| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 3'üncü maddesi 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nda değişiklik yaparak daimî konuşlu bulundukları limanlar dışında yurt içi limanlarda görevlendirilen ve denizaltı gemilerinde konaklama imkânı sağlanamayan personelin konaklama giderlerinin karşılanmasına imkân tanımaktadır. Bu düzenleme, görevini zor şartlar altında yerine getiren Deniz Kuvvetlerimiz personelinin yaşadığı somut bir mağduriyetin giderilmesi bakımından yerinde ve olumlu bir adımdır. Ancak askerî personelin özlük haklarına ilişkin düzenlemeleri konuşurken aynı fedakârlıkla görev yapan uzman erbaşlarımızın yıllardır çözüm bekleyen yapısal sorunlarını da görmezden gelemeyiz. Bu nedenle, konuşmamın devamında uzman erbaşların özellikle sicil sistemleri ve yaşadıkları zorluklara değinmek istiyorum. Uzman erbaşlarımız vatan savunmasının en ön safında canı pahasına görev yaparken maalesef katı hiyerarşik yapının ve ucu açık sözleşmeli istihdam modelinin getirdiği hukuki boşluklar nedeniyle ağır bir mobbing sarmalıyla karşı karşıyadır. Amirlerin geniş takdir yetkisine dayanan sicil puanlamaları ve ucu açık kendisinden istifade edilememe maddesi kahraman personelimiz üzerinde usulsüz birer sözleşme fesih tehdidine dönüştürülmüştür. En doğal hak arama ve şikâyet yollarını kullanan, CİMER'e başvuran evlatlarımız dahi disiplinsizlik bahanesiyle ordudan ihraç edilmektedir. Şırnak'ta mobbinge uğradığını belirten bir intihar mektubu bırakarak canına kıyan Jandarma Uzman Çavuş Ökkeş Gök gibi trajik can kayıpları bu sistematik baskının sarsıcı ve somut kanıtıdır.
Amirleriyle yaşadığı kişisel uyuşmazlığın meslek hayatına olumsuz yansıdığını dile getiren uzman erbaşlarımız vardır. Elbette bütün komutanlarımızı töhmet altında bırakmayız, bırakmıyoruz. Büyük çoğunluğu görevini hakkıyla yapmaktadır ancak hukuk devleti iyi niyetli yöneticilere güvenerek değil kötü uygulamayı engelleyen kurallarla ayakta kalır. Sendikal ve kurumsal korumadan tamamen yoksun olan uzman erbaşlarımız amir baskısı karşısında maalesef yalnız ve savunmasız bırakılmıştır. Hakaret, aşağılama ve aşırı iş yükü altında ezilen bu kahramanların sesini duymak, onları sadece sözleşmelerle değil sarsılmaz kanuni güvenceyle korumak bu Meclisin asli görevidir. Vatanı koruyanları kendi kararlarından ve psikolojik tacizden koruyacak adil bir hukuk düzeni inşa etmek, şehit ve gazi adayı uzman erbaşlarımıza olan namus borcumuzdur. Sicil sistemi liyakati ödüllendiren bir mekanizma olmalıdır, korku üreten bir mekanizma değil. Bir uzman erbaş "Hakkımı ararsam sicilim düşer mi, itiraz edersem sözleşmem uzatılmaz mı?" endişesi taşımamalıdır. Bu kaygı yıllarca personelin moralini değil kurumun disiplinini ve etkinliğini de zedeler. Daha da önemlisi, bu sicil sistemi yalnızca bir puanlama sistemi değildir; astsubaylığa geçişten kademe ilerlemesine, sözleşmenin uzatılmasından görevde kalmaya kadar pek çok özlük hakkını doğrudan etkilemektedir. O hâlde, temel ilkelerin yönetmeliğe bırakılması kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi de özlük haklarını etkileyen düzenlemelerin kanunla açık, belirli ve öngörülebilir biçimde yapılması gerektiğini defalarca ortaya koymuştur. İktidar ise yine şeklî bir düzenlemeyle yetinmektedir, uzman erbaşların gerçek sorunlarına kulak vermemektedir, mobbing iddialarını araştırmıyor, objektif performans kriterleri oluşturmuyor, bağımsız itiraz mekanizmaları kurmuyor, psikolojik destek sistemlerini güçlendirmiyor; sadece yeni bir sicil sistemi getiriyor ve bunun çözüm olacağını iddia ediyor. Biz İYİ Parti olarak güçlü ordunun güçlü hukukla mümkün olduğuna inanıyoruz. Disiplin elbette vazgeçilmezdir ancak disiplin keyfîlik değildir, hiyerarşi hukukun alternatifi değildir. Sicil sistemi şeffaf olmalı, gerekçeli olmalı, denetlenebilir olmalı, ve etkili itiraz yollarını içermelidir. Mobbing iddiaları bağımsız biçimde incelenmeli, personelin hakkını araması kariyerini riske atmamalıdır. Emeklilikte yaşanan mağduriyetler, görev sonrası iş güvencesi, aile birliği, tayin sorunları, yıpranma payı, ekonomik kayıplar ve kariyer planlaması da yıllardır çözülememektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Terörle mücadelede canını ortaya koyan uzman erbaşlarımız devletten ayrıcalık istemiyor, adalet istiyor; lütuf istemiyor, hakkını istiyor. Devlet en zor görevi verdiği personeline en güçlü hukuki güvenceyi de vermek zorundadır diyor, en azından beklentimizin bu olduğunu söylüyoruz. Bu nedenle, teklifin bu hâliyle eksik olduğunu ifade ediyor, uzman erbaşlarımızın gerçek sorunlarını çözecek kapsamlı bir personel reformunun hayata geçirilmesini talep ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)