GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

ERTUĞRUL KAYA (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve vatanımızın her köşesinde, sınır ötesinde gecesini gündüzüne katarak güvenliğimizi, istiklalimizi savunan kahraman Mehmetçiğimizi buradan saygıyla ve hürmetle selamlıyorum.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kurumsal yapısının güçlendirilmesi, TSK personelimizin özlük haklarının korunması ve ordumuzun operasyonel kabiliyetinin artırılması için atılacak her adım kuşkusuz çok kıymetlidir. Milletimizin göz bebeği olan Türk Silahlı Kuvvetleri, küresel ve bölgesel tehditlerin hızla değiştiği, asimetrik risklerin arttığı, mevcut konjonktürde yalnız fizikî güçle değil yetiştirdiği nitelikli, yüksek motivasyonlu insan kaynağıyla da caydırıcılığını korumak zorundadır. Ordumuzun sahadaki gücü, teknolojik üstünlüğümüz kadar en alt kademeden en üst kademeye kadar görev yapan personelimizin huzuru, aidiyet duygusu ve mesleki güvencesiyle doğrudan ilintilidir.

Değerli milletvekilleri, İkinci Dünya Savaşı ve soğuk savaşın bitiminden sonra oluşturulan küresel güvenlik mimarisinin sarsıldığı ve ittifak ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir kırılma noktasında bulunuyoruz. Karadeniz'den Orta Doğu'ya uzanan istikrarsızlık kuşağı, NATO'nun stratejik konseptini ve savunma hatlarını yeniden yapılandırmasını zorunlu kılmıştır. Bugün Avrupa başta olmak üzere tüm NATO müttefikleri savunma harcamalarını gayri safi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ine hatta üzerine çıkarma kararı alırken kolektif savunmanın merkezine de caydırıcılığı yeniden koymaktadır. İşte bu küresel denklemde Türk Silahlı Kuvvetleri sadece NATO'nun güney doğu kanadını koruyan bir güç değil bölgesel istikrarın, enerji arz güvenliğinin ve kriz yönetiminin en temel teminatıdır. TSK'nın sahadaki tecrübesi, hibrit ve asimetrik tehditlerle mücadele kabiliyeti ve yüksek hazırlık seviyesi Türkiye'nin masadaki diplomatik ve askerî ağırlığını daha da artırmaktadır. Dolayısıyla ordumuzun personel yapısını güçlendirmek yalnızca ulusal bir ihtiyaç değil aynı zamanda küresel güvenlik mimarisinde lider rolümüzü pekiştirecek stratejik bir zorunluluktur. Bu stratejik vizyonun sacayaklarından bir diğeri ise hiç şüphesiz bağımsız ve yerli savunma sanayimizdir. Savunma harcamalarının dünya genelinde hızla tırmandığı bu konjonktürde yabancı tedarik zincirlerine bağımlı kalan orduların egemenlik hakkını tam manasıyla koruyamayacağı aşikârdır. Türkiye son yıllarda insansız hava araçlarından zırhlı platformlara, mühimmat teknolojilerinden deniz sistemlerine kadar küresel ölçekte gıptayla bakılan bir başarı hikâyesi yazmıştır ancak vardığımız nokta bizler için bir varış çizgisi değil yeni bir başlangıçtır. NATO standartları ve müttefiklerinin artan savunma bütçeleri göz önüne alındığında Türk savunma sanayisinin küresel pazar payını artırması ve TSK'nin teknolojik üstünlüğünü sürdürmesi için şu temel adımların bir devlet politikası olarak derinleştirilmesi gerektiğine inancımı buradan ifade etmek istiyorum: Akıllı mühimmatlar, radar teknolojileri ve elektronik harp sistemlerinde yakaladığımız başarıyı motor teknolojileri, ileri malzeme bilimi ve optik bileşenler gibi hassas alanlara da yaymalı, yerlilik oranını en kritik bileşenlerde yüzde 100 oranına ulaştırmalıyız. Avrupa Birliğinin NATO ittifak üyelerinin savunma üretim iş birliği anlaşmasını derhâl diplomatik girişimlerle hayata geçirmeliyiz. Avrupa Birliği savunma sanayisindeki yüzde 65 AB yerlilik oranının Türkiye için uygulanmaması için diplomatik adımların derhâl atılması gerektiğine buradan vurgu yapmak istiyorum.

Harp sahası da artık dijitalleşmektedir değerli arkadaşlar. Siber savunma; insansız kara, deniz, hava araçlarına ve yapay zekâ tabanlı karar destek sistemlerine yatırımlarımızı önceliklendirmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, savunma sanayisindeki bu teknolojik sıçrama ancak onu sahada etkin bir şekilde kullanacak, yönetecek ve doktrine dönüştürecek nitelikli insan gücüyle anlam kazanır. En gelişmiş yapay zekâ sistemi veya en hassas radar teknolojisi dahi arkasında vatan sevgisiyle kenetlenmiş, askerî disiplini içine sindirmiş ve geleceğe güvenle bakan bir personelin iradesi olmadan kör bir demir yığınından ibaret olacaktır. TSK personelimiz önünü görebildiği, adil, şeffaf kriterlerle yükselme imkânına sahip olduğu bir sistemde çok daha yüksek bir aidiyet duygusuyla görev yapacaktır. Personel istihdamını asıl güçlü kılan, görevdeki personelin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirmek, onlara hak ettikleri sosyal ve mali imkânları sunmakla mümkün olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ERTUĞRUL KAYA (Devamla) - Bu nedenle, Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin özlük haklarını ve hukuki güvenliklerini üst seviyeye çıkaran, ordumuzun insan gücü kapasitesini geleceğin yerli teknolojileriyle buluşturacak yasal düzenlemelerin topyekûn Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ele alınması gerektiğini hatırlatıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)