacağına inanıyoruz ama öğrencilerimiz staja başlamak için değil, avukatlık stajı açısından stajı bitirmek için bu sınavdan başarılı olma şartı getirilsin. Bu düzenleme kanunla geldiği için yine kanunla bu esnekliğin tanınmasını rica ediyoruz.

Sevgili Cüneyt Yüksel Hocamız üniversitede yıllarca öğrenci yetiştirdi. Hocam, İstanbul Hukuk yine başarılı üniversitelerden biri ama toplam olarak son iki yılda mezunlarımızın üçte 2'si bu sınavı geçemediği için evde bekliyor. Hiç olmazsa staja başlasınlar stajda bir eğitimi alacaklar, o eğitimin belki sınavı başarısı olacak ve staj, ruhsatı almadan önce HMG Sınavı'ndan başarılı olma şartı yine konulsun, buna itirazımız yok. Bu madde ihdasıyla da gelirse bu kanunla ilgili görüşmelerde de muhalefet olarak ayrıca bunu kolaylaştırıcı bir unsur olarak göreceğimizi de ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüze getirilen teklifin genel gerekçesinde hak arama yollarının, savunma hakkının güçlendirilmesi, hukuki güvenliğin güçlendirilmesi ve bir dizi sözden sonra yargıya güvenin artırılmasından bahsediliyor. Önce "Yargıya güvenin durumu nedir?" ona bakalım, sonra kısaca "Yargıya güven nasıl arttırılır?" ondan bahsedelim. Belirli bir süredir düzenli olarak yayın yapan PanoramaTR araştırma raporu her ay odak olarak bir toplumsal konuyu ele alıyor ve yargıya güven konusunda da iki yıl arayla bir çalışma yürütmüş. Bu çalışmayı da hepinizin yakından tanıdığı Doçent Doktor Vahap Coşkun hoca yürütmüş. Bu çalışmanın raporuna göre geçen yıl yüzde 62,4 olan yargıya güvensizlik hâli, bu yıl yüzde 71,6'ya yükselmiş yani vatandaşlarımızın sadece 25,3'ü doğrudan "Yargıya güveniyorum" diyor, 71,6'sı ise açıkça güvenmediğini ifade ediyor. Yaş gruplarına bakıyoruz, eğitim durumuna bakıyoruz, hatta oy verdiği partilere göre bakıyoruz -bu raporu size takdim edebiliriz- yargıya güvensizlik neredeyse her kesimde benzer oranda gözüküyor.

En vahimi, meslektaşlarımız adına en utanç verici olan iki veri ise şu: Katılımcıların yüzde 41,7'si hâkim ve savcıların karar alma süreçlerinde iktidarın etkin bir rol oynadığını söylüyor yani yüzde 41,7'si hâkim ve savcıların hukuka, adalete, uluslararası sözleşmelere, Anayasa'ya, kanuna ve vicdana göre değil -bu Medeni Kanun'da böyle sayılıyordu değil mi- iktidarın yarattığı baskıya göre karar verdiğini düşünüyor ve geçen yıl yüzde 64,1'i mahkemelik olursam bir haksızlığa uğrarım endişesini ifade etmişken, bu yıl bu oran yüzde 75'e çıkıyor, yüzde 75,7. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar! Yüzde 75,7 "Benim adliyeye bir işim düşerse haksızlığa uğrarım." diye endişede bulunuyor. En utanç verici olan da 46,9 olan "Türkiye'de mahkeme kararlarında rüşvet etkili olmaktadır." ifadesi bu yıl yüzde 56,8 seviyesinde destek buluyor. Yargıya güvensizlik öyle bir hâle geliyor ki "'Türkiye'de adalet yok.' cümlesine katılır mısınız?" sorusuna geçen yıl yüzde 15,1 "Evet, katılırım." derken bu yıl bu oran yüzde 33'e yükseliyor. Gerçekten oldukça güvenilir bir araştırmanın bu sonuçları hepimiz için çok vahim bir tabloya işaret ediyor.

Hazreti Ali'ye atfedilen bir sözümüz var, Nizamülmülk de bundan sıkça bahsediyor: "Devletin dini adalettir." Eğer devletin dini adaletse biz dinsiz bir devlette yaşıyoruz vatandaşımızın hissiyatına göre çünkü "Adalet yok." yüzde 33, adalete güvensizlik yüzde 75. Yine, Hazreti Ömer'in bir sözü var: "Adalet mülkün temelidir." Buradaki mülk de biliyorsunuz devlet yönetimi anlamında kullanılmıştır ve biz şu anda adaletin olmadığı bir devlet yönetiminden bahsediyoruz ki bu veriler bizim vatandaşımızın verileri. Bu verileri yanlış bulabilirsiniz, o zaman Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarına bakacaksınız. Bugün başka konuşmacılar da ifade etti: Anayasa Mahkemesinin ihlal oranları yüzde 98 olarak tespit ediliyor ve vatandaş öyle diyor: "Benim dosyamı da Anayasa Mahkemesi esastan incelemiş olsaydı ben de bu yüzde 98'lik ihlal oranının içerisinde yer alacaktım." Böyle bir ortamda yargıya güveni bu yasa teklifi artırabilir mi? Ben bunun teknik bir düzenleme olması hasebiyle imkânsız olduğunu düşünüyorum. Yargıya güveni arkadaşlar, çok basit bir şekilde artırabilirsiniz. Siyaset elini yargının üzerinden çekecek.

Bakınız, size çok çarpıcı bir örneği hatırlatmak istiyorum: Yıl 1994, yoksa 1992, doğrusunu arkadaşlar hatırlatır; İSKİ skandalı nedeniyle İBB Başkanı Sayın Nurettin Sözen ve Ergun Göknel bir ağır ceza mahkemesinin önünde hesap veriyor. Cumhuriyetin kurucu partisi olduğunu ifade eden CHP'nin bir seçilmiş, bir atanmış yöneticisi, cumhuriyet değerleriyle en uyumlu yargı düzeninin olduğu bir zaman aralığında ağır ceza mahkemesinin önünde hesap veriyor. Bugünkü AK PARTİ'nin hikâyesinin de gerisindeki en önemli kırılma noktalarının biri İSKİ skandalı. Hafızalarınızı zorlayın, o gün sokakta ya da herhangi bir yerde "Bu yargılama siyasidir." diye bir cümle duymuş muydunuz? Hayır. Ama aynı zaman aralığında Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir şiir okuduğu için yargılanıyor ve vatandaş bunu siyasi bir yargılama olarak görüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Demek ki vatandaşın bir konuda yargıya güven ya da güvensizliği veyahut da bir yargılama işlemini siyasi veya yargılamanın gereği olarak tasnif etmesi aslında çok kolay ve sezgisel bir reflekse işaret ediyor. Tabii, o gün İBB Başkanı yargılanıyordu ve CHP'yle çok uyumlu bir yargı mantalitesi döneminde bu işlem gerçekleşiyordu. Biz bugün AK PARTİ'li bir belde belediye başkanının yargılanmasına dahi şahit olmuyorken yargılanan veyahut da yargılanma riski taşıyan belediye başkanlarının da AK PARTİ'ye geçmek suretiyle bu tehditten kurtulmaya çalıştığını görüyoruz. Bu ayıp, sadece bu örnek bile zannediyorum yargının içinde bulunduğunu, adaletin içinde bulunduğunu tarif etmek için hepimize yeter de artar. Birçok mesele var, inşallah maddelerde bunları konuşmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)