GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

CHP GRUBU ADINA AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 2 Temmuz. Sivas Madımak Oteli'nde yaşamını yitiren canlarımızı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.

Madımak davasında zaman aşımı kararı verildi ancak bu karar ne ailelerin acısını ne de toplumun adalet talebini sona erdirdi. Aradan yıllar geçse de Madımak'ın hesabı bu ülkenin vicdanında kapanmadı. Madımak bize şunu hatırlatıyor: Adalet yalnızca dosyaları kapatmak değildir. Adalet, gerçeğin ortaya çıkması, sorumluların hesap vermesi ve hiçbir yurttaşın inancı, düşüncesi ya da kimliği nedeniyle hedef alınmamasıdır. Bugün burada bir kanun teklifini görüşürken de adaletin, hakkaniyetin ve hukuk güvenliğinin herkes için geçerli olması gerektiğini unutmamalıyız.

Bu düşüncelerle, görüşmekte olduğumuz teklifin ikinci bölümü ise uzman erbaşların mesleğe girişinden siciline, astsubaylığa geçişinden görev sonrası kamu istihdamına kadar geniş bir alanı düzenlemekte yani bu bölüm kâğıt üzerinde teknik hükümlerden ibaret değil. Yıllarca bu ülkeye hizmet eden personelin meslek hayatını, geleceğini ve ailelerinin kurduğu hayatı doğrudan ilgilendiriyor. Biz doğru olanı destekleriz. Şehit yakınları başta olmak üzere askerlik hizmetinden muaf tutulanların diğer şartları taşımaları hâlinde uzman erbaşlığa başvurabilmesinin önünün açılmasını olumlu buluyoruz. Uzman erbaşların siciline ve astsubaylığa geçişine ilişkin temel ilkelerin yönetmelikte değil kanunda yer alması da hukuk güvenliği bakımından gereklidir çünkü sicil terfiye, kademe ilerlemesine, sözleşmenin devamına ve nihayetinde kişinin mesleğine doğrudan etki eden bir alandır. Astsubaylığa geçişte sicil ortalamasının kanunda açıkça gösterilmesi idarenin keyfî yorumunu azaltacaksa bunu da destekleriz ancak sicil düzeni personelin yalnızca terfisini değil sözleşmenin devamını ve meslekte kalıp kalamayacağını da etkiliyor. Bu nedenle, kanun, kişiye hangi ölçüte göre değerlendirildiğini, hangi hâlde hak kaybına uğrayabileceğini ve buna karşı hangi güvencelere sahip olduğunu da açıkça bizlere göstermelidir. Tam da bu nedenle 12'nci maddeyi görmezden gelemeyiz. Anayasa Mahkemesi uzman erbaşların sicilinin şeklî ve usulü gibi temel konuların bütünüyle yönetmeliğe bırakılamayacağını açıkça ifade etmiştir. Mahkemenin söylediği şudur: Yasama yetkisi devredilemez. Kişinin statüsünü, meslekte ilerlemesini ve sözleşmesinin feshini etkileyen temel esasları Meclis belirlemelidir. Siz 10 ve 11'inci maddelerde bazı başlıkları kanununa koyarken 12'nci maddede de aynı geniş düzenleme yetkisini yeniden idariye veriyorsunuz. İki kelimeyi değiştirip Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükmü geri getirmek iptal gerekçesine ne yazık ki uyum değildir. Bu, sorunu çözmek değil, yeni bir iptal dosyasının da zeminini hazırlamaktır.

14'üncü maddede sözleşmeli erbaş ve erlerin kamuda değerlendirilmesi yönünde bir adım var. İlke olarak bunu doğru buluyoruz, yıllarca zor şartlarda görev yapan, disiplin içinde çalışan, sahada tecrübe kazanmış bu insanların görevleri bittiğinde kamunun ihtiyaç duyduğu alanlarda değerlendirilmesi hem personele sahip çıkmaktır hem de kamu hizmetini güçlendirmektir ancak düzenleme eksiktir, uzman erbaşlar kapsam dışında bırakılmıştır oysa uzman erbaşlar da aynı şekilde bu ülkeye hizmet etmiş, görev saha tecrübesi edinmiş personeldir. Sözleşmeli erbaş ve erler için doğru gördüğünüz imkânı uzman erbaşlardan neden esirgersiniz? Yüzde 10 kontenjan sınırı da bu düzenlemenin etkisini ayrıca daraltabilir. Üstelik sözlü sınav getiriyorsunuz. Bu insanlar dışarıdan ilk kez başvuru yapan adaylar değildir; en az iki yıl görev yapmış, sicili, nitelik belgesi, disiplin durumu ve görev performansı amirleri tarafından bilinen askerlerdir. Nitelik belgesi, fiziki yeterlilik testi ve gerekiyorsa yazılı sınav varken birkaç dakikalık mülakatla kişinin geleceğini belirlemek asla ama asla doğru değildir. Mülakat, liyakat tartışmasını da birlikte getirir, kayırma kuşkusunu besler, askerî personel rejimine güveni de zedeler. Biz liyakate karşı değiliz, tam tersine, liyakati korumak için mülakata itiraz ediyoruz.

Şimdi, 2'nci maddeyle ilgili birkaç hususu da sizlerle paylaşmak isterim: Bu madde, diş hekimi subaylar bakımından meslek icra yasağını yeniden getiriliyor. Devlet kendi adına okuttuğu personelin yükümlülüğünü tamamlamasını isteyebilir, eğitim giderini ve personel planlamasını korumak isteyebilir; buna itirazımız yok ancak devlet bu amacı gerçekleştirirken çalışma hakkını ölçüsüz biçimde sınırlayamaz. Üstelik burada yalnızca bir personel yaptırımını değil, Türkiye'nin ağız ve diş sağlığı kapasitesini de konuşuyoruz.

2024 yılının ilk on bir ayında diş hekimliği için MHRS üzerinden 22 milyonu aşkın randevu talebi oluşmuş, vatandaş randevu arıyor, kamu sisteminde ise hem yetişmiş diş hekimi ihtiyacı hem de ciddi bir planlama sorunu açıkça ortada. Türkiye'de kişi başına yıllık diş hekimine müracaat 0,7 iken OECD ortalaması 6,51; aradaki fark yaklaşık 9 kat. Çocuklarda diş çürüğü görülme sıklığının yüzde 88'e ulaştığı, 25 şehir hastanesinin yalnızca 7'sinde diş kliniği bulunduğu bir ülkeden söz ediyoruz ne yazık ki . Bir yanda milyonlarca randevu talebi, diğer yanda koruyucu hizmetlerin eksikliği, kamu altyapısındaki yetersizlik ve tedaviye erişim sorunu var.

Tablo bununla da bitmiyor. Diş hekimleri açısından da ciddi bir istihdam krizi mevcut. Yapılan son atamada 314 diş hekimi kadrosu için 16.370 başvuru yapılmış, 207 uzman diş hekimi kadrosuna ise 636 uzman diş hekimi başvurmuş yani toplam 521 gibi bir kadro için 17 bini aşkın diş hekimi başvuruyor. Ortada çok açık bir planlama çelişkisi var: Vatandaş diş hekimine ulaşmakta zorlanıyor, genç diş hekimleri atama bekliyor, kamu hizmeti ihtiyacı karşılayamıyor. Biz ise yetişmiş, diploması olan bir diş hekiminin mesleğini icra etmesini yasaklamayı tartışıyoruz.

Böyle bir tabloda Meclisin yapması gereken, yetişmiş diş hekimlerinin çalışma alanını daraltmak yerine ağız ve diş sağlığı hizmetlerini güçlendirmektir. Devlet, bir yandan vatandaşın diş hekimine erişemediğini kabul edecek, diğer yandan eğitimini tamamlamış bir diş hekiminin kamuda da özel sektörde de mesleğini yapmasını engelleyecek. Bunun kamu yararıyla da sağlık politikasıyla da açıklanabilir tarafı yoktur. Kamu zararının telafisi gerekiyorsa bunun yolu ölçülü, makul ve öngörülebilir bir tazminattır. Hem tazminat isteyip hem kişiyi mesleğinden uzak tutmak ikinci ve ağır bir yaptırımdır. Gelin, hem Anayasa Mahkemesinin gerekçesine hem de ülkenin sağlık ihtiyacına uygun davranalım, bu meslek icra yasağını metinden çıkaralım.

Değerli milletvekilleri, 7'nci madde, bu teklifin en ağır sonuç doğuracak maddelerinden biridir. Getirilen düzenlemeyle askerî personel, askerî öğrenciler ve adaylar bakımından belirli işlemlerden doğan göreve iade kararlarının uygulanması kesinleşme şartına bağlanıyor. Bir cümleyle söylendiğinde usul meselesi gibi duruyor ama sahadaki karşılığı çok ama çok ağır. Kişi dava açacak, mahkemeyi kazanacak, idarenin işlemi hukuka aykırı bulunacak ama görevine dönemeyecek. Mahkeme kararı var ama sonuç doğurmayacak. İdare haksız bulunmuş olacak ama haksız işlemin sonucu devam edecek. Bu düzenlemenin zamanlaması da üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir zamanlamadır.

Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde "Mustafa Kemal'in askerleriyiz." sloganı attıkları için ihraç edilen teğmenlere ilk derece mahkemesinin göreve iade yönünde karar verdiği bir dosyada idarenin itirazı üzerinde uygulama istinaf incelemesi sonuna kadar durduruldu. Tuzla Piyade Okulunda 10 Kasım Atatürk'ü anma töreni sırasında yakasına Atatürk fotoğrafı takmayı reddeden bir teğmen ile buna tepki gösteren teğmenler arasında yaşanan tartışmanın ardından yaşanan ihraçlarda da göreve dönüş kararları çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

AŞKIN GENÇ (Devamla) - Tam da bu kararların tartışıldığı bir dönemde göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının uygulanmasını kesinleşme şartına bağlayan bir düzenlemenin getirilmesi elbette soru işaretlerini de birlikte doğurmaktadır. Gelin, bu şüpheyi ortadan kaldıralım. Mahkeme kararıyla göreve iade hakkı doğan personelin yıllarca bekletilmesine yol açacak bu hükmü metinden çıkaralım ve hukuk devletine uygun hâle getirelim çünkü kesinleşme birçok dosyada yıllar demektir. İlk derece mahkemesi -istinaf dosyasının niteliğine göre- Danıştay, bozma ve yeniden yargılama süreçleri var. Mahkemeyi kazanmak, bu maddeyle hakkına kavuşmak anlama gelmeyecek. Kişi, yıllarca üniformasından, görevinden, gelirinden, kıdeminden ve mesleğinden uzak kalacak; sonunda haklı bulunsa bile kaybettiği yılları, kariyerini, kurumsal aidiyetini geri getiremeyeceksiniz. Bu, aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetlerinin de kaybıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AŞKIN GENÇ (Devamla) - Yetişmiş, deneyimli, mahkemenin haksız işleme maruz kaldığına hükmettiği personeli yıllarca sistemin dışında tutarsanız insan kaynağını da kurumsal hafızayı da kaybedersiniz diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)