| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
GÜLCAN KIŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı yangınlar söner ama öyle yangınlar vardır ki yıllar geçse de bir ülkenin vicdanında yanmaya devam eder. Madımak yangını işte öyle bir yangındı. Otuz üç yıldır yalnızca bir otelin küllerini değil, adaletin küllerini taşıyoruz. Bugün hâlâ bir annenin gözyaşında, bir evladın özleminde, adalet bekleyen ailelerin sessizliğinde ve en çok da bu ülkenin vicdanında. Madımak'ta yakılan Hasret Gültekin'in sazıydı, Behçet Aysan'ın dizeleriydi, Metin Altıok'un kalemiydi, Asım Bezirci'nin birikimiydi. Yakmak istenilen düşünceydi, sanattı, bilimdi, laik cumhuriyetti ve bu ülkenin birlikte yaşama iradesiydi. Aradan tam otuz üç yıl geçti, yangın söndü ama adalet yerini bir türlü bulamadı çünkü Madımak'ın ardından yalnızca insanlar değil, adalet duygusu da ağır ağır küle dönüştürüldü; eksik yürütülen yargılamalar, zaman aşımı kararları, firari sanıklar, tahliyeler, Cumhurbaşkanı affıyla ceza infazından yararlanan hükümlüler, bunların her biri bu ülkenin vicdanındaki yangını yeniden büyüttü. Yıllardır bu millete eski Türkiye'yi anlatıyorsunuz. Evet, Madımak katliamı eski Türkiye'de yaşandı ama bu ülkenin vicdanını yaralayan zaman aşımı kararı ise sizin iktidarınız döneminde verildi. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Dönemin Başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı zaman aşımı kararının ardından "Milletimiz için hayırlı olsun." dedi. Kimin için hayırlı oldu? Otuz üç yıldır evladının mezarına sarılan anneler için mi, babasını dumandan kaybeden çocuklar için mi, yoksa adaletin bir gün mutlaka yerini bulacağına inanan milyonlar için mi? Hayırlı olan zaman aşımı değildi, hayırlı olacak olan gerçek sorumluların hukuk önünde hesap vermesi, ailelerin "Adalet yerini buldu." diyebilmesiydi. (CHP sıralarından alkışlar) Ama siz bu ülkenin en büyük vicdan davalarından birinde adalet duygusunu onarmak yerine cezasızlık duygusunu büyüttünüz.
Bugün geldiğimiz noktada ise başka bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Seçilmiş belediye başkanlarımız iddianameleri daha hazırlanmadan aylarca cezaevlerinde tutuluyor, gazeteciler yazdıkları için tutsak. Buna karşılık toplum vicdanında hâlâ kapanmamış bir yaranın hükümlülerine ise tahliye ve af kapılarını açıyorsunuz. İşte, milletin adalet duygusunu yaralayan çelişki tam da buradadır çünkü hukuk iktidarın hoşuna gidene başka, muhalif olana başka uygulanamaz. Adaletin siyasi takvimi olmaz, vicdanın da parti aidiyeti olmaz. Devletin en büyük gücü cezalandırmak değil adalete güveni koruyabilmektir.
Değerli milletvekilleri, Madımak yalnızca Alevilerin acısı değildir. Madımak bu ülkenin ortak vicdanıdır çünkü o gün hedef alınan yalnızca insanlar değildi, farklı düşünenlerdi, farklı inananlardı. Cumhuriyetin eşit yurttaşlık idealine yönelmiş örgütlü bir nefret vardı. İşte bu yüzden Madımak yalnızca anılacak bir yer değildir. Madımak aslında gerçeklerle yüzleştirecek bir yerdir. Bugün hâlâ kapısında bilim ve kültür merkezi yazması vicdanları rahatlatmıyor çünkü Madımak bu ülkenin demokrasi tarihinin en ağır tanıklarından biridir. Diyoruz ki Madımak utanç müzesi olmalıdır çünkü yüzleşmeyen toplumlar iyileşemez çünkü cezasızlık yeni suçların en büyük cesaretidir. Bosna'nın bilge lideri İzzetbegoviç'in dediği gibi "Unutulan katliamlar tekrarlanır." Biz unutmuyoruz, unutturmayacağız. Unutmamak da geçmişte yaşamak değildir. Unutmamak, geleceği korumaktır. Madımak'ı yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliam olarak da görmemeliyiz. Burada mesele yalnızca 2 Temmuz 1993 de değildir. Mesele, devletin vatandaşını koruyup koruyamadığıdır. Hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanamadığıdır. Adaletin gerçekten tecelli edip etmediğindedir. Bu nedenle Madımak'ı Maraş'tan, Çorum'dan, Gazi'den, Başbağlar'dan, Roboski'den, Suruç'tan ve Ankara Garı'ndan ayrı değerlendiremeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
GÜLCAN KIŞ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Ortak acılarımızı yarıştırmadan ortak vicdanımızı büyütmek zorundayız çünkü gerçek yüzleşme acılar arasında ayrım yapmak değil, her acının karşısında aynı adalet duygusuyla durabilmektir. Bugün bu kürsüden istediğimiz şey geçmişi yeniden tartışmak değil; istediğimiz, hakikatin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması, ihmallerin ve sorumluların eksiksiz biçimde araştırılması, toplumsal hafızanın korunması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması için Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerine düşen tarihî sorumluluğu yerine getirmesidir. Bu nedenle verdiğimiz Meclis araştırması önergesini siyasi kaygılarla değil, ortak vicdanın sesiyle değerlendirmenizdir çünkü adalet yalnızca geçmişe karşı değil de geleceğe karşı da sorumlu olduğumuzu bilmemizden geçmektedir.
Madımak'ta yitirdiğimiz tüm canlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)