GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Evet, arkadaşlar, çok tarihî bir süreçten geçiyoruz, tarihî bir dönemden geçiyoruz ve elbette ki bunun belli başlı yükleri, belli başlı yükümlülükleri var; tabii, bu yükü de kendi sırtımızda, kendi yükümüzü hissetmemiz gerekiyor.

Bakın, arkadaşlar, 27 Şubat çağrısının üzerinden tam on altı ay geçti ve bu on altı aylık süreçte bu ülkede ne Kürt'ün ne Türk'ün anası ağlamadı, bu on altı aylık süreçte bu topraklara acı gelmedi, bu on altı aylık süreçte bu topraklara kan gelmedi; bunun kıymetini bilmek gerekiyor, bunun önemini görmek gerekiyor ve şimdiye kadar yaşamış olduğumuz bunca acının, bunca cefanın sonucunda on altı aydır çok muazzam bir dinginlik içerisindeyiz fakat on altı aydır maalesef ki bu Meclise henüz kalıcı, çözümcül, müzakereye dayalı ve ortak iradeden çıkan bir yasa da gelmedi. Bakın, bugün bile -değil mi- toplumun ihtiyacını karşılayan, sürecin beklentilerini karşılayan yasaları yapmıyoruz, suni, usuli işlerle uğraşıyoruz. Oysaki büyük bir süreçten geçiyoruz ve büyük bir beklentinin içerisinde olduğumuz bir dönemdeyiz.

Bakın, arkadaşlar, hafta sonu DEM PARTİ olarak Türkiye'nin birçok ilinde etkinlikler yaptık, miting gerçekleştirdik; Amed'den İstanbul'a, Van'dan Mersin'e özgürlük mitingi gerçekleştirdik ve bu mitingde yüz binlerce insan alanlara aktı ve özgürlüğü haykırdılar. Sadece özgürlüğü haykırmadılar, aynı zamanda bu sürece olan sahiplenmelerini dile getirdiler. Sadece devlete ve iktidara çağrıda bulunmadılar, bu sürecin öneminden bahsettiler ve bu süreci sonuna kadar sahiplendiklerini dile getirdiler ve sürecin gerekliliklerine dair birçok söz kuruldu o mitingde. Nedir aslında bu sürecin gereklilikleri? Elbette ki çerçeve yasadır ve şu an itibarıyla bile hâlen bizlerin önüne gelmiş bir çerçeve yasa olmadığını görüyoruz fakat bakıyoruz ki basında, çeşitli kamuoyunda farklı tartışmalar görebiliyoruz. Ne tartışılıyor mesela bu çerçeve yasayla ilgili? Yok "Suçlu-suçsuz ayrımı yapacağız." yok "Bir kısmı yararlanır, bir kısmı yararlanmaz ayrımı yapacağız." Bu şekilde kategorik bir düzenlemeye dair tartışmalar olduğunu görüyoruz. Yine, bazılarında içerisinde pişmanlığın olduğu, yok af dilemenin istendiği ve belli başlı şartların olduğu pozisyonları görüyoruz. Bakın arkadaşlar, bunların hiçbiri pozitif bir barışın lügatında yer almaz. Bakın arkadaşlar, bu ülkede -bilenler bilir- daha önce -içerisinde yer alanlar, hatırlayanlar bunu çok iyi bilir, Serap Hocam kesinlikle bilir- 2003 yılında bir yasa çıktı, 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu çıktı. Bu kanunu o dönem için devlet tek taraflı bir şekilde, herhangi bir müzakere yapılmaksızın hazırlayarak getirdi. Ne vardı Topluma Kazandırma Yasası'nda? Şunu ifade ediyor, diyordu ki... Örgütten gönüllü olarak ayrılan kişi hakkında pişmanlığını belirtme, teslim şartları, kapsam dışı bırakmalar, işte dar süreyle sınırlamalar, eyleme katıldı, katılmadı ayrımları nı yapan bir düzenlemeydi. Bakın, yirmi bir yıl önce yapılmış bir yasadan bahsediyorum ki hâlen yürürlüktedir kendisi fakat bu yasa bu derde çözüm oldu mu, bu sorunu çözdü mü, Kürt sorununu çatışmadan hukuki zemine çeken bir çözüm üretti mi? Hayır, üretmedi. O zaman neden şu an hâlen kamuoyunda daha önce, yirmi bir yıl önce yapılan yasalar tartışılıyor, tekrardan o kodlarla, tekrardan o saiklerle, tekrardan o söylemlerle karşımıza çıkılıyor. Bakın, neden farkı var? Şunu ortaya koymak gerekiyor, fark şuradan geliyor: 27 Şubatta silah bırakma çağrısı yapıldı mı? Yapıldı. 12 Mayısta PKK kongresini toplayıp fesih kararı aldı mı? Aldı. Silahları devreden çıkardığını ifade etti mi? Etti. E, o zaman, şimdi, burada hâlen o yirmi bir yıl önceki şartlar ve koşullar değişmişken neden dayatması yapılıyor ve aynı zamanda süreç ve realitesinde bambaşka bir yere evrildiğini biliyoruz. O yüzden "Ne yapmak gerekiyor?"u tartışmak gerekiyor. Ne yapmak gerekiyor? Köklü, geri dönüşümsüz çözülmek isteniyorsa kapsamlı bir yasaya ihtiyaç var, bir kategorize etmeden planlanması gerekiyor. Şunu da ifade edelim: Bu yüzyıllık mesele, sadece ve sadece bireysel bir ceza hukukuna indirgeyemeyiz arkadaşlar, bunu ancak ve ancak kapsamlı bir şekilde ele alabiliriz. Yine, bizler bu meseleyi bireysel bir pişmanlıkmış gibi, bireysel bir suçun pişmanlığıymış gibi de ele alamayız, kapsamlı bir şekilde ele almamız gerekiyor ve demokratik çözüm yerine güvenlikçi refleksleri tercih edemeyiz; tercih etmemiz durumunda bir çözüme evrilmeyeceğini biliyoruz.

Yine, arkadaşlar, şunu açık ifade edelim buradan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

Bu yaklaşımlar yüzünden belki de

DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Bu yaklaşımlar yüzünden belki de barış on yıllardır bu topraklara gelemedi ve bu gecikmeyi sağladı, binlerce insan yaşamını yitirdi. Bunun bedelini kim ödedi? Halk ödedi, kadınlar ödedi, gençler ödedi, bu coğrafyada yaşayan herkes ödedi, Türkiye'nin ekonomisi ödedi ve şimdi yeni bir sayfadan söz ediyoruz arkadaşlar; silahların sahneden çekildiği, demokratik siyasetin hüküm kurduğu ve toplumun ortak geleceğini inşa etmekten bahsediyoruz. Gelin, daha fazla gecikmeden, vakit kaybetmeden, hep birlikte barışı bütünlüklü yasalarla taçlandıralım. Biz varız, toplum hazır.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)