| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 108 |
| Tarih: | 01.07.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüştüğümüz Meclis araştırması önergesi yalnızca Borsa İstanbulu değil milyonlarca vatandaşımızın alın terini, emeğini, birikimini ve devletin kapasitesine duyduğu güveni ilgilendirmektedir. Sermaye piyasalarının en temel dayanağı güvendir, güvenin olmadığı yerde yatırım olmaz, yatırımın olmadığı yerde üretim olmaz, istihdam olmaz, kalkınma olmaz. Peki "Bugün Borsa İstanbula güven var mıdır?" diye sorarsak cevabımız, ne yazık ki yok. Üzülerek ifade ediyorum ki son yıllarda piyasaya hâkim olan anlayış, uzun vadeli yatırım yapmak, üretime ortak olmak ya da şirketlerin gerçek değerlerine yatırım yapmak değil bir an önce köşeyi dönmek anlayışı olmuştur. Son dönemde faiz tartışmalarını hep birlikte izledik, faizin nasıl uygulanırsa uygulansın günah olduğu yönünde çok sayıda değerlendirme yapıldı. Peki ya sermaye piyasalarında yaşananlar, piyasa dolandırıcılığı, manipülasyon, içeriden öğrenenlerin ticareti ve organize piyasa bozucu eylemler karşısında aynı hassasiyeti neden göstermiyorsunuz? Kıymetli milletvekilleri, Borsa İstanbul her bir kuruşunu alın teriyle kazanıp biriktiren vatandaşlarımızın büyük yatırımcılarla eşit şartlarla işlem yaptığı, şirket değerlerinin dedikodularla değil organize işlemlerle ya da sosyal medya yönlendirilmeli değil mali tabloların üretim gücü ve ekonomik gerçeklerle belirlendiği şeffaf ve adil bir piyasa olmak zorundadır ama bugün ne yazık ki neredeyse her gün yeni bir manipülasyon iddiası, organize işlem, piyasa bozucu eylem ya da olağan dışı fiyat hareketleriyle karşılaşıyoruz. Öyle bir noktaya gelinmiştir ki borsaya yatırım yapmak isteyen vatandaşlarımız uzun vadeli yatırım yapmak değil piyasanın tam tabiriyle kısa sürede voleyi vurmayı düşünmek zorunda bırakılmıştır çünkü güvenin yerini belirsizlik, yatırımın yerini de spekülasyon almıştır. Üstelik, sorun yalnızca ikincil piyasada yaşanan bu manipülasyonlardan da ibaret değildir. Son yıllarda gerçekleştirilen bazı halka arzlara baktığınızda akademik literatürde uzun yıllardır tartışılan aşırı fiyatlanma olgusunun ülkemizde de çok ciddi biçimde hissedildiğini görmekteyiz. Bunun bedelini ise büyük sermaye grupları değil üç kurşunu bir araya getirerek evladının geleceği için yatırım yapan, emekliliği için tasarruf eden, alın terini sermaye piyasasına emanet eden vatandaşlarımız ödemektedir. Bu, yalnızca birkaç hisse senedinin meselesi değildir; bu, devletin denetim gücünün sorgulanmasıdır; bu, sermaye piyasasındaki adaletin sorgulanmasıdır; bu, küçük yatırımcının korunup korunmadığının sorgulanmasıdır. Bugün, borsa sadece büyük fonların değil, emeklinin, işçinin, memurun, öğretmenin, çiftçinin ve esnafın da umududur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Ancak manipülasyon iddiaları, geciken denetimler ve organize fiyat hareketleri bu umudu her geçen gün tüketmektedir. Denetim mekanizmaları bu kadar olay olurken neredeydi diye sormadan geçemeyeceğiz ki kaldı ki SPK Başkanı da bununla ilgili bir açıklama yapmıştı. Vatandaş milyarlarca lira zarar ettikten sonra harekete geçmenin hiçbir manası yoktur. En üst düzey yetkililer tarafından dahi bu açıklanan olaylar daha önceden takip edilmeliydi ve güvenin olmadığı yere sermaye gelmez, bunun kesinlikle bir kere daha altını çizmek gerekir. İşte, biz de bu yüzden bu araştırma önergesinin siyasi değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu düşünüyor ve kesinlikle destekliyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)