| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Madımak'ta yitirdiğimiz her bir canı saygıyla, rahmetle, minnetle anmak istiyorum. Onlar hiçbir zaman sadece bir isimden ibaret olmayacaklar; şiirleriyle, sözleriyle, deyişleriyle, düşünceleriyle, insan sevgileriyle bu ülkenin ortak vicdanında her zaman yaşamaya devam edecekler.
Değerli arkadaşlar, bugün aslında verdiğimiz önerge bugüne kadar verilen ya da üzerine konuşulan klasik önergeler gibi değil, klasik bir araştırma önergesi değil. Bugün biz bu önergeyi verirken amacımız acıları tazelemek değil, tam tersine acıları azaltmak; amacımız yaraları kanatmak değil, tam tersine otuz üç yıldır Madımak'ta kanayan yaraya merhem olmak. Aslında bu önerge bir yüzleşme çağrısı, aslında bu önerge bir hakikatle yüzleşme çağrısı.
Değerli arkadaşlar, bu Mecliste, şu an Genel Kurulda bulunan arkadaşlarımız içerisinde sevgili Hasret Gültekin'i tanımayan yoktur; sevgili Hasret Gültekin'in sesini, sazını, yüreğini dinlemeyeniniz yoktur. Sevgili Hasret Gültekin ne demişti? "Bir insan ömrünü neye vermeli?" demişti. Burada bulunan her vekil arkadaşımızın ya da bizi şu anda dinleyen her bir yurttaşımızın bu soruya vereceği farklı bir cevabı var çünkü herkesin bir yaşam felsefesi var, herkesin yaşama bir bakışı var.
Değerli arkadaşlar, bizlerin, burada bulunan milletvekillerinin bu soruya vereceği cevap oldukça önemli. Değerli Ozanımız Hasret Gültekin'in yıllar önce sorduğu o soruya, bu Meclisten gelin, hep birlikte şu cevabı verelim: Bir insan ömrünü nefrete değil sevgiye, inkâra değil hakikate, ayrıştırmaya değil kardeşliğe, çatışmaya değil toplumsal huzura ve kalıcı barışa vermelidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bu Meclis de zamanını, emeğini, mesaisini hakikatle yüzleşmeye vermeli, geçmişle yüzleşmeyi acıları yarıştırmadan ve acıları derinleştirmeden yapmalı. Bunu yapmalıyız ki yaralar kapansın, bunu yapmalıyız ki bu coğrafyada yeni acılar yaşanmasın.
Değerli arkadaşlar, ne yazık ki otuz üç yıl önce bugün Hasret Gültekin'le birlikte Muhlis Akarsu, Metin Altıok, Asım Bezirci, Behçet Aysan gibi aydınlar ile semah ekibinde yer alan 12 yaşındaki Koray Kaya ve 15 yaşındaki Menekşe Kaya'nın da içinde bulunduğu 33 aydınımızı, yazarımızı, ozanımızı, düşün insanımızı Madımak'ta çıkarılan o karanlık, cehalet ateşinde yitirdik. O gün Sivas'ta yanan, o gün Sivas'ta yakılan sadece 33 can değildi; o gün Sivas'ta yanan, o gün Sivas'ta yakılan aslında Türkiye'ydi çünkü o 33 canımız bu ülkenin en güzel başaklarıydı ve hiç kimse o gün kazanmadı, herkes kaybetti, bu ülkede yaşayan milyonlar kaybetti. Aradan otuz üç yıl geçti ama hâlen hakikatle bir yüzleşme yok, hâlen Madımak yanıyor.
Değerli arkadaşlar, Madımak sadece geçmişte yaşanmış bir katliam değildir, Madımak yüzleşilmedikçe bugünü de yaralayan bir hafızadır. Madımak'la yüzleşilmediği için Roboski yaşandı, Madımak'la yüzleşilmediği için Suruç katliamı yaşandı, Madımak'la yüzleşilmediği için Ankara Gar katliamı yaşandı. İşte, tam da bu nedenle Madımak, bu ülkenin tarihindeki en büyük utançlardan biridir ve bu utanç ancak hakikatle yüzleşildiğinde hafifleyebilir. İşte, tam da bu nedenle Madımak, utanç müzesi olmalıdır; Madımak, hafıza merkezi olmalıdır. Bu Meclis, bu konuda bir irade göstermelidir. Çözümün, demokratik toplumun ve toplumsal barışın konuşulduğu bu dönemde geçmişin acılarıyla yüzleşmekten kaçamayız çünkü barış sadece silahların susması değildir, barış aynı zamanda hafızayla yüzleşmektir, barış aynı zamanda hakikatle yüzleşmektir, barış aynı zamanda adaleti teslim etmektir, barış, acıları inkâr etmeden ortak geleceği hep birlikte kurabilmektir. Geçmişte bu ülkenin huzuruna, kardeşliğine ve birlikte yaşama iradesine karşı yakılmış her yangın söndürülmeyi bekliyor. Madımak'ta yakılan o ateş de artık söndürülmelidir, biz de bugüne kadar bunun mücadelesini verdik, bundan sonra da mücadelesini vermeye devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar, Madımak'taki o katliam yaşandıktan birkaç gün sonra yani 6 Temmuz 1993'te bu Mecliste neredeyse oy birliğiyle bir araştırma komisyonu kurulmuş. Araştırma komisyonu gitmiş, araştırmalar yapmış, incelemeler yapmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ BOZAN (Devamla) - Tamamlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ALİ BOZAN (Devamla) - O rapordaki bütün eksiklere rağmen, bütün eleştirilerimize rağmen maalesef gerekleri yerine getirilmemiş. Burada bulunan -o tarihte bulunan- 5-6 siyasi parti gitmiş, oradaki kamu görevlilerini dinlemiş, yurttaşları dinlemiş, kimi tespitler yapmış, kimi önerilerde bulunmuş ama o gün yapılan araştırmalar, yapılan tespitler sadece raporda kalmış. Ve maalesef bu Mecliste gördüğümüz bir şey var: Evet, kimi konularda bu Mecliste komisyonlar kuruluyor ama komisyonların yaptığı tespitler, araştırma komisyonlarının vardığı sonuçlar maalesef raporlarda kalıyor.
Gelin, bugün geçmişle yüzleşmeye "Evet." diyelim; gelin, bugün hakikatle yüzleşmeye "Evet." diyelim, hep birlikte bir komisyon kuralım, araştıralım, rapor düzenleyelim ve o raporun gereğini yapalım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)