GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:108
Tarih:01.07.2026

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 7'nci maddesi üzerine İYİ Parti Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk devlet geleneğinin asırlık bir kuralı vardır: Devlet adaletle yaşar. 7'nci madde her ne kadar idari bir düzenleme gibi sunulsa da anayasal nizamı ve yargı bağımsızlığını sakatlayan bir maddedir. Bu madde Millî Savunma Bakanlığı, Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik veya MİT bünyesinde çalışan, hatta akademide gencecik birer öğrenci olan vatan evlatlarının kaderini idarenin iki dudağı arasına terk etmektedir. Diyelim ki bir personeli ihraç ettiniz, bu insan gitti, hakkını aradı, bağımsız Türk mahkemelerinin karşısına çıktı; hâkimler dosyayı inceledi, delillere baktı ve "Bu kişinin terörle, hainlikle bir bağı yoktur, temizdir, lekesizdir; görevine derhâl iade edilmelidir." diye hükmetti. İşte, bu madde tam o anda devreye giriyor ve idareye "Mahkeme kararı beni bağlamaz, ben bu vatan evladını, yıllarca sürecek üst mahkeme süreçleri bitene kadar kapıda süründürürüm." yetkisi veriyor.

İdari yargı süreçlerinin çok uzun sürdüğü hepimizin malumudur. Bu belirsiz zaman zarfında mahkeme kararı uygulanmazsa, özellikle askerî personel ve MİT mensupları için telafisi imkânsız mağduriyetler doğuracaktır. Bu düzenleme, en nihayetinde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi duvarından mutlak surette dönecektir. Siz, aslında bu maddeyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu eliyle atadığınız kendi hâkimlerinize "Verdiğiniz hukuki kararların üst mahkeme onaylayana kadar hiçbir hükmü yoktur." demiş oluyorsunuz. Bir ülkede mahkemelerin kararlarını bizzat kanun koyucu eliyle işlevsiz kılmak o hukuk düzenini tamamen tasfiye etmek demektir. Üstelik, bu ülkenin sokaklarında çeteler, mafya liderleri ve uyuşturucu baronları gibi gerçek suçlular adli kontrollerle, infaz indirimleriyle elini kolunu sallayarak gezerken bağımsız mahkemenin "Suçsuz." diyerek akladığı şerefli Türk polisini, bir Türk subayını göreve başlatmayıp kapıda bekletmenin mantığı nedir? Güvenlik kaygısı. Hukuku askıya almanın ve Anayasa'yı çiğnemenin bir kılıfı olamaz. Kaldı ki İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 52'nci maddesi zaten idarenin elinde hukuku bir kalkan olarak durmaktadır. Eğer kamu güvenliği riski varsa idare zaten üst mahkemeden yürütmenin durdurulmasını talep edecekken neden kanun yoluyla topyekûn ve otomatik bir engellemeyi getiriyorsunuz? Değerli milletvekilleri, İYİ Parti olarak net bir şekilde ilan ediyoruz, Bizler terör örgütlerinin, FETÖ'nün, PKK'nın ve bu devlete pusu kuran her bir hainin amansız düşmanıyız. Ancak çok iyi biliyoruz ki terörle mücadele hukuk çiğnenerek değil hukuka sımsıkı sarılarak yapılır. Masum insanları üzerlerindeki o haksız lekeyle yaşamaya mahkûm etmek hiçbir devlet ciddiyetine sığmaz. Anayasa’nın 138'inci maddesi çok açıktır, mahkeme kararları geciktirilmeksizin uygulanır. Kıta Avrupası hukukunda, örneğin, Fransa'da veya Almanya'da idari mahkemenin verdiği bir karar o dakika yürürlüğe girer çünkü gelişmiş devletler bilir ki vatandaşı idarenin gazabından koruyan tek sığınak yargıdır.

İktidar sıralarına devlet sorumluluğunu hatırlatarak sözlerime son veriyorum: Adaletin terazisiyle oynamayın. Unutmayın ki adalet, sadece bugün mağdur edilenlerin değil, gün gelir bu haksızlığı reva görenlerin de muhtaç olacağı yegâne mülktür. Yargıyı ve Anayasa'yı felç eden bu maddeye İYİ Parti olarak sonuna kadar "hayır" diyoruz.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)