| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce yapılan tartışmayla ilgili Özlem Hanım savunma yaparken bir hatırlatmada bulundu: Mecliste özellikle muhalefet parti milletvekilleri varken yok olduklarını ya da var olduklarını söylemediklerini... Buna eleştiride bulundunuz ama bunun en iyisini siz yaptınız aslında; hatırlayın, biz Meclisi olağanüstü bir çağrıyla Meclise davet ettiğimizde, bütün AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlar burada olduğu hâlde "yokuz" demişlerdi.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Dışarıdalar.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Şimdi, şunu diyebilirsiniz: Madem Meclise olağanüstü çağrıda bulundunuz, bunun gereğini yapın. Biz de diyoruz ki: Madem bir kanun teklifinde bulundunuz, siz de gereğini yapın, burada milletvekili arkadaşlarımız bulunsun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Örneklemeniz yanlış Mesut Bey, namaz kılacağım, o yüzden gidiyorum. Ama örneğiniz doğru değil, biz burada değildik, varken yok olmak başka bir şey.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Burada varken yoktunuz, varken yoktunuz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Hayır, hayır, hayır. Aynı şey mi? Yanlış bir örnek verdiniz.
BAŞKAN - Sayın Doğan, devam edin lütfen.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, artık bu ülkede bütün arkadaşlarımızın, bütün insanlarımızın kabul ettiği bir gerçek var ki o da var olan bütün sorunlarımıza, bütün sıkıntılarımıza rağmen ülkemizin en önde sorun ve sıkıntı olarak ifade ettiği durum ekonomi yani işçimizin de, memurumuzun da, emeklimizin de, iş dünyamızın da en ciddi manada önünde var olan sorun ekonomik. Bunu illerimize gittiğimizde de görüyoruz, ilçelerimize gittiğimizde de görüyoruz, şehirlerimize gittiğimizde de görüyoruz. Bu sorunun en temel göstergesi olarak sadece bir rakam paylaşayım: Beş ay içerisinde yani 1 Ocak ve 31 Mayıs arasında 53 bin esnafımız kepenk kapatmış ve bu kepenk kapatma miktarını güne böldüğümüz takdirde yani günlük 354 esnafımız pes etmiş. Hepimiz biliyoruz ki ekonomide paranın hareketli olması, ekonomiye can katar, özellikle paranın hep aktif olması gerekir ekonomide canlılık olabilmesi için. Tam da bu noktada ekonomide parayı sürekli canlı tutan ve her tarafa dengeli bir şekilde o parayı taşıyan en önemli aktör esnafımızdır. Esnafımız durursa para dur, para durursa ekonomi durur, ekonomi durursa hayat durur ki bunun sonucu da büyük bir felaket olur. Düşünün, bu anlamda belki de esnafımıza ciddi bir katkıda bulunabilmek için Ticaret Odası bir adım attı, adımın ismi bile esnafımızın ne hâlde olduğunu göstermesi bakımından çok ibretlik. Nedir atılan adımın ismi: Nefes kredisi yani yaşama kredisi değil, büyüme kredisi değil. Demek ki esnafımız nefes alamayacak bir hâle geldi. Hafiften espri olsun diye söylüyorum. Yapılacak NATO toplantısının bedelini, yükünü bile esnafımız taşımak zorunda. Sırf NATO için bu ülkeye gelecek olan misafirlerimiz, herhâlde esnafımızın hâlini görmesinler diye esnaflarımızın önünü brandalarla kapatmada bulunduk. Böyle bir dönemde, iktidarın, Hükûmetin mutlaka ama mutlaka esnaflara ciddi manada sahip çıkma mecburiyeti var. Bunu yapmadığı takdirde tehlike inanın zannettiğinizden çok daha büyük ve bunun sonucu çok tehlikeli bir boyuta gelebilir. Diyebilirsiniz ki elbette ki biz esnaflarımıza yönelik adımlar da attık. Attığınız adımla ilgili iki şey söyleyeyim: Mesela, bu beş ay içerisinde esnaflara yönelik verilen kredinin toplamı -rakamlara lütfen dikkat edin- 53 milyar. Yani sekiz buçuk günlük faiz parası demektir bu. İktidara geldiğinizden beri -Ticaret Bakanlığı açıkladı- yirmi üç yıl boyunca esnafa verilen kredi yani borç -hibe de değil- toplam 803 milyar kredi verilmiş. Yani üç buçuk aylık faiz parası demektir. Ülkemizin hâlini görmek bakımından çok ibretlik bir fotoğraf. Bu fotoğrafın sahibi Sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp da şunu söyleyebiliyor, o da ayrı bir durum, diyor ki: "Faizin olduğu yerde bereket olmaz." Ya, bu ülkeye yirmi üç yıl içerisinde 61 trilyon faiz ödeten sistemin sahibi sizsiniz. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar) Yani şunu demek istiyorsunuz aslında diyorsunuz ki: "AK PARTİ yani AK PARTİ iktidarı bereketsizliğin teminatı, garantisidir; kendisidir." diyorsunuz aslında. Bu anlamda, sadece şu Mecliste çıkan 2 tane kanun teklifini ve sonuçta onaylanan 2 tane kanunu bir araya getirdiğimiz zaman bile nasıl bir mantıkla adım attığımızı görmemiz yeterli olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MESUT DOĞAN (Devamla) - Bir kanun çıkardık, o kanun diyor ki dışarıdan gelecek sıcak paralara yirmi yıl vergi almayacağız, artı yüzde 40 da rüşvet vereceğiz. Peki, esnafa yönelik ne yaptık? Esnafa da dedik ki bir buçuk yıl öncesinde: Her ay iki üç gün Maliyeden 2-3 kişi gelecek, kasanıza oturacak ve sizi denetleyecek. Belki tam da bu noktada iktidarın kendisine sorması gereken soru şu: Ben kimin iktidarıyım? Yani siz size oy verenlerin iktidarı mısınız yoksa size talimat verenlerin iktidarı mısınız? Büyük kâr etmiş şirketlere ergi affı getirirken kâr etmemiş esnafa ceza kesiyorsunuz; böyle bir yaklaşım, böyle bir anlayış olabilir mi?
Böyle bir dönemde esnafa sahip çıkmak iktidarın mutlaka ama mutlaka görevidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)