| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 107 |
| Tarih: | 30.06.2026 |
SEYİT TORUN (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinde Türk Silahlı Kuvvetlerini oluşturan birçok kesimin ve Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren birçok konunun esamesi okunmuyor. Mesela bu kanun teklifinde emekli astsubaylarımızın yıllardır bekleyen özlük ve mali hak sorunları da yoktur. Türk Silahlı Kuvvetlerinin en ağır görevlerinde, sınır boylarında, üs bölgelerinde, denizde, havada, karada yıllarca fedakârca hizmet veren astsubaylarımız, bugün emeklilikte insanca yaşam koşullarından uzak maaşlarla geçinmeye çalışmaktadır. Yıllardır verilen görev ve makam tazminatı sözleri tutulmamış, hazırlanan düzenlemeler defalarca gündeme getirilmesine rağmen son anda tekliften çıkarılmıştır. 2022'de yapılan ek gösterge düzenlemesiyle, TSK içindeki statü ve maaş dengesi bozulmuş, hizmet yılı sorumluluğu ve sicil amirliği konumu dikkate alındığında emekli astsubaylar aleyhine ciddi bir adaletsizlik doğmuştur. Bu kanun teklifinde astsubayların yıllardır beklediği tazminat meselesi yok. Bu kanun teklifinde astsubay meslek yüksek okullarının lisans seviyesine çıkarılmasına ilişkin bir düzenleme yok.
Bu kanun teklifinde uzman erbaşların sözleşme güvencesini, görevde kalma güvencesini, emeklilikte yaşadıkları hak kayıplarını çözen bir hüküm yok; uzman çavuşlarımız yıllardır geçici personel muamelesi görüyor. Bu kanun teklifinde uzman erbaşların aile hayatını, tayin sorunlarını, sosyal haklarını, lojman ve barınma sorunlarını iyileştiren bir yaklaşım yok.
Bu kanun teklifinde kıdemli binbaşılar, binbaşılar ve astsubayların emekli aylık bağlama oranlarındaki adaletsizliği giderecek bir hüküm yok. Özellikle, kıdemli binbaşılar, binbaşılar ve astsubaylar bakımından emekli aylık bağlama oranları görevdeki sorumlulukları ve hizmet süreleriyle bağdaşmayan bir seviyede kalmıştır. Bu kanun teklifinde bu adaletsizliği giderecek, emekli aylıklarını insanca yaşam düzeyine yaklaştıracak, statü ve hizmet dengesini yeniden kuracak tek bir hüküm yok.
Bu kanun teklifinde gazilerimizin, şehit yakınlarımızın, görev malullerinin sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan sorunları çözecek bir irade yok. Bu ülke için canını ortaya koyan gazilerimiz, en yakınlarını vatan toprağına veren şehit ailelerimiz ve görevi sırasında malul olan personelimiz sağlık hizmetlerine erişimde bürokrasiyle, randevu sorunlarıyla, sevk süreçleriyle, fizik tedavi ve rehabilitasyon eksiklikleriyle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf, emekli, gazi ve gazi sayılmayan yüz binlerce askerimiz hak ettiği imkânlardan giderek uzaklaşmaktadır. Bugün sahada fedakârca görev yapan, içeride ve dışarıda terörle mücadelede vücudunda şarapnel ve mermi taşıyan ama gazi sayılmayan on binlerce vatan evladının dramı karşımızda duruyor. Bu kanun teklifinde terörle mücadelede yaralanan fakat gazi sayılmayan vatan evlatlarına dair herhangi bir hüküm yok.
Bu kanun teklifinde TSK personelinin ağır çalışma koşullarına, yıpranmasına, psikolojik destek ihtiyacına, görev sırasında karşılaştığı risklere dönük bütünlüklü bir personel politikası yok. Personelin sicil, terfi ve sözleşme feshi süreçlerinde keyfîliği ortadan kaldıracak güçlü bir kanuni güvence yok.
Bu kanun teklifinde askerî hastanelerin yeniden açılması ve askerî sağlık sisteminin güçlendirilmesiyle ilgili bir yasal zemin yok. Askerî hastaneler savaş cerrahisi, harp yaralanmaları, görev malullüğü, sınır ötesi operasyonlarda yaralanan Mehmetçik'in tedavisi, personelin göreve dönüş süreci ve ordunun harbe hazırlığı bakımından doğrudan bir millî güvenlik meselesidir. Bugün Sayın Bahçeli grup toplantısında "Askerî hastanesi olmayan tek NATO ülkesi biziz. Askerî hastanenin yokluğu bir millî güvenlik meselesidir." diyor. Evet, günaydın! Biz bunu yıllardır söylüyoruz, on yıldır bas bas bağırıyoruz. Askerî hastaneler kapatıldığında bunun sadece bir idari düzenleme olmadığını Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi sağlık hafızasının, harp cerrahisi birikiminin, askerî hekim yetiştirme kapasitesinin zayıfladığını söyledik. Bugün iktidar ortağı da aynı noktaya geldiyse sormak istiyoruz: Madem askerî hastanelerin yokluğu bir güvenlik meselesidir, madem bu konu hayati önemdedir, o zaman neden bu kanun teklifinde yoktur? Gerçekten samimiyseniz, gelin bu Mecliste askerî hastanelerin yeniden açılmasının yasal zeminini birlikte oluşturalım. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar; İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Bu kanun teklifinde az önce saydığım, kronikleşmiş hiçbir soruna çare olacak hiçbir kanun maddesi yok arkadaşlar. Peki, bu kanun teklifinde neler var? Mülakat var, takdir yetkisinin genişletilmesi var, hekim ve diş hekimlerinin çalışma haklarında kısıtlanma var, mahkeme kararlarının uygulanmasını geciktiren hükümler var, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği düzenlemeleri kelime oyunlarıyla yeniden getirme ısrarı var.
Değerli milletvekilleri, teklifin 1'inci ve 2'nci maddeleriyle askerî tabiplerimiz ve diş hekimi subaylarımız bakımından son derece ağır bir yaptırım öngörülmektedir. Bakınız, burada mesele, devletin yaptığı eğitim giderini korumasıysa bunun yolu zaten tazminat sistemidir. Devlet eğitim masrafını karşılamışsa yükümlülüğünü tamamlamayan personelden makul ve ölçülü bir şekilde bu gideri talep edebilir. Buna kimse itiraz etmiyor zaten ama siz bunun yerine bir de "Hekimlik yapamazsın, sen diş hekimliği yapamasın." dediğiniz anda tazminat hukukundan çıkıp kişinin mesleğini, emeğini, hayatını ve geleceğini cezalandıran bir tavır ortaya koymuş olursunuz. Hukuk devletinde böyle yöntemler izlenmez. Çalışma hakkını bu yüce Meclisin koruması gerekirken altını oyacak bu kanun teklifine "hayır" demek boynumuzun borcudur.
Değerli milletvekilleri, teklifin 7'nci maddesi ise hukuk açısından en vahim hükümlerden biridir ama bu geri çekildi bildiğim kadarıyla, bunu da olumlu buluyoruz.
Anayasa’nın 138'inci maddesi gayet açık "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır." Mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve yerine getirilmesini geciktiremez. Bu alanda açık bir hüküm varken siz kanunla mahkeme kararının uygulanmasını geciktirmeye çalışıyorsunuz. Bugün bu istisnayı askerî personel için getirirsiniz, yarın öğretmen için getirirsiniz, öbür gün belediye çalışanı için getirirsiniz, sonra bütün kamu çalışanları için getirirsiniz. Bize lazım olan şey hukukun üstünlüğüdür, idarenin üstünlüğü değildir.
Değerli milletvekilleri, teklifin 15'inci maddesi de üzerinde durulması gereken bir maddedir. Bu maddeyle sözleşmeli erbaş ve erlerin erbaşlığa geçişinde fiziki yeterlilik ve değerlendirme testine ek olarak mülakat sınavlarında başarılı olma şartı getirilmektedir. Mülakatı zorunlu hâle getirerek objektifliği azaltıyor, takdir hakkını genişletiyor, torpil ve siyasi referanslara kapı aralıyorsunuz. Yahu, siz daha üç yıl önce seçim vaadi olarak "Mülakatı kaldıracağız." demediniz mi? Yani bu sözünüzü neden yerine getirmiyorsunuz? Mülakatı kaldırmadığınız gibi kamuda mülakat üzerine sürekli mülakat koyuyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de mülakat sisteminin nasıl işlediğini hepimiz yakından biliyoruz. Kamuya alımlarda yıllardır gençlerimizin hakkı mülakatlarda maalesef yeniliyor. Şimdi, aynı yöntemin Türk Silahlı Kuvvetleri personel rejimine daha fazla sokulması son derece sakıncalıdır, son derece endişe vericidir. 15 Temmuz darbe girişimi, devlet kurumlarında liyakat yerine sadakat esas alındığında bu ülkenin nasıl bir felaketle karşı karşıya kalabileceğinin en ağır örneğidir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu hep beraber yaşadık ama bundan bile ders almadınız. Bugün aynı iktidarın, kamu personel rejiminde mülakatı, takdiri, siyasal sadakati hâlâ temel yöntem hâline getirmeye çalışmasını da asla kabul etmiyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinde personelin gerçek sorunları yok ama mahkeme kararlarını geciktiren, mülkiyet hakkını sınırlayan, mülakatla subjektifliği artıran, objektifliği ortadan kaldıran kayırmacı düzenlemeler var.
Bu nedenle iktidara çağrımızdır: Gelin bu maddeleri yeniden değerlendirelim, Anayasa Mahkemesi kararının etrafından dolanmayalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
SEYİT TORUN (Devamla) - Mahkeme kararlarını etkisizleştirmeyelim. Mülakat illetini hiç değilse Türk Silahlı Kuvvetlerine bulaştırmayalım. (CHP sıralarından alkışlar)
Gelin gerçekten uzman erbaşların, astsubayların, askerî personelin sorunlarını çözen, askerî hastaneleri yeniden kuran, hukuk devleti ilkesine uygun, liyakati güçlendiren, yargı kararlarına saygılı, personelin hakkını koruyan bir düzenlemeyi birlikte yapalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)