| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 110 |
| Tarih: | 14.07.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu ve ekranları başında bizi izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
14 Temmuz 1959 Kerkük katliamının 67'nci yıl dönümündeyiz. Türkmen soydaşlarımızın acısını bir kez daha yüreğimizde hissediyoruz. O kara günlerde Kerkük'te yaşayan Türkmenler şehit edildiler. Ata Hayrullah ve daha nice kahramanlar vahşice işkence edilerek şehit edildi. Yüzlerce Türkmen evleri yağmalanırken sokaklarda kurşunlandı, diri diri gömüldü. Şehit verdiğimiz Türkmen soydaşlarımızı unutmayacak, bugün Irak'ın kuzeyinde varlık mücadelesini sürdüren Türkmenlerin sonuna kadar yanında olacağımızı, şehitlerimizin aziz ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasına inancımız tamdır ve bütündür.
Aynı şekilde, biraz önce Sayın Selçuk Özdağ'ın da ifade ettiği üzere, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi FEMM'in 8 Temmuz 2026'da yani Türkiye'de NATO Zirvesi devam ederken kabul ettiği bir karar var. Maalesef çifte standardın yeni bir örneği. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yok hükmünde saydığı bu metinde 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nda ve Barış Harekâtı'ndaki Türk ordumuzun harekât öncesi Kıbrıs Türklerine yönelik sistematik katliamlar üzerine başlattığı operasyonda Türk ordumuza iftiralar ve isnatlar yükleyen bir karar. Bu bakımdan, Türk ordusuna atılan bu iftirayı kabul etmemiz mümkün değil bu ülkenin yurttaşları olarak, cumhuriyet yurttaşları olarak. Kıbrıs'a barışı getiren Türk Silahlı Kuvvetleridir, gerçekleri ve mağdurları yok saymak üzerine verilmiş bir karardır. Bu kararı ne hukuki ne ahlaki bir meşruiyete sahip olmadığını ifade etmek istiyoruz.
Tabii, bu sürede bir NATO zirvesi gerçekleştirildi Ankara'da. Öncelikle, NATO zirvesindeki görev alan herkese burada bir Türkiye Cumhuriyeti devleti yurttaşı olarak teşekkür ediyorum, özellikle de kolluk görevlilerimize. Kolluk görevlileri NATO süresince, neredeyse, otoyollarda 15-20 metrede bir -kolluk görevlisi- asayişi sağlamak için büyük bir mücadele verdi. Ankara Valisine, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına, Ankara Emniyet Müdürüne, İçişleri Bakanına ve bu anlamda bu sürecin tamamında emek veren herkese buradan bir parlamenter olarak da teşekkür ediyorum. NATO Zirvesi Türkiye için de önemli bir zirvedir. Zirvenin Türkiye'de ve Ankara'da yapılması da kıymetlidir.
Tabii, bu sırada bazı şeyleri de Ankara'da ikamet edenler olarak yaşadık ve tecrübe ettik. Yani Ankara'nın bir ay içerisinde bir gelin gibi nasıl süslendiğini gördük. Tabii, biz, daha önce, vatandaşlar olarak bu hizmetlerin yapılamadığını, zorluklar olduğunu zannediyorduk ama bu hizmetler bir ay içinde böylesine muazzam bir şekilde yapılınca buna layık olmadığımızı hissettik. Bu, aslında, bir yurttaş olarak da üzüntü verici. Tabii, NATO süresince birçok şey aklımızda kaldı ama en çok Amerikan Devlet Başkanı Donald Trump'la olan... Sayın Cumhurbaşkanının Donald Trump'a yönelik o hususi ilgi ve alaka hepimizin havzasında kaldı. NATO Zirvesi'ndeki diğer liderlerin ve diğer ülkelerin yurttaşlarının da aklında kalmış olsa gerek.
Tabii, aynı anda, İran'da... Amerika tekrar İran'ı bombalamaya başladı. Burada, aslında, benim bir yurttaş olarak da merak ettiğim bir husus var: Bizim, İsrail ve Amerika'nın İran'a açmış oldukları bu savaşta, Türkiye'nin konumu nedir, ben hâlâ anlamış değilim. Yani biz bu konuda mağdurun yanında mıyız, haklının yanında mıyız, doğrunun yanında mıyız, neyin yanındayız, hâlâ ben anlamış değilim. Bu bendeki kafa karışıklığı toplumun tamamında da devam ettiği kanaatindeyim çünkü Filistin'deki asli fail olan İsrail ve Amerika, bugün İran'a dönük eylemlerini oluştururken -İran'a dönük eylemlerinde- Filistin'deki katliamlarına duruş sergileyen dünya ülkeleri ve aynı katliama duruş sergileyen Türkiye, İran'a yapılan eylemlerde ve İran'a yapılan saldırıda çok daha çekingen bir tutum sergiliyor. Bunun ne anlama geldiğini, sanıyorum, yetkililerin öncelikle Parlamentoya, eş zamanlı olarak veya daha sonra kamuoyuna izah etmeleri gerekiyor.
Şimdi, en önemli meselelerden bir tanesine gelelim. 15 Temmuzun yıl dönümü yarın. Yarın 15 Temmuzla ilgili burada, Gazi Mecliste birtakım törenler düzenlenecek. İYİ PARTİ olarak da o törenlere katılacağız. O törenlere katılacağız da 15 Temmuzdan nasıl bir çıktı oluşturulduğuna ilişkin hepimizin aslında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum.
15 Temmuza ilişkin hepimizin hafızaları çok taze, daha üzerinden on yıl geçti. On yıl geçti ama on yıldır 15 Temmuz sonrasındaki eylemlerin, uygulamaların ve kararların hâlâ hepsi devam ediyor ve aynı süreklilikle de devam ediyor. Daha geçtiğimiz günlerde, dün ya de evvelsi gün, bin kişiye yakın FETÖ operasyonu yapıldı.
Şimdi, 15 Temmuz gecesini 60 ve 80 ihtilalleriyle eş tutan bir durum var. Tabii, hiçbir darbeyi, hiçbir ihtilali onaylamamakla birlikte, bir tanesinde cumhuriyeti müdafaa ve muhafaza görevini üstlenen ya da kendine böyle bir sorumluluk addeden Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyması; diğeri, bir terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızıp, yerleşip; daha doğrusu, bir terör örgütü Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine sızarken ve yerleşirken, sadece Türk Silahlı Kuvvetlerine değil devletin tüm kurumlarına, yargıya, Emniyete ve istihbarat dâhil diğer tüm birimlere sızarken ve yerleşirken sessiz kalanların, hatta teşvik edenlerin olduğu bir dönem var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ... ve daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki bu mermilerin Türk milletinin üzerine sıkıldığı bir gece 15 Temmuz gecesi yani 15 Temmuz gecesini 60'la, 80'le, diğer darbelerle eş tutmayı da çok sağlıklı bulmadığımızı ifade ediyorum çünkü bu bir terör örgütünün, ne mal olduğu bilinen, ne olduğu bilinen bir terör örgütünün eylemi; göz göre göre "Geliyorum." diyen bir eylem. Dolayısıyla, bunların hepsinin aynı kefeye konulmasını da muhakeme açısından son derece sağlıksız bulduğumuzu ifade etmemiz gerekiyor.
Bununla birlikte, 15 Temmuzun hâlâ on yıldır millî yas ilan edilmemiş olması bu Parlamento açısından da devlet açısından da üzücüdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - O geceki şehitlerimiz, o gece Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki mühimmatın Türk milletinin üzerine boşaltılması, bunların hepsi çok büyük ve derin acılardır. Dolayısıyla, 15 Temmuz günü gündüz yapılan organizasyonlarda bu acı hatırlatılırken akşamleyin konserler düzenlenerek sürecin on yıldır devam ettirilmesini de çok sağlıklı bulmadığımızı, bunun aslında bir millî yas günü olarak tanımlanmasının ve kabul edilmesinin gerektiğini ifade ediyoruz.
Bununla birlikte, tabii, 15 Temmuz bize şunu gösterdi: Anayasa'da devlete ve iktidarlara yüklenen sorumluluğun hiç kimseye taşere edilmemesi gerektiğini öğretti. Hiç kimseden kastımız nedir? Kişi, grup, zümre. Peki, 15 Temmuzdan sonra ne gördük? Böyle bir ders çıkarıldı mı? Böyle bir ders çıkarılmadığını maalesef gördük. Bu sadece iktidarın sorumluluğu değil bunu denetlemek ve buna ilişkin gerekli tedbirleri almak hatta uyarmak aynı zamanda da muhalefetin sorumluluğu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - O yüzden, hâlen ve hâlen başta mülakatlar olmak üzere, her çeşit mülakat... Buradan iktidar sıralarına sesleniyorum: Yarın 15 Temmuz -iktidar sıralarını çok coşkulu, çok kararlı ve dolu dolu görmeyi temenni ediyordum- ve bu Gazi Meclisin verdiği o sınava hepimiz şahit olduk ve buna rağmen mülakatlar dâhil olmak üzere toplumdaki hâkim görüş hâlâ birtakım grup, zümre ve kişilerin başta devlet otoritesi olmak üzere, kamu kurumları olmak üzere buralarda yapılanmaya, FETÖ'den boşalan yerleri ikame etmeye dönük fikir, amaç ve eylem birliği içerisinde olduğu ve mevcut iktidarın da buna ya dikkatsizlikle ya da müsamahayla müsaade ettiğine ilişkin. Dolayısıyla devleti yönetenlerin başta iktidar olmak üzere...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bitiriyorum efendim.
Milletin helal oylarıyla seçilmiş ve devleti yönetme yetkisi almış başta iktidar olmak üzere, iktidarla birlikte hareket edenlerin bu hususlara dikkat etmesi, bu konuya ilişkin muhalefet bir uyarıda bulunduğunda, Parlamentoda bir araştırma önergesi verdiğinde ya da bir soru önergesi verdiğinde ya da burada bir gerçeği haykırdığımızda, bu gerçeklere kulak asmaları, dikkate almaları ve gerçekten araştırmaları ya da parlamentonun bu araştırma için harekete geçmesine katkı sağlamaları gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.