| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
CHP GRUBU ADINA GİZEM ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın başında, 2 Temmuzda Madımak katliamında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyorum ve otuz üç yıldır büyük bir dirençle adalet mücadelesi veren ailelerin yanında olduğumuzu da bir kez daha bu kürsüden ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, madem bugün madencilik politikalarını konuşuyoruz, o zaman elbette ki Akbelen'i de konuşacağız ve Akbelen'de gördüğümüz şey aslında AKP'nin madencilik ve enerji politikalarındaki büyük çelişki; bu, tüm alana da yayılıyor.
Bir yanda "iklim krizi" deniyor, bir yandan "Yenilenebilir enerji yatırımları yapıyoruz." deniliyor, uluslararası yatırım anlaşmalarıyla yeşil dönüşüm propagandası yapılıyor ama aynı iktidar öte yandan zeytinlikleri madenciliğe açıyor, ormanları kömüre teslim ediyor, köylünün tapusunu şirketlerin önüne koyuyor, yargı kararlarını yok sayıyor. Bir yönüyle "yeşil dönüşüm" diyorlar, bir yüzüyle de zeytinlikleri maden sahasına çeviriyorlar; bir yüzüyle "kamu yararı" diyorlar, diğer yüzüyle şirket çıkarını koruyorlar; bir yüzüyle "kalkınma" diyorlar, diğer yüzüyle köylüyü toprağından ediyorlar. O hâlde buradan sormak zorundayız: Karar verin, hangi AKP; iklim krizinden söz eden AKP mi, zeytinlikleri madenciliğe açan AKP mi, "kamu yararı" diyen AKP mi, şirketlerin çıkarları için köylünün tapusuna el koyan AKP mi? "Hukuk devleti" diyen AKP mi, Danıştayın yürütmeyi durdurma kararına rağmen patlatmaları sürdüren AKP mi? Akbelen bize bu çelişkiyi bütün açıklığıyla gösteriyor. Akbelen yalnızca İkizköy'ün meselesi değildir, Karacahisar'ın yaşadıkları ortadadır; şirket önce yaptığı sondajlarla Suçıkan Deresi'ni kuruttu, şimdi aynı bölge madenin ve termik santralin kirli sularıyla karşı karşıya; kül depolarından gelen atıklar dereye karışıyor, bu kirli sular tarlalara, yaşam alanlarına, köylünün üretimine zarar veriyor ama ne etkin bir denetim var ne de hesap soran bir kamu idaresi var. İşte, plansız denetim, denetimsiz, şirket odaklı maden politikasının sonucunda Karacahisar'daki sonucu net bir şekilde görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
GİZEM ÖZCAN (Devamla) - Kuruyan dere, kirlenen toprak, tehdit altında yaşam.
Değerli milletvekilleri, Danıştay kararına rağmen şirketin hâlâ çalışmasını kabul etmiyoruz. Biraz önce sordum, aradım; bu sabah yine patlamalar yapılmış. Yaz tatili çocuklar evlerinde, aileler yanlarında, güne dinamit patlamalarının sesiyle uyanıyorlar. Bir çocuğun sabahında, bir çocuğun evinde geçirdiği bir sabahta içine korku düşürmeye hangi şirketin hakkı var? Açıkça söylüyoruz buradan: Danıştay kararları bağlayıcıdır. 679 parsel için acele kamulaştırma kararının uygulanabilirliği kalmamıştır. Şimdi sıra Anayasa Mahkemesindedir; Anayasa Mahkemesi "Köylü mü şirket mi, hukuk mu, talimatlı yaşam mı, rant mı?" sorularının yanıtını vermelidir.
Ve buradan Esra Işık'ı da bir kez daha selamlıyorum. Pazartesi günü duruşması var. Esra'yı da alacağız, Akbelen'i de vermeyeceğiz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)