GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada öncelikle 2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak Oteli'nde diri diri yakılarak hayattan koparılan 35 aydını, sanatçıyı ve düşünce insanını saygı ve rahmetle anıyorum. Aradan otuz üç yıl geçmesine rağmen nefretin ve fanatizmin insanlığa karşı işlediği kara bir suçun sebep olduğu bu acı milletimizin ortak vicdanında hâlâ ilk günkü sızısını korumaktadır. Bu katliamı gerçekleştiren karanlık zihniyeti en güçlü şekilde lanetliyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 10'uncu maddesiyle uzman erbaşların kademe ilerlemesi, derece yükselmesi, sözleşmeleri ve kariyerleri üzerinde doğrudan etkili olacak bir sicil sisteminin ilk kez kanunla düzenlenecek olması elbette olumlu bir adımdır ancak doğru bir adım atılması eksik bir düzenlemeyi yeterli hâle getirmez. Asıl mesele bu sicilin hangi objektif kriterlerle verileceği, nasıl denetleneceği ve haksız değerlendirmelere karşı hangi etkili itiraz yolunun bulunacağıdır.

Uzman erbaşlarımızın asıl sorunu kanunun kendilerine tanıdığı yedi yıl hizmet sonrası kamuya geçiş imkânlarının uygulamada ne yazık ki çok büyük bir bürokratik duvara ve referans engeline çarpmasıdır. Mevzuattaki mevcut haklarına rağmen atama kararı tamamen kurumların inisiyatifine bırakıldığı için binlerce kahramanımız "Boş kadro yok." bahanesiyle kapılardan çevrilmektedir. Meclisimizin görevi, önce bu mağduriyete son verecek, kurumların keyfî kararlarını bitirecek adil ve zorunlu bir kontenjan düzenlemesini derhâl hayata geçirmektir.

Dün oylanan 7'nci ve 8'inci maddeler ise hukuk devleti ilkesini, mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve mülkiyet hakkını doğrudan ilgilendirmektedir. 7'nci maddeyle, Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve Millî İstihbarat Teşkilatı personeli ile adayları hakkında verilen, göreve iade kararlarının uygulanması karar kesinleşinceye kadar ertelenmektedir. Oysa Anayasa'mızın 138'inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre yasama, yürütme organları ve idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu kararları geciktiremez ve yerine getirilmesini engelleyemez. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28'inci maddesinde de idarenin mahkeme kararlarını gecikmesizin ve en geç otuz gün içinde uygulamasını emretmektedir. Şimdi siz bu ilkeye yeni bir istisna getirdiniz. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 52'nci maddesi istinaf veya temyiz aşamasında yürütmenin durdurulmasına imkân tanımakla idareyi koruyacak mekanizmayı zaten kurmuştu. Siz mevcut hukuki güvenceyi yeterli görmeyip mahkeme kararlarının uygulanmasını geciktiren yeni bir rejim oluşturuyorsunuz. Bir mahkeme, göreve iade kararı veriyorsa, idarenin ilk yükümlülüğü bu kararı uygulamaktır. İdare, haklı olduğuna inanıyorsa yürütmenin durdurulmasını talep edebilir. Bunun dışında, bütün göreve iade kararlarını kesin hükme bağlamak masumiyet karinesini, hak arama özgürlüğünü ve etkili başvuru hakkını fiilen zayıflatmaktadır. Mahkeme kararları bağlayıcıdır, tavsiye niteliğinde değildir.

Değerli milletvekilleri, 8'inci madde ise çok daha vahimdir. Anayasa Mahkemesinin geçmişte Anayasa’nın 13'üncü, 35'inci ve 46'ncı maddelerine aykırı bularak iptal ettiği düzenleme neredeyse aynı içerikle yeniden önümüze getirilmiştir. Bu yaklaşım, yüksek mahkeme kararlarına şeklen uyuyor gibi yapıp, fiilen etkisiz bırakma çabasıdır. Anayasa’nın 35'inci maddesi temel bir hak olan mülkiyet hakkını güvence altına almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No.lu Protokolü de aynı korumayı sağlamaktadır. Devlet elbette kamu yararı amacıyla kamulaştırma yapabilir ancak bunun, hukuk içinde, adil bedelle ve öngörülebilir kurallarla yapılması gerekir. Fiilî el atmayı yıllar sonra kanunla meşrulaştırmak, vatandaşlarımızın dava açma hakkını arama imkânını fiilen ortadan kaldırmaktadır. Kanun koyucunun görevi geçmişteki hukuka aykırılıkları meşrulaştırmak yerine onları hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gidermektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Bir yandan Avrupa Birliği üyeliğine tam üyelik hedefinden söz ediyorsunuz; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve temel haklar konusunda reform vadediyorsunuz; diğer yandan mahkeme kararlarının uygulanması gereken Anayasa Mahkemesi kararlarını etkisizleştirmeye çalışan ve mülkiyet hakkını zedeleyen düzenlemeleri Meclise getiriyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Yatırımcı da vatandaş da önce hukuk güvenliğine, bakar; mahkeme kararlarının uygulanmadığı, mülkiyet hakkının sürekli tartışıldığı bir ülkede ne hukuk devleti güçlenir ne de ekonomik güven oluşur. Eğer bugün mahkeme kararlarının uygulanmasını geciktirir, mülkiyet hakkını istisnalarla aşındırırsanız vatandaşın devlete olan güvenini zedelersiniz.

Kanunların amacı idareyi hukukun üstüne çıkarmak değil, bu idareyi hukukla bağlı tutmaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)