GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:108
Tarih:01.07.2026

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Başkanım, yeterli katılım yok aslında ama.

BAŞKAN - Başladık artık.

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sen millete seslen, sen millete seslen!

OSMAN SAĞLAM (Karaman) - Bize seslen sen.

BAŞKAN - O güzel hitabetinizle bütün Türkiye sizi dinliyordur cankulağıyla. Sadece milletvekillerine hitap etmiyorsunuz, Türkiye'ye hitap ediyorsunuz.

Buyurun.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Sağ ol Başkan, "olmayan vekiller" diyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız adı "Uzman Erbaş Yasası" ama ne hikmetse torbaya her şey doldurulmuş alışkın olduğumuz üzere. "Uzman erbaş" deyince gariban askerlerin sorunu çözülecek diye herkes büyük bir heyecan içerisinde bekliyor; ne yazık ki yasa teklifi askerlerin sorununu çözmekten uzak bir yasa teklifi, zaten birçok problemi de görmezden gelmiş. Tabii, "Nedir bu yasa teklifi?" denilecek olursa, yasa, tıp fakültesi mezunlarının, diş hekimliği mezunlarının diplomalarının bir nevi iptali yasası. Anayasa Mahkemesi "Olmaz böyle bir şey." dediği hâlde yeni bir süreçte aynı yasanın tekrar geldiğini görüyoruz.

Bu teklifin içerisinde Merkez Bankası, yabancı ülkeyle ilgili hesaplarda tek hesap açılması var. Gerçekten insan düşünmeden edemiyor, askerle ilgili bir yasayı görüşürken ne ara bütçeyi ve bütçedeki denetimi ortadan kaldıran bir maddeyi getirdiniz? Her ülkenin ayrı bir hesabı olduğu takdirde, pekâlâ Meclis de denetim görevini yerine getirecekken burada öyle bir zehir âdeta enjekte edildi.

Başka ne var teklifin içerisinde? Teklifin içerisinde, dünden beri defalarca konuşulduğu hâlde "inadım inat" denilerek, âdeta gurur meselesi yapılarak şu zehirli maddeler; kamulaştırma, "Vatandaşın yerini gasbettiysek biz, o meşrudur." deniliyor yani bu teklif özü itibarıyla şu: Gayrimeşru yapılan işlere yasal kılıf bulunması. Ne var içerisinde? Mahkemenin hükümsüzlüğüne dair kanun çıkarmak. Böyle bir şey asla kabul edilemez. Burada diyoruz ki: Mahkeme herhangi bir şahıs lehine karar verse bile bu hükmün geçersiz olduğuna dair Meclis kararı alınıyor. Bunun hangi mantıkla ortaya konduğu hiçbir şekilde anlaşılabilecek durumda değil.

Yasa böyle cafcaflı kelimelerle bize şunu diyor, ne kelimeleriyle şunu diyor: "Gök vatan" "mavi vatan" "hudut güvenliği" "terörle mücadele" gibi anormal kavramlar ortada ama gerçeğine baktığımızda bir cezalandırma yasası olduğu, otoriter rejime geçişin yeni bir adım olduğu ortada.

Anayasa Mahkemesi iptal etmiş, düzenleme yapılmış, tekrar gitmiş, bir daha iptal etmiş, üçüncü defa aynı madde görüşülüyor, tekrar gidecek, tekrar bozulacak ve bugün âdeta kanunlar pinpon topu gibi Türkiye Büyük Millet Meclisiyle Anayasa Mahkemesi arasında gidiş-geliş yapıyor ve şu Temmuz ayında bütün aziz milletimiz buradan pek çok önemli kanun beklediği hâlde "Şu mahkeme kararlarını nasıl geçersiz yaparız." diyerek bununla ilgili düzenleme yapılıyor.

Bakın, uzman erbaşların görev sonrasında kamuya geçişi gayet tabii bir durum ama bunu yüzde 2, yüzde 10'a çıkarmakla hiçbir sorun çözülmez. Bugün -tam bir- emek sömürüsü yapılan bir düzenle karşı karşıyayız. Sen, 23 yaşındaki bir delikanlıyı aldın, 30 yaşına kadar, hayatının en verimli çağını kullandın, sonrasında kapının önüne atıyorsun; buna bir düzenleme ne yazık ki gelmiyor.

Burada başka bir sorun da şu: Bu insanlara görevde bulundukları süre içerisinde yüksek maaşlar veriliyor, 80-100 bin lira, daha fazlası; sonra bir anda kendisini kapının önünde bulduğu için herhangi bir işi de kabul edemiyor. Keşke bu sözleşmeli erbaşlara verdiğiniz maaşın yarısını verseniz ama daha çok iş garantisi olsa, bu insanlar daha çok mutlu olur; ne yazık ki bu konuda da bir düzenleme yapılmadığı gayet açık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Burada maddeyle ilgili şunu söylemek isterim ki tokat hak eden bir adama idam cezası verilmez. Eğer gerçekten bu diplomalardan, tıp fakültesi mezunundan, diş hekiminden rahatsızsanız bunu bir şekilde söyleyin ama bu bir millî servettir, bu gençler kolayına yetişmiyor. Buna düzgün bir mali ceza koyarsınız; bir şekilde bu ülkede bu insanları nasıl tutarız, kamuda nasıl çalıştırırız, buna çözüm bulunması lazım.

Bir insan güvenlik kuvvetleri hesabına, İçişleri veya Savunma adına eğitim görmüş, zorla o mesleğe girdiği hâlde bırakıyorsa "Yahu, acaba bu hangi gerekçeden bırakıyor? Bunu burada tutmanın formüllerini arayalım, destek olalım." demek yerine âdeta "Sana idam cezası veriyoruz." der gibi "Zinhar bu mesleği yapamazsın." demek... Bu açıdan da bu kanunun adı "erbaş"tır ama baştan sona hak ihlal eden, mahkeme kararını bile yok sayacak derecede bir yasadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)