| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
METİN İLHAN (Kırşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri personeli uzun süredir özlük haklarının iyileştirilmesini, ekonomik kayıplarının giderilmesini ve çalışma koşullarının günlük ihtiyaçlarına uygun şekilde düzenlenmesini sabırla beklemektedir. Ne zaman yeni bir teklif Meclis Başkanlığına sunulsa insanlar haklı olarak mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlı olarak sürekli bizi aramaktadırlar ancak ne yazık ki bu teklifte TSK personelinin maaş, tazminat, sosyal haklar ve çalışma koşullarına ilişkin süregelen sorunlarına çözüm bulunmadığı görülmektedir çünkü iktidar bu düzenlemeyi yaparken Türkiye Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği ve Terörle Mücadelede Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneğinin de içinde olduğu derneklerin görüşlerine başvurmamıştır. Dolayısıyla, saha gerçeklerinden uzak hazırlanmış özensiz bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız. Bu durumu teklifin 1'inci ve 2'nci maddelerinde açıkça görmekteyiz. Hekimlerimiz için öngörülen ölçülü ve gerekli olmayan bir meslek icrası yasağı kişinin çalışma hakkını ihlal ettiği gibi, kamuya girme hakkını da ihlal ederek Anayasa'mıza açıkça aykırılık teşkil etmektedir çünkü Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına eğitim gören tabipler ile dış kaynaktan temin edilen tabip subaylara yükümlülük sürelerini tamamlamadan ayrılmaları hâlinde uzun süre hekimlik yapamama yaptırımı teklifte bulunmaktadır.
Değerli milletvekilleri, daha önce de defalarca dile getirdiğim üzere, askerî sağlık sisteminde bu iktidar döneminde yıllar içinde yapılan yapısal değişiklikler askerî sağlık sistemine oldukça zarar vermiştir. GATA başta olmak üzere, askerî sağlık kurumlarının kapatılması ya da yapısının değiştirilmesi TSK'nin sağlık alanındaki kurumsal hafızasını zayıflatmıştır. Bir dahiliye uzmanı olarak diyebilirim ki askerî sağlık sisteminin en önemli görevlerinden biri de savaş esnasında ilk müdahaleyi yapacak nitelikli personeli yetiştirmek ve o personelin kritik kararları alabilme sorumluluğunu sağlamaktır, dolayısıyla bugün yaşanan hekim açığı da büyük ölçüde bu sürecin sonucudur. Buna rağmen sorunların kaynağına yönelik yapısal çözümler üretmek yerine hekimler üzerinde yeni yasaklar ve yaptırımlar getirilmesi tercih edilmektedir oysa Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri açıktır: "Çalışma hakkı ve kamu hizmetine girme hakkına getirilen sınırlamalar ölçülü ve demokratik toplum gereklerine uygun olmalıdır." Tazminatın ötesine geçen meslek icra yasağı bu dengeyi bozmakta ve orantısız bir müdahale niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak bu düzenleme temel hak ve özgürlüklerin ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına yol açtığı için Anayasa’nın 13'üncü maddesine, çalışma hakkı ve çalışma hürriyetini zedelediği için 48'inci ve 49'uncu maddelerine, kamu görevlilerinin eşitlik ve liyakat esaslarını zayıflattığı için de 70'inci maddesine açıkça aykırıdır. Bu nedenlerle hekim açığı cezalandırıcı düzenlemelerle değil özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının cazip hâle getirilmesi ve askerî sağlık sistemini yeniden güçlendirilmesiyle çözülmelidir çünkü bulunduğumuz coğrafya, stratejik konumumuz ve çevremizde devam eden çatışmalar dikkate alındığında güçlü bir orduya sahip olmamıza rağmen etkin bir askerî sağlık sisteminden yoksun olan ülkemiz açısından bu durum ciddi riskler barındırmaktadır. Bu sorunu artık görmezden gelemeyiz.
Tabii, bir de TSK'nin kurumsal yapısında yapılan köklü değişiklikler ile siyasi etkilerden uzak, tamamen liyakat ve personellik esasına dayalı kurumsal düzenin de tahribata uğradığını belirtmek isterim.
Son olarak, teklife de adını veren uzman erbaşlarla ilgili yıllardır beklenen sosyal, özlük ve ekonomik sorunlara yönelik somut çözümlerin yokluğunu da ifade etmek isterim. Bu konuda komisyon süreci ve sonrasında uzman erbaşlarımızdan da çok ciddi şikâyetler aldım. Uzman erbaşların kanunla tanınan yeniden memurluğa atanma haklarıyla ilgili, teklifte bir düzenleme var ancak yüzde 10'luk kotanın yıllardır oluşan yığılmaya çözüm olmayacağı da aşikârdır. Ayrıca, diğer TSK personelinin sorunları da bir hayli fazla. Sözler verilmesine rağmen emekli subaylarımızın ve astsubaylarımızın tazminat mağduriyetleri ve aylık bağlanma oranlarıyla ilgili sorunlar bir türlü giderilememiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
METİN İLHAN (Devamla) - Teşekkür ederim Başkanım.
Makam ve görev tazminatından yararlanamayan binbaşıların sorunları sürmektedir. 2000, 2001 ve 2002 yıllarında göreve başlayan astsubaylar ile astsubaylıktan subaylığa geçen personelin borçlanma ve hizmet zammı kaynaklı mağduriyetleri çözülememiştir. Sanki başka kurum personeliymiş gibi, sivil personelin sorunlarına ilişkin hiçbir talepleri Hükûmetçe dikkate alınmamaktadır. Ek gösterge ve emeklilik haklarına ilişkin talepler de bu teklifte yoktur. En önemlisi, terörle mücadelede yaralanmasına rağmen gazi sayılmayan kahramanlarımızın durumu hâlâ çözüm beklemektedir. Bu konunun, siyasi tartışmaların ötesinde, ortak bir vicdani sorumluluk olduğunu özellikle belirtmek isterim.
Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)