| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken geçtiğimiz hafta cuma günü acı haberini aldığımız, sinemamızın unutulmaz aktörü, kalbi her daim barış ve adalet için çarpan sevgili Kadir İnanır'ı, Kadir ağabeyi rahmetle anıyorum. Barışı, hakkı, hakkaniyeti bu topraklarda birçok insan dile getiriyor ancak böylesine halka mal olmuş isimlerin popülizm tuzağına düşmeden ne pahasına olursa olsun barış demekten vazgeçmemesi daima önemliydi, ne yazık ki biz Kadir ağabeyin bu barışın geldiğini görerek gözlerini yummasını sağlayamadık. Kadir İnanır, bu topraklarda barışa hasret gidenlerin ilki değil belki ama inşallah son olmasını sağlamak bu Meclisin elinde. Ülkemizde barışı getirerek, barışı burada kökleştirerek, dostluğu, kardeşliği bu coğrafyanın hafızasına sadık kalarak tekrar yeşerterek bunu başarabiliriz. Uzun süredir bu parlak hayalin hakikate dönüşmesini bekliyoruz, büyük fedakârlık ve özveriyle ilerleyen barış ve demokratik toplum süreci yasa tekliflerinde maalesef tıkanmış durumda. Ha geldi, ha gelecek denen çerçeve yasaların taslağına dahi henüz vâkıf olmuş değiliz. Her gün haber kaynaklarına yazdırılan, köşe yazarlarına ısmarlanan cümlelerin haricinde Meclis kapanmadan dört gözle gelmesini beklediğimiz yasa tekliflerinden ses soluk yok. Sürecin ivme kazanacağını iddia edenlerle Meclisi harekete geçirmeyenler aynı kişiler değil mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kurmayları süreçte yeni bir evreye geçildiğini, süratle bu tekliflerin Meclis gündemine geleceğini söylerken Meclis grubu neyi bekliyor? Arkadaşlar, elinizden tutan birileri mi var? Amacınız Meclisin son haftası yasa teklifini hızlıca geçirip tartıştırmamak mı, yoksa bu yasaları seçim kaygısıyla tatilden sonraya bırakmak mı?
Kıymetli milletvekilleri, çerçeve yasalardan kastımız sürecin omurgasını, silah bırakmanın somut çıktılarını ortaya çıkaracak adımlardır. Silah bırakanlar dağlarda yaşamaya devam ederlerse biz bu süreci nasıl devam ettirebiliriz? Bununla birlikte örgüt iltisak veya irtibatıyla cezaevinde olanlara veyahut hayatlarının büyük bölümünü yurt dışında sürgün olarak geçirenlere yönelik bir infaz düzenlemesi yapılmadan nasıl ete kemiğe bürünen bir barıştan bahsedeceğiz? Dünyanın birçok yerinde çatışma çözümleri bu tür yasalarla başarıya ulaşmış ve ülkelerin tarihlerinde övünçle anılmıştır. Bu adımları atmaktan basit kaygılarla imtina etmek, vatandaşlarımızın barışa olan kararlı bakışını endişeye sevk etmek sürece verilecek en büyük zarardır. Aynı zamanda, buradan da bir çağrım olacak, yüz yıllık sorunları çözüme kavuştururken toplumun adalet konusunda kanayan yaralarını görmezden gelmek, kerim ve müşfik devlet anlayışına zıt düşüyor. KHK mağdurları ve farklı örgütlere iltisak şüphesiyle mahpus tutulan birçok insanımız bu barış ikliminden istifade etmelidir. Sosyal barışı sağlamadan güçlü Türkiye asla inşa edilemez. Telefon görüşmesi, dernek üyeliği, banka hesabı veya sadece bir ihbardan ibaret iddialarla insanların hayatlarını karartmak, onları sosyal ölüme terk etmek, insanımızın adalet duygusunu çok fazla incitti. Türkiye geçmişiyle hesaplaşmalı, vatandaşıyla arasında oluşan buzları eritmeli, duvarları yıkmalıdır.
Konuşmamın sonunda şu acı gerçeği de ifade etmek zorundayım: Türkiye bugün bir yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin meyvesi olan bürokratik oligarşi kâğıttan bir kaplandır. Tüm enerjisini güçlü görünmek için sarf eden bu sistem esasen ülkeyi yönetme salahiyetinden çok uzak kalmıştır. Türkiye'nin önümüzdeki seçimde kurumsal bir otoriterlik ile kaçınılmaz bir rövanşizm arasında boğulmaması için tek çıkışı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiştir. Ben daha önce de konuşmalarımda ifade ettim, bundan sonra da ısrarla dile getireceğim. Gelin, bu Mecliste yapacağımız Anayasa değişikliğiyle güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçelim. Önce tarafsız ve bağımsız Cumhurbaşkanını bu Mecliste seçelim, sonra da ülkemizi adil bir seçime götürelim. İktidarıyla muhalefetiyle tüm siyasi kesimlerin, tüm ideolojik akımların, toplumun her parçasının ihtiyacı olan şey yeni ve temiz bir başlangıçtır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Bu şartlarda her geçen gün istikbalden, gençlerimizin hayatından çalınıyor. Artık durup düşünmenin tam zamanıdır.
Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)