| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 107 |
| Tarih: | 30.06.2026 |
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm milletvekili arkadaşlarımız için hayırlı bir çalışma haftası olmasını dileyerek sözlerime başlıyorum.
Siyaset kurumunun maalesef her geçen gün etkisiz hâle getirilmeye -bilinçli ve özellikle- çalışıldığı bir süreçten geçiyoruz. Zaten teknokratlardan oluşan bir yürütmeyle siyaset kurumu yürütmeden her geçen gün uzaklaştırılmışken bir de maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, yasama organının, milletvekillerinin de her geçen gün karar süreçlerinin dışına çıkarılarak sadece şeklen burada yasama faaliyeti yapmalarını temin etmeye dönük bir kısım düzenlemelerle karşı karşıyayız.
1 Temmuz itibarıyla, bugün aksi bir karar alınmayıncaya kadar Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatile gireceği, Genel Kurulun en azından çalışmayacağı bir döneme giriyoruz ama hâlâ hangi yasanın geleceğinden bihaber bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi kendisine dışarıdan belirlenecek gündemi konuşmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisini açık tutmaya karar verip çalışmalarına devam ediyor. Niçin belirsiz diyorum? İşte, bir Uzman Erbaş Kanunu ve Diğer Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair bir kanun teklifi var, bir de aylardır bir önceki Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç'un Başkanlığında, daha sonra çiçeği burnunda yeni Adalet Bakanının da yargı bürokrasisini görevlendirdiği bir yargı paketi nihayet Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi. Yani yürütmenin teknokratları tarafından hazırlanan bir yargı paketini biz burada güya noktasına, virgülüne dokunmadan kanunlaştıracağız ve bunun adına da hep beraber yasama faaliyeti diyeceğiz. Ben YENİ YOL Grubu adına bu yasama faaliyetinin verimli, etkin bir yasama faaliyeti olmadığını buradan bir kez daha ifade ediyorum.
Bir diğer husus ne? "Bekleyin, öğrenci affıyla ilgili bir kanuni düzenleme getireceğiz." Temmuza girdik, Meclis kapanıyor, hâlâ daha kanun teklifi olarak bile Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmemiş, komisyondan geçmemiş ama "Genel Kurulu açık tutalım, o sipariş de buraya gelince hep beraber elimizi kaldırıp indirip bunu yasalaştıracağız." diyoruz ve bunu da bir yasama faaliyeti olarak milletvekillerinin iradesi olarak ortaya koymuş olacağız.
Bir diğer söylenen yasa ne? İşte, "Maliye Bakanlığını ilgilendiren 30 maddelik bir paket daha var, onu da henüz hazırlamadık. Henüz daha AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımızın imzasına açmadık. Onlar imzaladıktan sonra Genel Kurula sunacağız, daha sonra komisyonda görüşülecek, bekleyin, sakın bir yere gitmeyin. O 30 maddelik maliye paketini de burada hep beraber milletvekillerinin iradesiyle kanunlaştıracağız." deniliyor ve burada da bir yasama faaliyeti, milletvekillerinin, yasamanın yürütmeye karşı kuvvetler ayrılığı ve ayrı bir organ olarak iradesinden bahsetmiş olacağız. Bu tiyatroya hep beraber son vermemiz lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gündemine, kendi konularına hâkim olmalıdır. Hâkim olmazsa, bürokratların keyiflerine göre buraya sevk ettikleri kanun tekliflerini, yazın bile, hangi hafta neyi konuşacağını bilmeden, burada oturup kurbanlık koyunlar gibi boynumuzu uzatıp gelen kanun tekliflerini görüşmek durumunda kalacağız. Bu, milletvekilinin itibarı için eğer doğru bir şeyse söyleyecek bir sözüm yok ama "Hayır, bu doğru değil." diyorsak hep beraber itiraz sesimizi yükseltmemiz lazım. Aksi takdirde, kendi iradesine sahip çıkmayan bir Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendi yetki ve sorumluluğa sahip çıkmayan milletvekilleri, başkalarının kendisine itibar vermesini beklemesin diyorum.
Bir diğer önemli husus, NATO. Yine, siyasetsizleşmeden bahsediyoruz; ülkemizi, bölgemizi, Filistin'i, Kıbrıs'ımızı, Lübnan'ı, İran'ı, Kafkasya'yı, etrafımızdaki bütün ülkeleri neredeyse ilgilendiren ve belki bundan sonraki süreçte çok boyutlu bir dış politika yerine NATO üzerinden mecburen Batı'ya endekslenmiş bir güvenlik mimarisi inşa edilmeye çalışılıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz, bu kadar önemli bir NATO zirvesinin olduğu hafta burada çalışmamayı tercih ettik, onu bir tarafa bırakıyorum. "Bu NATO toplantısında neler konuşulacak, Türkiye olarak yaklaşımlarımız nedir?" şeklinde Türkiye Büyük Millet Meclisini bilgilendirmekten bile imtina eden bir yürütme organına bütün her şeyi teslim etmeyi, yine bir yasama faaliyeti olarak görüyoruz. Nerede Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim görevi? Savaşa dahi karar verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu kadar kritik konularda NATO'yla ilgili kritik kararların alındığı bir süreçte bu işin neresinde Türkiye Büyük Millet Meclisi? Bunu da soramadan geçemiyorum doğrusu.
Bunca hususlar içerisinde teknik konular konuşulurken...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, lütfen.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - İfade ettiğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün neyi konuşmalıydı? Emeklilerin en düşük emekli aylığı ne kadar olacak, zam oranı ne kadar olacak şeklinde muhtemelen bir düzenleme yapılacak. Neyi bekliyor iktidar? 5 Temmuzda enflasyon açıklanacak, ondan sonra otomat gibi TÜİK'in açıkladığı oranda en düşük emekli maaşını belirlemek üzere bir oran Türkiye Büyük Millet Meclisine tebliğ edilecek; biz de noktasına virgülüne dokunmadan, 1 lira dahi artırıp eksiltmeden o belirlenen en düşük emekli maaşını burada kabul etmiş olacağız ve kim bu yasayı yapmış olacak? Milletvekilleri. Birileri emredecek, Türkiye Büyük Millet Meclisi yapacak hatta emretmeyi bırakın, birileri otomatiğe bağlayacak, Meclis de kendisine otomatik olarak belirlenen o oranın üzerine çıkacak bir iradeyi dahi ortaya koyamayacak; bunu kabul etmek mümkün değil.
Yine, asgari ücretin verildiği günden bu yana neredeyse 5-6 bin TL'si eriyip gitti. Yeniden oturup bunu müzakere etmemiz gereken bir süreçte biz ne yapıyoruz? Hâlâ dışarıdan bize dayatılan gündemlerle... Uzman Erbaş Kanunu, Adalet Bakanının yargı paketi, Millî Eğitim Bakanlığının öğrenci affı, Maliye Bakanının maliye paketi. Peki, nerede Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi? Nerede kendi gündemine sahip olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi? Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi gündemine sahip olması demek, ısmarlama kanun tekliflerini burada şeklen görüşmek ve yerine getirmek değildir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.