| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 277 sıra sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 3'üncü maddesinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, 3'üncü maddede denizaltı gemi personeline liman dışında konaklama gideri ödenmesi konusunda bir düzenleme getiriliyor, bir teklif var. Bizim açımızdan olumlu bir düzenleme, hatta, geç kalmış bir düzenleme olduğunu dahi söyleyebiliriz. Şimdiye kadar düşünülmesi gereken, yapılması gereken bir düzenlemeydi bu ama burada olduğu gibi pek çok şey -maalesef ki bunu üzülerek söylüyorum- özellikle bu hain FETÖ darbe girişiminden sonra ordumuzda, Millî Savunma Bakanlığımızda işler çok istediğimiz gibi gitmiyor. Bu da bunun bir yansıması, bu zamana kadar bunun kalması da bunun bir yansıması. Bakın, bu FETÖ korkusuyla bu darbeden sonra çok önemli yapısal değişikliklere imza atıldı ordumuzda, TSK'nın yapısında ve bunlar kısa sürede geri dönülecek şeyler de değil. Uzun vadede ordumuza zarar verecek, TSK'nın yapısına zarar verecek şeyler. Bizler muhalefet olarak bunları sık sık dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Örneğin, bakın, Yüksek Askerî Şûranın yapısı değişti, Yüksek Askerî Şûrada şu anda sivil sayısı arttı yani eski sisteme göre tamamen değişti, şu anda Yüksek Askerî Şûrada Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Maliye ve Millî Eğitim Bakanı dahi Yüksek Askerî Şûra üyesi. Nedir Yüksek Askerî Şûra? Askerimizin terfisini, görevden ayrılmasını düzenleyen bir mekanizmadır, bir üst denetim mekanizmasıdır. Bu sistemin değişmesiyle, Yüksek Askerî Şûra yapısının değişmesiyle tamamen siyaset odaklı, siyasete açık bir Yüksek Askerî Şûra yapısı oluşmuş oldu değerli arkadaşlar. Bunun nasıl bir sonucu oldu? bunun sonucu şu oldu: Terfi etmek için veya bulunduğu konumu korumak için bu ilgili bakanlıklardan torpil arayan, arayabilecek potansiyeli oluşturan bir yapı ortaya çıktı maalesef ki bu da çok kötü bir şekilde, ordunun siyasallaşmasına yol açacak ve dengeleri bozacak bir noktaya geldi değerli arkadaşlar. Ne yapıldı; Genelkurmay Başkanının darbe yapmasından korktuğumuz için Genelkurmayı hem Millî Savunma Bakanlığına bağladık, Kuvvet komutanlıklarını da ayrı ayrı Millî Savunma Bakanlığına bağladı. Bu da aslında askerîyede ast üst ilişkisi ve emir komuta zincirinde aksaklığa yol açacak bir sistem meydana getirdi. Bakın, şu anda, Kara Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay Başkanından bir emir gelse bunu Millî Savunma Bakanlığına onaylatıp onaylatmamak gibi bir seçenek içerisinde kalmak durumunda. Bu da gerçekten ordunun, bizim bin yıllık geleneğimizi içeren ordumuzun yönetiminde bir zafiyeti ortaya çıkartmaktır. Başka ne yapıldı; Alat acele askerî okulları kapattık değerli arkadaşlar. Millî Savunma Bakanlığının bünyesine bunları bağladık ama bunu yaparken maalesef ki aktif kuvvet komutanlıklarıyla bağları koptu, sivil öğretmenlerin ders verdiği bir noktaya evrildi. Bakın, üniversiteden asker yetişmez, teorik bilgi kadar pratik bilgi de önemlidir. Maalesef ki burada çok önemli bir pratik eksikliği yaşamaktayız. Bu sahadaki geri bildirimlerin eğitime gelmesi ve ona göre değişen sistemlerin adaptasyonunun sağlanması açısından buradaki kopukluk kesinlikle giderilmelidir. Biz bunu defalarca söyledik, askerî okulların tekrardan düzenlenmesi gereklidir. Askerî yargı sisteminde askerî mahkemeleri kapattık değerli arkadaşlar. Askeri mahkemelerin kapatılmasıyla belli bir uzmanlık hukuku yok oldu. Bakın, askerî mahkemelerin şu anda yeri doldurulamıyor, sivil hakimler askerî konulara bakıyor, bu da çok önemli hataların yapılmasına yol açıyor. Askerî hukuk başka bir hukuk, bunun değerlendirilmesi için bu alanda ihtisas mahkemeleriyle bunların değerlendirilmesi gerekir. Bunu yalnızca ast-üst arasındaki tartışmalar olarak düşünmeyin ve en ufak bir orduda veya işte, komuta merkezinde yapılacak tadilatta çıkan uyuşmazlıkta dahi sivil mahkemeler şu anda yetkili hâle geldi. Bunların sonuçları kötü olacaktır ve bundan bir kısmına dönüldüğü, bölge mahkemeleri açıldı ama bölge mahkemeleri de yeterli değil. Özellikle askerî hukuka hâkim ihtisaslaşmış mahkemelerde -buna ihtisas mahkemeleri diyebiliriz- bu askerî konuların görüşülmesi, davaların görüşülmesi gerekli diye düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ÖZGÜR CEYLAN (Devamla) - Bütün bunlar yapılırken neyle mücadele edilmek için yapıldı? Terörle, FETÖ'yle mücadele edilmek için yapıldığı söyleniyor. Değerli arkadaşlar, FETÖ'yle mücadele etmek istiyorsanız ordunun genetiğiyle oynamayı bırakın. Esas mesele, ordunun insan kaynağını alırken yaptığınız mülakatlar, yaptığınız seçimlerdir. FETÖ buradan yol bularak, kendisine yön bularak ilerlemiştir, ordunun içerisine yerleşmiştir. Bu anlamda, hâlâ bu kanun teklifinde dahi yine mülakatta ısrar etmeniz hâlâ bundan ders almadığınızı gösteriyor. Mülakat inadından vazgeçilmeli, orduya insan alınmasında, personel alınmasında kesinlikle liyakate dayalı bir sistemle işleyecek bir düzen kurmalıyız diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)