GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bilindiği gibi tarım sektörü çok ciddi bir iflas dalgasıyla karşı karşıya, bütün sektör neredeyse. Özellikle zeytin, zeytinyağı sektöründe tsunami tehlikesi bizleri beklemekte. Bugün Türkiye'de en fazla zeytin, zeytinyağının üretildiği yer Manisa. Manisa ilindeki Akhisar, Salihli, Soma, Kırkağaç ilçelerinde bugün zeytinin üreticiden satış fiyatı 35 lira ile 40 lira arasında değişiyor. Zeytinyağının satış fiyatı ise eski zeytinyağı 150 lira, yeni sezon zeytinyağları ise 200 lira ile 220 lira arasında. Bu bahsetmiş olduğum rakamlar maliyetin çok çok altında yani bizim dört sene evvel, beş sene evvel sattığımız rakamlara şu anda Manisa'daki üreticiler zeytin ve zeytinyağı satmak durumunda. Maliyetler çok artmış, özellikle işçilik, gübre, budama, ilaç, toplama, mazot, bunların hepsi katlanmış fakat fiyatlar bırak artmayı, geri gelmiş. Üretiyoruz ve zarar ediyoruz, aynı bataklık gibi. İktidar bizi öyle bir bataklığa ittirdi ki üretmek için çırpınıyoruz, gerçekten çırpınıyoruz, çırpındıkça da batıyoruz.

Peki, neden bu hâldeyiz, nasıl bu hâle geldik? Zeytinyağı fiyatları ile zeytin fiyatları arasında çok ciddi bir ilişki vardır. Özellikle çok senelerinde, rekoltenin çok olduğu senelerde zeytin fiyatını zeytinyağı fiyatları belirler. Bundan üç yıl önce İspanya'da kuraklık vardı, rekolte çok düşüktü, dünyadaki fiyatlar birden bire 9 euroya, 10 euroya kadar çıktı. O sene de Türkiye'de çok ciddi bir şekilde zeytinyağı rekoltesi bulunmaktaydı. Fiyatlar üç sene önce 280 liraları kadar buldu fakat daha sonra ne oldu, biliyor musunuz? İhracat yasağı geldi, evet, 280 liradan biz zeytinyağı satarken birden bire ihracat yasağı geldi. Neden? Her zamanki klasik bahane: Enflasyonla mücadele. Peki, bize ihracat yasağı geldi, fiyatlar düştü mü? Evet, üreticideki fiyatlar düştü ama raflardaki fiyatlar düşmedi. Her sezona stokla girilmek zorunda kalındı. İki yıl önce 280 liraya sattığımız zeytinyağını şu anda 150 liraya satamıyoruz. Bu sezon da rekoltenin çok yüksek olması beklenmekte. Böyle giderse, eğer müdahale edilmezse, iktidar kör, sağır ve dilsizi taklit etmeye devam ederse tarihinde belki de ilk defa -kavunda, karpuzda, domateste daha önce çok görmüştük, tarlada kalan kavun, karpuz, domates çok gördük ama- dalda kalan zeytini göreceğiz.

Bölgemdeki emlakçılarla görüştüm, satılık zeytinlik ilanları patlamış, ilan çok, alan yok; dekarı 200 bin lira, 250 bin liraya zeytinlikler var dört beş sene öncesinin fiyatları ancak ne yazık ki alan yok. Çiftçi, üretici borçlu. 2025 yılında 992 milyar lira olan borç 1 trilyon 376 milyar liraya çıkmış, yüzde 38 artmış, takipteki tutar ise 6 milyardan 22 milyara çıkmış, tam 4 katına çıkmış. Artık çiftçi bankalara olan borcunu ödeyemiyor, ödeyemeyecek ve bu icraya düşen taşınmazlar da her geçen gün artacak. Ne yapmak lazım? Desteklemelerin artırılması lazım. Peki, iktidar ne yaptı? Desteği azalttı, bırak azaltmayı, kaldırdı yani bu ülkede 1990'lı yılların sonunda 40 sentlik de zeytinyağı desteği vardı, 18 liralık zeytinyağı desteği vardı ki bugünkü kurla, geçen sene düşe düşe 1 liraya kadar düşmüştü; geçen sene bunu kaldırdınız. Dane zeytine 20 kuruşluk primi çok gördünüz. Bırakın desteklerin artmasını, mevcut destekler azaltılıyor. Sadece üreticiye değil, ihracatçıya yapılan desteklemeler de yıllar içerisinde azaldı. Bunların mutlaka mutlaka artırılması gerekiyor.

Zeytin, zeytinyağı sektörü stok yapılması gereken bir sektör ancak bunun da bir maliyeti var. Faizler çok yüksek dolayısıyla stoklama maliyetleri de çok yüksek. Bu malı stoklayan, zeytini, zeytinyağı stoklayan üreticilerimize, işletmelerimize, birliklerimize, kooperatiflerimize derhâl çok düşük faizli ve uzun vadeli kredilerin verilmesi gerekli.

Bir başka şey, üreticimiz ne yazık ki örgütlü değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Mevcut kooperatif ve birliklerin desteklerinin artırılması gerekli, neredeyse hiç desteklenmiyorlar. Mesela, en büyük üretici konumunda olan Manisa'da bir zeytin birliği ne yazık ki yok, Marmarabirlikte olduğu gibi bir zeytin birliği yok. Bu konuda devletin mutlaka ön alıcı olması lazım, özendirici olması lazım.

Yapılacak daha başka şeyler de var, zamanım yok ancak özetle şunu söylemek istiyorum: Bu adımların ivedilikle atılması lazım. Buradan uyarıyorum, bırakın iflas dalgasını, bir tsunami dalgası gelmekte, koca bir sektör artık çökme noktasına gelmekte.

Demirel'in bir lafı var, çok güzel bir laf, der ki: "Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz." Bakıyorum, anlatıyorum ama gördüğüm kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisi bu söylediklerimizi mesele etmiyor. Dolayısıyla ortada mesele de kalmamış oluyor. (CHP sıralarından alkışlar)