| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; Uzman Erbaş Kanunu, devletler açısından tabii, bu orduları kurmanın, ordu mensuplarının özlük haklarının iyileştirmenin bir anlamı var. Güçlü ordu toprak bütünlüğünü korumakla birlikte devletlerin millî onurlarının korunması için de caydırıcılığın garantörü. Şimdi Ankara'da düzenlenecek ve ikinci büyük ordusu olduğumuz NATO zirvesi hazırlıklarının olağanüstü hâli de aşıp sıkıyönetime dönüşümüne mi yanalım yoksa devletimizin veya devletimizin bütün kudret ve imkânlarını kullanan iktidarın ülkesinin vatandaşlarının daha güvenli, daha insani koşullarda yaşayabilmesi için yapması gerektiği hâlde yapmadıklarını, hatta kendi vatandaşı için bugüne kadar yapmayı aklından bile geçirmediklerini kendi vatandaşına layık görmediği hizmeti ve hürmeti eloğluna göstermesine mi yanalım? Kendi vatandaşını yaşatmak için okula aç giden çocuklara bir öğün ücretsiz yemek, emekliye açlık sınırının üzerine taşıyacak oranda zam, asgari ücreti ortalama ücret olmaktan çıkaracak politika üretmek için bulamadığı kaynağı protokol yoluna nazır sefaleti perdelemek için, yok etmek için değil bakın, örtbas için bulabiliyor olmasına yanalım, gerçekten şaşırmış durumdayız.
Tevafuk olmalı, bu hummalı çalışma sürerken takvim mübarek Muharrem ayına erdi. Malumunuz olduğu üzere, Muharrem ayı ümmetin en büyük matemine, bitmeyen hüzün ve özlemine ev sahipliği yapar. Bizler ehlibeytin Kerbela'da şehit edilmesinin, mübarek başlarının kesilerek Şam'a gönderilmesinin acısını Hicri 61'inci yıldan bugüne yüreklerimizde hiç dindiremediğimiz gibi o katliamı gerçekleştiren Yezid'i bugün bile lanetle anmaya devam ederiz. Zulüm saraylarında Yezid olmaktansa Kerbela'da Hüseyin'in oğlu Ali olmayı yeğleriz bugün de hâlâ ve bunun da bir şuur yüklemesi gerektiğine inanırız her birimize, bir fren oluşturması gerektiğine, en azından ben öyle inanırım. Bugün 1448'in Muharreminde "tevafuk" dedim ya Kerbela coğrafyasının her yanında, Şam'da yüz binlerce Müslüman şimdi görücüye hazırlanır gibi hazırlanılan o emperyalist güçlerin emriyle onların eş güdümündeki ve böyle olduğunu da saklamadıkları terör örgütleri eliyle katledilmişken işgali demokrasi, katli kendine hak sayan o sapkın güçlerin emriyle Irak'ta milyonlarca Müslüman katledilmiş, ülke işgal edilmiş ve Türkmen elleri talan edilmişken, aynı güçler Filistin'de terör devleti İsrail'in katliam sponsorluğunu üstlenmişken, İran'da okulları, hastaneleri vurmuş, çocukları katletmiş iken, Türkiye'de okullarımızı, hastanelerimizi, lojmanlarımızı, karakollarımızı, fabrikalarımızı, yollarımızı, bombalamakta kullanılan mühimmatın tedarikçileri iken, asılsız Ermeni iddialarının destekçileri iken, terör örgütleri ve uzantıları için her sıkıştıklarında sığınakken ancak Türkiye Cumhuriyetinin resmî yöneticileri için kâh beyzbol sopası, kâh hakaret mektubu, kâh tehdit "tweet"i iken mukabele araçları. Bunca tecrübenin bir şuur yüklemesi gerektirdiğine inanırım ben ve bu şuurun da bu mübarek ayda bu kadar acının müsebbibi, bunca Müslümanın katili, çoluk çocuğu öldürürken gözünü kırpmayanların hamisi ve banisi olanlara karşı en azından bu kadar heveskâr görünmemeyi gerektirdiğine inanırım. Bu şuurun NATO zirvesi var diye Türkiye Büyük Millet Meclisini kapatmanın iyi ev sahipliğine değil, millî egemenliğin terkine teslimiyete delalet olduğunun idrakini sağlaması gerektiğine inanırım. Bu şuurun gazetecileri hedef alan NATO ambargosunun milyarlarca lira harcanan bütün o makyajı bir kalemde sileceğini öngörmeyi; bu şuurun boğazına nişan alınarak okla şehit edilen Ali Asker'in acısıyla, Filistin'de katledilen 18.457 çocuğun acısını ayırmamayı; bu şuurun Eruh'ta mezarda katledilen üç ve altı günlük bebekleri, dört aylık Hamza Erdem'i, beş aylık Mevlüde İnan'ı, on bir aylık Bedirhan Karakaya'nın katledilişlerini yeniden Kerbela, faillerini de bu çağın Yezidleri saymayı gerektirdiğine inanırım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Hazreti Hüseyin Kûfe'de ordusuna döner ve der ki değerli arkadaşlar: "Ey topluluk! Benim ile sizin aranızda Allah'ın kitabı ve ceddim Muhammed Resulullah hüküm versin; sizler hangi sebeple benim kanımı helal görüyorsunuz?" Ben ölçünün bu olduğuna, bu olması gerektiğine inanır, elinde Müslüman kanı olanlara kendini beğendirmek için girmediği kılıf kalmayanların vay hâline der, milyonlarca insanın kanını katillerine helal görmenin, haksız ve hadsizce helal etmenin hükmünü Allah'a bırakırım.
Vaktim var, bu duygularla şunu da sormadan edemeyeceğim, endişeleniyorum çünkü: Millî Mücadele'nin başkentinde Kocatepe'nin, Hacı Bayram-ı Velinin minareleri arasına mahya açıp "welcome" da yazılacak mı acaba, bu utancı da yaşayacak mı Ankara İstanbul'dan sonra? (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)