GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:107
Tarih:30.06.2026

MHP GRUBU ADINA ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz Türk milletimizi ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sizlerin huzurunda cumhuriyetimizin banisi ve ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının aziz hatıralarına saygılarımı sunuyor, asırlar boyunca kudretiyle ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde tesis ettiği nizamla sınırlarımızda ve dünyanın çeşitli coğrafyalarında mücadele eden büyük Türk ordusunun serdengeçti neferlerini hürmetle selamlıyor, vatan toprağını kanlarıyla sulayan aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, diğerkâmlık timsali gazilerimize minnetlerimizi sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün burada ele aldığımız teklif, Türk devletinin savunma mimarisini, personel rejimini, güvenlik refleksini, askerî disiplinini ve millî mukavemet kabiliyetini ortak bir paydada kenetleyen millî askerî vizyonun hukuki tecellisidir. Bu hukuki tekâmül adımı, bölgemize krizlerden müteşekkil düğümlerin hâkim olduğu ve küresel denklem ve dinamiklerin yeniden inşa edildiği bu kritik eşikte millî bekamızı muhafaza etme ve millî varlığımızı asırlar ötesine taşıma kararlılığının bir tezahürüdür. Bu köklü tahkimat, cephede cansiparane mücadele eden yiğitler yiğidi Mehmetçiklerimizin sahadaki caydırıcılık gücünü pekiştirmekte ve operasyonel kabiliyetlerini en üst düzeye çıkarmayı hedeflemektedir. Yüce devletimizin idari yapısıyla, üç bin yıllık askerî birikimle hafızasını mündemiç kılan bu kurumsal reform, geleceğin güvenlik paradigmasında vatanımızı lider ülke Türkiye konumuna yükseltecek ve savunma alanında ülkemizi Türk ve Türkiye Yüzyılı'na taşıyacak stratejik bir temel teşkil edecektir. Dolayısıyla atılan bu adım Milliyetçi Hareket Partisi olarak mütemmim cüzü olduğumuz Cumhur İttifakı'nın millî menfaatlerimizi önceliklendiren yüksek vizyonuyla tam bir uyum arz etmekte olup küresel çaptaki her türlü fırtınaya, bölgesel dalgalanmalara ve asimetrik tehdit ile tahriklere karşı millî mukavemetimizi sarsılmaz kılacak tarihî bir dönüm noktasıdır.

Bizim medeniyet telakkimizde kadim Türk ordusu milletimizin hür yaşama iradesinin, devletimizin bağımsızlık azminin, bayrağımızın namus kabul edildiği bir imanın ve nizamıâlem ülkümüzün nirengi noktasıdır. Mete Han'ın ordulara nizam veren kutlu teşkilatından Bilge Kağan'ın millete devlet, askere töre öğreten buyruğuna; Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te saf saf dizilen alplerinden üç kıtada şanını yücelten Osmanlı'nın serhatlerde at süren akıncılarına, leventlerine, sipahilerine ve üç hilalli sancak gölgesinde cihana nizam taşıyan cengâverlerine; Fatih'in İstanbul önlerinde topu, kılıcı, inancı ve iradeyi aynı hedefte birleştiren fetih ufkundan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Sakarya'da, Dumlupınar'da ve Millî Mücadele'nin ateş çemberinde şahlanan Başkomutanlık kudretine kadar uzanan bu büyük askerî silsile, Türk milletinin ordu millet vasfının en parlak nişanesidir. Bugün aynı ruh sınır hattında nöbet tutan Mehmetçik'in uykusuz gözlerinde, dağ başlarında terörün inlerine yürüyen komandoların korku nedir bilmeyen çelikten adımlarında, mavi vatanımızda dalgaları yaran bahriyemizin kararlılığında ve gök vatanda ufuklara siper olan Türk kartallarının kanatlarında yaşamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün hudutlarımızın güvenliğinden liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'nin banisi olduğu terörsüz Türkiye süreci kapsamında sürdürülen terörle mücadeleye, Adalar Denizi, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerimizin korunmasından gök vatandaki egemenliğimize, gönül ve kültür coğrafyalarımızdaki dost ve kardeş ülkelerle savunma iş birliğinden yerli ve millî savunma sanayimizin parmakla gösterilen kudretine kadar geniş bir sorumluluk alanında Türk milletinin tarihî misyonuna yakışır biçimde görev yapmaktadır. Böylesine geniş, çok cepheli ve yüksek hassasiyet gerektiren savunma alanında ordumuzun caydırıcılığının ve yüksek saygınlığının ebediyen muhafazası, teknolojik imkânlarla donatılmış modern sistem ve platformların varlığı kadar o sistemleri sevk ve idare eden stratejik akla, sahadaki hakimiyeti sağlayan askerî disipline ve Türk Bayraklı üniformayı taşımayı şeref sayan millî şuura bağlıdır.

Değerli milletvekilleri, şanlı ordumuzun ayrılmaz bir parçası olan ve teklif kapsamında üzerinde hassasiyetle durmamız gereken uzman erbaşlarımız vatanın en sarp coğrafyalarında devletimizin bükülmez bileğini temsil eden, milletimizin huzurunu teminat altına alan, gerektiğinde de düşmanın bağrına ok gibi saplanan kahramanlarımızdır. En çetin iklim ve arazi şartlarında millî varlığımıza kasteden şer odakları karşısında sarsılmaz bir imanla mücadele eden yiğitlerimize yönelik vefa borcumuzu layıkıyla ifa edebilmek adına bu teklifle uzman erbaşlarımızın sicil sistemine dair esasları kanunilik ilkesi çerçevesinde yeniden ele almaktayız. Sicil alanı personelin meslek hayatına, terfisine, statü geçişine, özlük hakkına ve gelecek tasavvuruna doğrudan temas eden hayati bir göstergedir. Devletimiz ile ordumuz arasındaki bu karşılıklı güven iklimi güçlendikçe askerî disiplin kökleşmekte, aidiyet duygusu derinleşmekte ve emir komuta yapısının meşruiyet zemini kuvvetlenmektedir. İşte, bu hukuki güvence kahramanlarımızın mesleki geleceklerini bütünüyle öngörülebilir kılmakta ve ordumuzun beşerî kuvvetini sarsılmaz bir yasal koruma çemberine kavuşturmaktadır Teklifin, askerlik hizmetinden muaf tutulanların, bilhassa aziz şehitlerimizin yakınlarının uzman erbaşlığa başvurabilmesine imkân sağlayan düzenlemesi ise bizim nazarımızda yüksek bir kıymete sahiptir. Aziz şehitlerimizin kıymetli emanetlerinin yani şehit yakınlarımızın vatan hizmetine talip olması şehidimizin toprağa verilmesiyle harlanan o yürek yangınının mukaddes bir ülkümüzün serinliğinde bir nebze olsun hafiflemesidir. Bu adım "Canıyla bu vatanları toprak kılan şehidimin sancağını bıraktığı yerden ben taşımaya hazırım." diyen korkusuz yüreklerin gür sesidir. Şehitlerimizin aziz hatırasına ve geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmak onların aziz hatıralarına olan vefa borcumuzdur.

Değerli milletvekilleri, sözleşmeli er ve erbaşlarımıza yönelik kamu istihdamı düzenlemesi de teklifin insanı merkeze alan yüksek vizyonunu ortaya koymaktadır. Gençliğinin en diri ve mücadeleci yıllarını üniforma altında geçirmiş, disiplin ve yüksek sorumluluk kazanmış personelimizin yedi hizmet yılını tamamlamasını müteakip kamu kurumlarında daha etkin biçimde istihdam edilmesi hem hakkaniyetin hem de devlet aklının bir icabıdır. Yüce devletimiz vatan uğruna ter döken evladına görev sonrasında yeni bir hayat kapısı açarak ne denli büyük olduğunu ve ne derece kudretli olduğunu, ne kadar adil ve hakkaniyetli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu düzenleme, askerî tecrübenin sivil kamu hizmetine aktarılması bakımından stratejik bir kazanım teşkil etmektedir. Aynı stratejik yaklaşım mavi vatanın derinliklerinde sessiz ve son derece etkili bir caydırıcılık görevi icra eden denizaltı personelimiz için de geçerlidir. Denizaltı görevi dar mekânın zorluğunu, uzun süreli vazifelerin yıpratıcılığını ve ibresi şaşmayan disiplin ihtiyacını bünyesinde barındıran nevi şahsına münhasır bir askerî vazifedir. Bu sebeple, daimi konuşlu bulunan limanlar dışındaki üstlerde konaklama imkânı sağlayamayan personele konaklama gideri ödenmesi harbe hazırlığın insan unsurundan başladığını bilen bir devlet şuurunun tezahürüdür çünkü ordunun çeliği, yalnızca modern teknolojinin zırhında değil, askerin yüreğinde hissettiği ve görevine duyduğu yüksek aidiyet ve sadakatle de dövülür.

Değerli milletvekilleri, harp sanatının siber alandan uzaya, yapay zekâdan istihbarata kadar uzanan çok katmanlı bir güç mücadelesine dönüştüğü günümüz gerçekliği karşısında Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki eğitim kurumlarında ders veren eğitmenlerin ek ders ücreti uygulamasının uzatılması da ordumuzun nitelik kapasitesini koruma adına isabetli bir adım olacaktır. Derslikte kazanılan yüksek bilgi sahadaki caydırıcılığa, komutanın zihninin berraklığı da askerin operasyonel başarısına dönüşmektedir. Bu noktada altını kalın çizgilerle çizmemiz gereken en hayati mesele şudur: Bilge liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçelinin de defaatle ifade ettiği üzere askerî hastaneler yeniden açılmalıdır. NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağınız haftanın arifesinde NATO ülkeleri içinde askerî hastanesi bulunmayan tek ülke konumunda olmamız üzerinde ciddiyetle durulması gereken vahim bir eksikliktir. Tabip ve diş hekimi subay planlamasına ilişkin düzenlemeleri de içeren bu kanun teklifi vesilesiyle bir kez daha ifade ediyoruz ki askerî hastanelerin yeniden açılması Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muharebe gücünü, personel güvenliğini, krizlere müdahale kapasitesini ve millî savunma mimarisini doğrudan doğruya ilgilendiren stratejik bir zarurettir. Hudutta yaralanan Mehmetçik'imizin, operasyonda gazi olan kahramanlarımızın askerî hayatın şartlarını tanıyan, harp cerrahisine ve askerî tıbbın gerektirdiği bütün yetkinlik, donanım ve hizmetlerine hâkim olan hekimlerimizin ellerinde şekillenen müstakil bir askerî sağlık sistemi içinde tedavi edilmesi hayati bir ihtiyaçtır. Mehmetçik'imizin yarasına uzanacak eller yalnızca tıp biliminin bilgi ve donanımıyla değil, askerimizin milletimizin bir emaneti olduğunun bilinciyle, o emanete sadakatle, yeri geldiğinde, yavrusunun üzerine titreyen bir anne yüreğinin hassasiyetiyle, yeri geldiğinde ise bir baba gibi evladını her şart ve durumda koruyup kollayan bir şefkatle hareket etmelidir. Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz." vecizi askerî hastanelerin yeniden açılması başlığında yarınlarımıza ışık tutmaktadır. Ordumuzun kendi bünyesinde, kendi disiplini içinde, kendi ihtiyaçlarına göre teşekkül etmiş güçlü bir askerî sağlık sistemine yeniden kavuşması bu bakımdan daha fazla geciktirilmemelidir.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin terör iltisakı nedeniyle tesis edilen işlemlere ilişkin yargı kararlarının kesinleşmesini esas alan düzenlemesi de devlet güvenliği bakımından hayati mahiyettedir. 15 Temmuz 2016 tarihinde hain terör örgütü FETÖ'nün millî varlığımıza kastettiği o karanlık dönemeç bize bir hakikati bütün çıplaklığıyla göstermiştir. Devletin güvenlik kurumlarında sadakat, ehliyet ve güvenilirlik meselesinin en üst düzeyde tutulması ihmale gelmeyecek millî bir gereksinimdir. Yüce devletimizin kritik kurumlarda görev yapacak kişilerin terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı söz konusu olduğunda, nihai yargı süreci tamamlanana kadar idari tedbirlerin muhafazası kamu güvenliği açısından yabana atılamayacak temel ihtiyaçlarımızdandır.

Teklifin hukuki boşlukları gidermeye dönük bir diğer yönü kamulaştırma hukukuna ilişkin düzenlemedir. 1956 yılından önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlara dair uygulamada doğabilecek tereddütlerin giderilmesi, devletin hukuk düzeninde belirliliğinin sağlanması ve kamu hizmetinin devamlılığının korunması bakımından önemlidir. Zira, devlet yalnızca sınırda değil idari istikrarda ve kamu yararını muhafaza eden düzenlemelerde de kudretini ve sürekliliğini göstermekle mükelleftir. Bununla birlikte, statü geçişine ilişkin sınav usul ve esaslarının kanun düzeyinde belirlenmesi de personel rejimimizin liyakat ve öngörülebilirlik temelinde güçlendirilmesine hizmet edecektir. Fiziki yeterlilik, yazılı sınav ve mülakat süreçlerinin açık esaslara bağlanması üniformayı taşıyacak iradenin, cesaretin yanında bilgi birikimi ile disiplin şuuru ve kabiliyetleriyle de sınanması anlamına gelmektedir. Vardiya yatakhaneleri, gazi uyumevleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinin askerî mahal kapsamına alınması da askerî tesislerin hukuki statüsünü berraklaştıran yerinde bir düzenlemedir.

Gazilerimiz, bedenlerinde mücadelenin şerefini taşıyan kahramanlarımızdır. Onlara hizmet eden yapıların hukuki statüsünün güçlendirilmesi de millî vefanın gereğidir. Aynı şekilde, Silahlı Kuvvetlerden ayrılan subayların istisnalar dışında yeniden muvazzaf olarak hizmete alınamayacağına ilişkin hüküm de kurumsal disiplini ve personel rejimindeki öngörülebilirliği pekiştirmektedir. Ayrıca savunma ve güvenlik amaçlı hibe faaliyetlerinin yönetimi de Türkiye'nin dost ve müttefik coğrafyalarda güven üreten jeopolitik aktörlüğüne hizmet etmektedir. Görüşmekte olduğumuz bu kapsamlı düzenleme askerî nizamımıza yeniden biçim vererek personelimizin ihtiyaçlarına en üst düzeyden cevaz vermektedir. Bu kanun teklifi şanlı ordumuzun küresel ölçekteki azametini, nice uygarlıkların, coğrafyaların ve çağların şahitlik ettiği ihtişamını zirveye taşımaya muktedir olan kilit taşlarından biridir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk ordusunun gücüne güç katacak, millî bekamıza hizmet edecek tüm girişim ve gayretlerin sonuna kadar yanında olduğumuzu ifade ediyor, kanun teklifinin aziz milletimize hayırlar getirmesini dileyerek Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)