| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 106 |
| Tarih: | 24.06.2026 |
GEORGE ASLAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz madde Polis Amirleri Eğitimi Merkezinin kurumsal yapısını, teşkilat kademelerini ve görev alanını yeniden belirleyen düzenlemeler içermektedir. Anayasa Mahkemesi bir idari yapının organ, görev ve yetkilerinin doğrudan kanunla düzenlenmesi gerektiğini vurgulayarak 4652 sayılı Kanun'un ilgili ibaresini iptal etmiştir. Ortaya çıkan yasal boşluğu gidermek amacıyla getirilen bu maddeyle Polis Amirleri Eğitimi Merkezinin kurumsal yapısı ve yetkileri kanun düzeyinde tanımlanmaktadır. Ancak yasal bir boşluğu doldururken karşımıza merkeziyetçi bir anlayışla denetimden uzak bir düzenleme getirilmektedir. Maddeyle eğitimden rütbe, terfi sınavlarına, görevde yükselmeden kolluk süreçlerine kadar tüm yetki ve aşamaların tek bir merkez çatısı altında toplandığı görülmektedir. Demokratik hukuk devletlerinde güvenlik bürokrasisinin en önemli dayanağı şeffaf, hesap verebilir ve objektif değerlendirme mekanizmalarıdır. Bu mekanizmalar liyakat ilkesinin korunmasını ve kurum içi adaletin sağlanmasını mümkün kılar; yetkilerin tek bir merkezde toplanması ise uygulamada keyfîliğe ve adaletsizliğe yol açacaktır.
Değerli milletvekilleri, yapılan yeni düzenlemeyle Polis Amirleri Eğitimi Merkezinin kurumsal yapısı görev ve yetkileri genişletilmiştir. Ancak bu genişleme süreciyle birlikte merkezin bünyesinde yürütülecek yeni kadro politikasının hangi esaslara dayanacağı belirsizdir; müdür, müdür yardımcıları, şube müdürlükleri ve akademik birimler gibi kurumun geleceğini ve eğitim kalitesini doğrudan şekillendirecek yönetim kademelerinin oluşturulmasında bağlayıcı ve standart liyakat kriterlerinin yer almaması kurumsal yapılanmada bazı belirsizliklere yol açacaktır. Bu yapısal belirsizlikler sadece idari kadroların belirlenmesiyle sınırlı kalmamaktadır. Amir yetiştirme, rütbe, terfi, görevde yükselme ve kolluk sınavları gibi personelin mesleki geleceğini belirleyen süreçleri de yakından ilgilendirmektedir. Rütbe, terfi ve görevde yükselme sınavlarının Polis Amirleri Eğitim Merkezi tarafından yürütülecek olması, kişisel başarı kriterleri yerine idari inisiyatiflerin öne çıkmasına zemin hazırlayabilir. Bu durum mesleki açıdan yetkin, tecrübeli ve başarılı olan bazı personelin farklı düşünce yapısına sahip olması nedeniyle değerlendirme süreçlerinin dışında kalmasına yol açabilir.
Düzenlemedeki bir diğer muğlaklık ise yabancı ülke polislerine verilecek eğitimlerle ilgilidir. Bu eğitimlerin hangi ülkelerle, hangi güvenlik konseptleri ve uluslararası insan hakları standartlarında yürütüleceği açıkça belirtilmemiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kurumlarındaki en temel sorunlardan biri kadrolaşmadır. Liyakat yerine sadakatin ön plana çıkarıldığı bir sistemde kamu hizmetlerinin niteliği doğrudan zarar görmektedir. Özellikle güvenlik bürokrasisi, eğitim kurumları ve merkezi idareye bağlı yapılar objektif kriterlerden uzaklaşarak belirli bir siyasi anlayışın kadrolarıyla şekillendirilmiştir. Bu durum hem kurumların verimliliğini düşürmekte hem de kamuya olan güvene de zarar vermiştir. İktidarın son yıllarda kamu yönetiminde yaptığı düzenlemelere bakıldığında merkeziyetçi bir yaklaşımın öne çıktığı görülmektedir. Bu düzenleme de benzer şekilde eğitim, sınav ve terfi süreçlerini tek bir yapı altında toplarken bu yapının nasıl düzenleneceği ve hangi kriterlere göre hareket edeceği konusunda güven verici bir çerçeve sunmamaktadır. Özellikle mülakat ve değerlendirme süreçlerinin geçmişte sıkça tartışma konusu olduğu düşünüldüğünde bu tür yetkilerin genişletilmelerinin kamuoyunda soru işaretleri yaratması kaçınılmazdır. Kurumsal adaletin ve fırsat eşitliğinin tam olarak korunabilmesi ancak tüm atama ve yükselme basamaklarının herkes için eşit, denetlenebilir ve şeffaf kurallara bağlanmasıyla mümkündür diyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)