GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 11'inci maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve Türkiye halklarını saygıyla selamlıyorum.

Siyasi iktidarın rutini hâline getirdiği parlamenter denetimi ve ciddiyeti yok eden 2 yanlış pratikle karşı karşıyayız: Birincisi, her şeyi, elmayı armudu, gerekli gereksiz her şeyi tek bir torbaya doldurma anlayışı. İkincisi ise, Anayasa Mahkemesinin "Hak ihlali." diyerek iptal ettiği düzenlemelerin arkasından dolanıp yeniden Meclise getirilmesi. Bu tür girişimler Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını fiilen etkisiz hâle getirme riskini taşımaktadır. Yasama organının mahkeme tarafından Anayasa'ya aykırı bulduğu tespit edilen bu düzenlemeyi özünü koruyarak yeniden yürürlüğe koymaya çalışması kuvvetler ayrılığı ilkesinin ruhuyla bağdaşmamaktadır. Yasama organı elbette yeni düzenlemeler yapma yetkisine sahiptir. Ancak bu yetkinin Anayasa Mahkemesi kararlarını dolanma veya etkisizleştirme amacıyla kullanılması hukuk devleti ilkesini zedelemektedir. Bu yasal düzenleme demokrasi ve adalet anlayışından uzak, güvenlikçi bir anlayışın ürünüdür. Toplumun sivilleşmesi ve demokratikleşmesi gerekirken bu yasal düzenlemeyle sivil yaşam alanlarında askerî vesayetin kapsamı artırılıyor; bu, kabul edilemez.

Madem, uzman er ve erbaş düzenlemesini görüşüyoruz, bu kürsüden, o kalın duvarların ardına sakladığınız, intihar süsü verilerek üstü örtülen şüpheli asker ölümleri hakkında konuşacağım. Devlet "zorunlu askerlik" adı altında eline silah verip kışlaya yolladığı halkın çocuklarını kışla içinde şiddetten, emir komuta zincirindeki mobbingden, işkenceden koruyamıyorsa neden askere alıyor? Meclis tutanaklarına, insan hakları derneklerine ve Türkiye Barolar Birliğinin raporlarına baktığımızda 2002-2012 yılları arasında yani on yılda kışlalarda şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden asker sayısı tam 938. Sivil denetimden uzak kışlalarda "disko" adı verilen hapishanelerde, disiplin koğuşlarında gencecik insanlar işkenceye maruz kalıyor. Kıbrıs'ta askerlik yaparken günlerce susuz bırakılan ve dövülerek öldürülen Uğur Kantar'ın ailesi yıllardır adalet arıyor. Van'da askerlik görevini yapan Ahmet Türeli'nin göğsüne G3 piyade tüfeği mermisi sıkılmış, aileye "İntihar etti." diye rapor gönderildi. Bir insan namlu mesafesi 1 metre olan G3 piyade tüfeğiyle kendi göğsüne arka arkaya nasıl 3 el ateş edebilir? Daha da utanç verici olan ise, bu ülkede 2011-2015 yılları arasında Millî Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan İsmet Yılmaz, evladını kaybetmiş, ciğeri yanan acılı bir aileye "Size maaş bağlansın diye çocuklarınız intihar ediyor." dedi, bu söz ülkenin siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir. Bu kanun teklifiyle sivil alanların askerî mahallelere dönüştürülmesi yerine önce kışla içindeki güvenliği sağlayın.

2015 yılında Türkiye Barolar Birliğinin hazırladığı rapora baktığımızda, kışlalarda mobbinge uğrayan askerlerin yüzde 42'si ağır hakarete, yüzde 30'u dayağa, yüzde 28'i orantısız cezalara maruz kalıyor.

Yine, rapora göre, her 12 askerden 1'i kışlada intihar etmeyi düşünüyor, günümüz koşullarında bu oranının arttığını tahmin etmek mümkündür. İçinden geçtiğimiz ekonomik kriz koşullarında gençleri altı ay boyunca istihdamdan ve ailesinden uzak tutup kışlaya göndermek ve geleceklerini belirsizliğe terk etmek yerine kışlalarda askerleri intihara sürükleyen bu uygulamalara artık "Dur!" deyin. Bu vesileyle altını çizmek istiyorum: Kışlalarda mobbing, ırkçı ve mezhepçi ayrımcılık, şiddet ve işkence vakalarının failleri kim olursa olsun, rütbelerine bakılmaksızın yargı önünde hesap vermelidir. Toplumsal taleplerden uzak "Uzman Erbaş Kanunu" adı altında bir torba yasayı görüşüyoruz. Türkiye halklarının gerçek gündemi ise yoksulluk, işsizlik ve adaletsizliktir. Gençlerimiz iş bulamıyor, emekliler insani koşullarda bir yaşam sürdüremiyor, adalet her geçen gün erozyona uğruyor. Milletvekili olarak bizler bu halkın gerçek sorunlarını yani geçim derdini, işsizliği, adaletsizliği Meclise taşımakla yükümlüyüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

FERİT ŞENYAŞAR (Devamla) - İktidarı uyarıyoruz: Lütfen halkın sesine kulak verin, ülkenin gerçek gündemini dikkate alın.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)