| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 109 |
| Tarih: | 02.07.2026 |
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ülkemizin en önemli gelir kaynaklarından biri olan turizm sektöründen bahsetmek istiyorum size; sektörün içinde bulunduğu tabloya da dikkat çekmek istiyorum: Türkiye deniziyle, güneşiyle, tarihiyle, kültürüyle, eşsiz doğal güzellikleri ve misafirperver Anadolu insanıyla dünyanın en önemli turizm merkezlerinden bir tanesi. Milyonlarca turisti ağırlayabilecek büyük bir potansiyele sahibiz ancak ne yazık ki bu sezon, bu turizm sezonu beklenen canlılıkta başlamadı; haziran ayına gelinmesine rağmen özellikle Ege ve Akdeniz kıyılarında birçok otel doluluk oranlarının çok altında sezona girmiş. Sahillerde önceki yıllara göre çok büyük bir durgunluk yaşanıyor. Şu aşamaya gelinceye kadar tatil beldelerinin dolmamasının, turizm sektörünün sıkıntıya girmesinin altında yatan en önemli sebeplerden bir tanesi de okulların kapanma tarihin gittikçe yaz ortasına doğru çekilmiş olması. Hâliyle iç turizm yavaşladı, insanların çocuklarının okula gittiği bir dönemde tatile gidememesi iç turizme çok ciddi bir darbe vuruyor. Bu konuda Millî Eğitim Bakanı ile Turizm Bakanının oturup ciddi bir müzakere etmesi gerekiyor. Millî Eğitim Bakanının da bunu özellikle kaydıra kaydıra sezon ortasına getirmesinin de hangi maksada matuf olduğunu anlayabilmiş değilim. Sektör temsilcileri rezervasyonların büyük ölçüde son dakikaya kaldığını, birçok işletmenin ise gelir kaybıyla birlikte büyük bir risk taşıdığını söylüyorlar. Birçok bölgede oteller boş, esnaf durgun, turizm işletmeleri gelecekten ciddi anlamda endişe duyuyorlar çünkü mesele sadece toplam gelir değil, asıl mesele otellerin doluluk oranları, sektörün kârlılığı, uluslararası rekabet gücü ve turizmin sürdürülebilirliği. Peki, neden bu noktaya geldik? Çünkü artık denizimizle, güneşimizle ve otellerimizle rekabet etmiyoruz. Bugün, Akdeniz havzasındaki diğer rakip ülkelerdeki fiyat, hizmet kalitesi, ulaşım maliyetleri, güven algısı ve tanıtım stratejileri bakımından da yarışıyoruz biz.
Son yıllarda ülkede bir türlü düşürülemeyen yüksek enflasyon, enerji fiyatlarındaki muhteşem artış, gıda maliyetleri, personel giderleri, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve turizmdeki ağır vergi yükü sektörü ciddi bir maliyet baskısı altına soktu. İşletmeler ayakta kalabilmek için fiyatlarını artırmak zorunda kaldılar, bu da Türkiye'nin yıllarca sahip olduğu uygun fiyatla kaliteli hizmet sunan ülke avantajını giderek ortadan kaldırıyor. Bugün, döviz bazında hızla yükselen fiyatlar nedeniyle Türkiye birçok pazarda rakiplerine göre çok daha pahalı hâle geliyor; basında çıkan "Sahiller boşken insanlar Yunan adalarında tatil yapıyor." başlıklarını da buna bağlamak lazım.
Bunun yanında, bölgemizde yaşanan savaşlar var, bunu yok saymak mümkün değil. Jeopolitik belirsizlikler var, ülkemizle ilgili güvenlik endişeleri var. Turist, burada her gün herhangi bir yazı, herhangi bir "tweet" yüzünden tutuklanan insanları gördükçe, okudukça ülkeye olan güveni, itibarı azalıyor. Turizm, barıştan, istikrardan ve güven ortamından beslenen bir sektör; bu gerçeği görmezden gelemezsiniz.
Diğer taraftan, acı olan başka bir gerçek daha var: Bugün, kendi vatandaşımız da kendi ülkemizde tatil yapamaz hâle gelmiştir. Tatilin milyonlarca vatandaşımızca lüks hâline gelmesi yalnızca turizm sektörünün değil şu anda Türkiye'deki ekonomi yönetiminin de en önemli göstergelerinden bir tanesi. Turizmi sadece otellerden ibaret zannetmeyin. Turizm çiftçinin ürünü, balıkçının kazancı, taksicinin direksiyonu, rehberin emeğidir, restorancının müşterisidir, taşımacının yüküdür, esnafın siftahıdır, aşçının, temizlik görevlisinin ve milyonlarca emekçinin ekmeğidir turizm. Boş kalan her otel odası çalışmayan bir mutfak, satış yapamayan bir esnaf, azalan istihdam ve küçülen yerel ekonomi demektir. Bu nedenle, turizmi yalnızca reklam filmleriyle, fuar katılımlarıyla veya sezonluk kampanyalarla kurtaramayız. Türkiye'nin uzun vadeli, sürdürülebilir ve rekabet gücünü artıracak kapsamlı bir turizm politikasına ihtiyacı vardır. Turizm bölgelerinde enerji ve vergi yükü hafifletilmeli, turizm sektörüne son üç senede ciddi anlamda ilave vergiler yüklenildi, işletmeler üzerindeki maliyet baskısı azaltılmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Finansmana erişim kolaylaştırılmalı, nitelikli personelin sektörden kopması önlenmeli, ulaşım maliyetleri düşürülmeli, uluslararası tanıtım faaliyetleri güçlendirilmeli, turizm bölgelerindeki altyapı eksiklikleri hızla giderilmeli ve iç turizmi destekleyecek sosyal tatil modelleri hayata geçirilmelidir. Türkiye'nin turizm potansiyeli tartışmasız büyüktür ancak bu potansiyel yanlış ekonomi politikaları, yüksek maliyetler, plansızlık ve günübirlik yönetim anlayışı nedeniyle yeterince değerlendirilmemektedir. Turizm sektörü sezonunun ortasına geldiğimiz bugünlerde alarm veriyor, bu sese kulak vermek zorundayız. Günü kurtaran açıklamalar yerine kalıcı çözümler üretmek ve Türkiye'nin turizmde yeniden rekabet gücünü artıracak adımları atmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum, sağ olun. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)