GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun aslında dün gece geçti. 8'inci madde üzerine konuşma yapacaktım ama bir muvazaa işlemi yapıldı, diğer gruba yapılan bir işlem üzerinden de konuşma olanağımız olmadı ama çok önemli bir madde. Bu maddeyle ilişkin olarak Anayasa’nın 46'ncı maddesinde "kamulaştırma" başlığı var. Sayın Tanal, bu maddenin başına da "çökme" diye bir ibare koyulması gerekiyor. Çökme nasıl oluyor değerli arkadaşlarım? 1956 tarihinden evvel, Kamulaştırma Kanunu yürürlüğe girmeden Kamulaştırma Kanunu'na uygun olarak, kamulaştırma işlemiyle kamu yararına tahsis edilmiş mallara ilişkin olarak, o tarihteki rayiç bedeli esas alarak diyorlar ki: "Kamulaştırma işlemine ilişkin işlemler yapılır." Bu, nasıl bir şey değerli arkadaşlarım? Yani bundan yıllar önce o tarihteki bedeli kendinize dayanak alıyorsunuz ve diyorsunuz ki: "Şu anda yürümekte olan davalarda o tarihteki rayiç bedeli üzerinden işlem yaparız." Bu, hakkaniyete uygun mudur? Bunun tek bir terimi var, bu çökmedir arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Mülkiyet hakkı diye bir olay var, Türkiye'deki en önemli haklardan bir tanesi mülkiyet hakkıdır. Mülkiyet hakkını ne yapıyoruz? Çöpe atıyoruz.

Kamulaştırmayla ilgilenenler bilir, 2 aşaması vardır; bunlardan bir tanesi kamu yararıdır, kamulaştırmanın amacı odur zaten. Eğer kamulaştırmada kamu yararı yoksa, buna ilişkin vatandaş tereddüt ediyorsa gider idari yargıya başvurur. Diyorsunuz ki: "Siz kamu yararına başvuramazsınız." Niye? "Çünkü aradan yıllar geçmiş, buna ilişkin tahsis kararları yıllar önce alınmış, o tarihteki rayiç bedel üzerinden işlem yaparsınız." diyorsunuz. Bir kere buna ilişkin idari yargı yolu kapalı, bunu bir kere çöpe atıyoruz. İkinci yöntem, bedel artırımı ihlaline ilişkin olarak...

Arkadaşlar, Sayın Bakan Yardımcısına Komisyonda sordum: Sayın Bakan Yardımcısı, çöktüğünüz kaç tane derdest dosya var? Aynen böyle sordum. Sayın Bakan Yardımcısı Musa Heybet dedi ki: "Bizce önemli miktarda dava var efendim." Sayın Bakan Yardımcısı, önemli miktarda dava ne demek, sayı mı önemli, miktarı mı önemli, kişi mi önemli, tabiyet mi önemli, ırk mı önemli, cins mi önemli, ne önemli? (CHP sıralarından alkışlar) Soruyoruz: Önemli miktarda demek ne demektir? Bütün Türkiye şunu duysun diye diyorum değerli arkadaşlarım; bu, şu demek... Diyorlar ki: "Arkadaşlar, şu anda yürümekte olan davalar var, yürümekte olan davalardan dolayı Millî Savunma Bakanlığı büyük bir sıkıntı içerisinde, büyük bir dert içerisinde." E, ne olacak? "Buna ilişkin, yürümekte olan davalara ilişkin bir yasal düzenleme yapacağız." Oradaki davacı, davalıların kim olduğunu da bilmiyoruz. Ben şimdi hangi dosya var, kaç dosya var, kaç liralık bedel vardır diye bir soru önergesi hazırladım. Muhtemelen vatandaştan şunu bekliyorlar: Bu bedeller üzerinden belki 100 milyon, 200 milyon, 500 milyon, 1 milyar lira bedel artırımı bekliyorlarken buna ilişkin bir yasal düzenleme geçtiği anda bütün bunlar kadük oluyor değerli arkadaşlar. O nedenle Sayın Tanal ne diyorum, bunun adı neymiş?

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Çökme.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Çökme, buna çökme diyorlar. Ben devletin çökmesini demiyorum, aldığım terbiyede o yoktur ama bir sistem çöküyor değerli arkadaşlarım, böyle bir şey olabilir mi? Uzman Erbaş Kanunu'na ilişkin düzenlemede -Sayın İdris Şahin de dün çok güzel konuştu- Kamulaştırma Kanunu'nun ne işi var 2942'nin Sayın Şahin, ne işi var? Şimdi, bana soruyorlar şeyler 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun bunun içinde ne işi var? Sayın Gökhan Günaydın Başkanıma da bunu ifade ettim, bunu anlatmak mümkün değil. Dün bir garabeti konuştuk ya, neydi 7'nci maddede dedik ki, yürütmeyi durdurmayı konuştuk. Arkadaşlar, yürütmeyi durdurma kesinleşmeden sonra işleme giriyorsa bunun adı yürütmeyi durdurma olur mu ya, bunun adı yürütmeyi durdurma olur mu? Yahu gidin hukuk fakültesinde hocaya deyin ki: Efendim, bu kesinleştikten sonra yürütmesi durdurulacak." diye.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sınıfta bırakırlar ya.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Geçmiş olsun o zaman.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Dün Metin Günday buradaydı, Sayın Bülent Arınç'ın yanında, vallahi, idare hukukunda beni 5 kere sınıfta bırakırdı ya. (CHP sıralarından alkışlar)

Ya, ben şaşırıyorum arkadaşlar, kanun yapma taktiği bu mudur ya, burası kanun yapma fabrikası mıdır? Ben kanun koyucuyu buraya gelmeden evvel muhteşem bir şey zannediyordum arkadaşlar, ya fırıldak fırıldak işler yapıyorsunuz arkadaşlar, onun böyle bir şey ya. Bak, açık açık ifade ediyorum, kanun koyucu bu mudur değerli arkadaşlar, çıldıracağı geliyor insanın ya. Kamulaştırma Kanunu'na ilişkin bu düzenlemeyi kalkıp getiriyorsunuz, her türlü işlemi yapıyorsunuz. Neden yapıyorsun? Gerekçe olarak da diyorsunuz ki: "Efendim..." Bakın, kamulaştırmanın temel dayanağı şudur: Kamulaştırma usulleri vardır, 2001 yılında bu Kamulaştırma Kanunu'nun ilgili hükümlerini geldi Derviş yasalarıyla çöpe attınız. Ne olduğunu biliyor musunuz? Önceden kalkıyordu, idare takdir yetkisini kullanıyordu, bir takdir kıymet komisyonu kuruyordu vatandaşa diyordu ki: "Otuz gün içinde dava aç." Geldi Derviş yasalarıyla 2001'de bunu kaldırdınız arkadaşlar, sizden önce, şimdi hakkınızı yemeyeyim. Kaldırıldı şimdi idare dava açıyor. İdare eğer hoşuna gitmese parayı bloke etmiyor, bütün ipler idarenin elinde ama bununla da yetinmediniz, bu getirilen düzenlemede şimdi diyorsunuz ki: Başka bir şey yapacağız arkadaşlar. Diyeceğiz ki: Şu andaki ödenen bedellere ilişkin olarak bunlar uygun değil, o tarihteki rayiç bedeli. Allah şahittir ya sizin böyle bir yeriniz olsa çıldırırsınız, şurada bir milletvekilinin başına bu iş gelse. İçinde hakkı olanlara, mülkiyet hakkına ilişkin devletin Anayasa'sına, 46'ncı maddesine, ilgili kanunlara güvenenlere "pardon" mu diyeceğiz arkadaşlar? Biz sizin yerinize "çöktük" mü diyeceğiz değerli arkadaşlarım? Bu utanç hepimize yeter.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - Türkiye Büyük Millet Meclisi vatandaşın önüne bariyer koymaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi vatandaşın önünde, devletin önünde kendini güçlendirecek yasaları açar değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, bir ayıptır ya, bu hepimizin açısından bir ayıptır. Bu ayıba ortak olmayın diyorum. Millî Savunma Bakanlığında hukuk müşavirlerini de merak ediyorum, nasıl böyle bir düzenlemenin altına imza atıyorlar diye, nasıl böyle bir kanunu bizim önümüze getiriyorlar?

Bakın, bu düzenlemenin iki büyük kırılma noktası vardır; biri yürütmeyi durdurma, iki, "çökme" dediğimiz kamulaştırma arkadaşlar. 7 ve 8'inci madde bu kanuna yakışmıyor. Bizim de bu kanunun içerisinde olumlu gördüğümüz maddeler var ama 8'inci maddede bu kamulaştırmaya ilişkin bu çökme maddesi açıkça mülkiyet hakkına tecavüzdür, 46'ncı maddede kamulaştırmanın temel dayanağı olan kamu yararı kararını alıp çöpe atmaktır. Bunu reddediyoruz, bunu inkâr ediyoruz. Muhtemel bir anayasal yargıda ki anayasal yargı size yol gösterdi, bütün maddesini kanuna rağmen aynı işlemi getirip önümüze koyuyorsunuz. Bu cenazeyi hep beraber kaldıracağız diyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)