GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:109
Tarih:02.07.2026

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2 Temmuz 1993, dönüp baktığımız zaman Türkiye'nin ortak hafızasında hâlâ kanayan bir yaradır. Böyle baktığımız zaman belki bugün bizi tek teselli edecek olan, bugün pek çok milletvekilini, genel başkanı ve AK PARTİ Grup Başkanı Sivas Milletvekili Abdullah Güler arkadaşımız da dâhil olmak üzere bu ortak acıda ve bu yapılan hatalardan, orada yaşanan acılardan yola çıkarak Türkiye'nin geleceği için huzur içinde, barış içinde ne olabilir sorusunun cevabını arayarak yan yana durmak ve aslında bulunduğumuz yerde hangi ortak noktalarda buluştuğumuzun altını çizerek geleceğimiz için önemli bir mesaj verme anlamında orada olmalarının ben bugün çok anlamlı olduğunu düşünüyorum. Tabii, biraz evvel arkadaşlarımız da ifade ettiler yani 1993 yılı çok karanlık bir yıl, 2 Temmuzda Madımak'ta yaşananlar, 33 insanımız hayatını kaybetti hemen arkasından, üç gün sonra 5 Temmuzda Başbağlar'da sanki bilinir gibi, yine bu sefer 33 askerimiz, sivil kıyafetliydiler onlar şehit edildi, onların da sivil katliam olduğunu düşünmek lazım. Böyle bakıldığı zaman bu soruların hakiki cevabını tam olarak bulduk mu? Ben de bulamadığımızı düşünüyorum. Evet, failler vardı, yargılamalar yapıldı ama bunlar kim tarafından, nasıl kurgulandı buna dair gerçek cevabı hâlâ bugüne kadar bulamadık ama bu acılardan ortak bir noktaya evrildiğimizi düşünüyorum. Burada suçlu olan Sivas şehri değildir, burada suçlu olan oradaki bir grup insan değildir aslında. Burada buna dönüp baktığımızda failleri, arkasındakini tam olarak görebilmek, inşallah zaman içerisinde tüm ortak çalışmalarımızla gelecekte de belki mümkün olabilir mi emin değilim ama bunu bulabilmek, görebilmek bizim için Türkiye'yi anlamak adına önemli. Fakat bugün geldiğimiz noktada, biraz evvel ifade ettiğim gibi, ortak bir itirazla, ortak bir yan yana duruşla bugün Sivas'ta bulunmak, Başbağlar'da bulunmak bu anlamda önlerde ortaklaştığımız görmek adına Türkiye açısından önemlidir diye düşünüyorum. Hayatını kaybeden bütün insanlara, insanlarımıza rahmet diliyorum; ailelerine, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Çok önemli bir toplumsal yaranın bir kez daha hatırlandığı bir gün olduğunu ben de ifade etmek istiyorum. Belki en büyük şansımız, artık bunları yaşamıyor olmanın da kıymetini bilmemiz lazım böyle günlerde.

Değerli arkadaşlarım, tabii, Genel Kurulda olumlu gündemleri konuşmakta biraz imtina ediyoruz çünkü gündemin kendine ait ağırlıkları var ama bunun yanında birkaç şeyin altını çizmek istiyorum. Yurt dışından Türkiye'ye gelen pek çok vatandaşımız var, her sene milyonlarca insanımız Türkiye'ye geliyor. Bugünlerde de Avrupa'da yaşayan Türklerin Türkiye'ye dönüşleri, tatilleri şimdi başlamış durumda. Bu rakamları vermek istiyorum çünkü önemli bu rakamlar. Her sene Türkiye'yi ziyaret eden yaklaşık 64 milyon insan var ve bunun 11 milyonunu Türk vatandaşlarımız oluşturuyor. Onların Türkiye'ye gelişleri ekonomimize de çok büyük bir katkı sağlıyor ve en önemlisi de bu gelişlerde gümrüklerde muazzam bir hizmet veriliyor. Yani, gümrüklerimizde çalışan insanlar, askerlerimiz, polislerimiz, özellikle başta İçişleri Bakanlığı olmak üzere gümrükten sorumlu bakanlıklarımız da dâhil olmak üzere, hem çalışan sayılarını artırıyorlar hem komşu ülkelerle protokoller yapıyorlar her sene olduğu gibi ve tüm bu sınırlarda görev yapan hem gönüllüler var hem de polislerimiz var. Ben onlara buradan teşekkür etmek istiyorum. Diğer taraftan da Türkiye'ye ziyarete gelen vatandaşlarımıza en kolay şekilde bu seyahatlerini sağlıkla, sıhhatle tamamlayarak Türkiye'de vatanlarında iyi vakit geçirmelerini temenni etmek istiyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, dün uzun bir gün geçirdik. Düne dair aslında bir bilanço belki çıkarabiliriz. Şuradan rakamlarıma da bir bakmak istiyorum. O kadar çok kâğıdım oldu ki sonuçta. Şimdi, dün pek çok yoklamalar vardı. Burada muhalefetteki arkadaşlarımız şunu ifade ediyorlar, diyorlar ki: "İç Tüzük'ün bize verdiği imkânlar var, haklar var. Bunları muhalefet olarak sadece biz kullanırız. Siz çoğunlukta olan, iktidarda olan parti İç Tüzük'ün size verdiği imkânları kullandığınızda suç işlemiş olursunuz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bize böyle söylüyorsunuz.

Şimdi, bir defa Medeni Kanun'da ki ben bugünkü hâlinden ziyade eski ifadeyi bir hatırlatmak istiyorum, çok güzel bir Türkçeyle yazılmış, diyor ki Medeni Kanun'un 2'nci maddesi, şu andaki madde de anlam olarak bunu içeriyor: "Herkes haklarını ve borçlarını ifada hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir." Bir hakkın kullanımında hüsnüniyet çok önemlidir. Bir hakkı kullanırken eğer bir kötü niyet hasıl oluyorsa o zaman sizin bu hakkı kullanımınızda bir sorun var demektir. Şimdi, bugün dünkü sayılara baktığımızda, 8 defa yoklama, 5 defa karar yeter sayısı, 2 defa elektronik oylama... Burada işimiz evet, itiraz etmek, bravo. Evet, bu itirazı yaparken temellendirmek, mümkünse en güzeli uzlaşmak. Burada bazı maddelerle alakalı -çok olmuştur burada- uzlaştığımız, geri çektiğimiz, yeniden beraber yazdığımız ama bunu yaparken iki temel ilkemiz olması lazım: Birincisi, İç Tüzük'e herkes uyacak. İç Tüzük'le alakalı maddeleri ihtiyaca binaen nasıl sizler kullanıyorsanız biz de yeri geldiğinde kullanacağız. Ve nihayetinde de bunun hepsini yaparken iyi niyetimizi, birbirimize karşı itimadımızı muhafaza edeceğiz.

Dün, Genel Kurulda bizim arkadaşlarımızla beraber yaptığımız, İç Tüzük 87'den doğan haklarımızı kullanmaktan ibarettir; bundan daha tabii ne olabilir? Kaldı ki, maalesef hepimizin ortak tecrübesi, Genel Kurulumuzda İç Tüzük hakkıyla uygulanmıyor. Bunu hepimiz görüyoruz ve herhâlde her birimiz kabul ediyoruz ki daha anlaşılır, daha uygulanabilir bir İç Tüzük'e de ihtiyacımız var; bununla alakalı hep hazırlıklar olageldi, bizim de hâlâ bir hazırlığımız var. O sebeple yani eğer kurallara uymaktan bahsediyorsak, biz sadece kurallara uyduğumuz için ve İç Tüzük'e uygun olarak bir işlem yaptığımız için de bir uygulama yaptığımız için de suçlanmamamız lazım. Genel Kuruldaki bütün yaptığımız her şeyin insanlarımız tarafından çok izlendiğini, görüldüğünü de düşünürsek işi yapmak kadar -hukukun esasıdır, bugün İslam hukukuna çok referans verildi- İslam hukukunda da usul ve esas arasındaki ilişkiyi hatırlatmak istiyorum: Ne yaptığımız kadar nasıl yaptığımız da çok önemli bu Genel Kurulda. Zaman zaman bu "nasıl yaptığımız" konusunda birbirimizi çok hırpaladığımızı düşünüyorum, birbirimizin hukukuna girdiğimizi düşünüyorum. Günün sonunda bunların hepsi geçecek, geriye sadece ve sadece birbirimize bıraktığımız bir iz kalacak. Bu hakka, hukuka, ize hürmet etmeyi önemsiyorum ve altını çizmek istiyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)