GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

NAİL ÇİLER (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Polislerimiz, vatandaşlarımızın huzuru ve güvenliği için gece gündüz demeden büyük bir fedakârlıkla görev yapıyorlar ancak ne yazık ki bu fedakârlığın karşılığını çalışma koşullarında ve ekonomik haklarında alamıyorlar. Emniyet mensuplarımızın uzun çalışma saatleri, mesai almamaları, ağır iş yükü altında özellikle 2-12 ve 12-24 gibi çalışma düzenlerinde görev yapıyorlar. Doğal olarak böyle çalışma düzeni psikolojik ve fiziksel olarak polislerimizi çok yıpratıyor. Bu zorlukların yanında kolluk kuvvetlerimiz ağır bir mobbinge bazen maruz kalıyorlar. Güvenlik güçlerimizin görevlerini hiçbir baskı altında kalmadan, yalnızca hukuk ve vicdan temelinde yerine getirebilmesi demokratik bir hukuk devletinin vazgeçilmez şartıdır.

Polislerimize 3600 ek gösterge verirken bile adaletsizlik yapıldı, bu adaletsizlik de düzeltilmelidir. Unutmayın ki güçlü bir devlet iyi yetişmiş insan kaynağıyla mümkündür.

Değerli milletvekilleri, önümüzde yine torba kanun olunca biz de hep torbadan çıkanları konuşuyoruz ancak bizim konuştuğumuz torba sizinkinden farklı. Biz pazardaki vatandaşın torbasını, filesini konuşuyoruz. Vatandaşın torbası boş çünkü para üreticiye, sanayiciye, emekçiye, çiftçiye değil faize gidiyor.

Değerli milletvekilleri, resmî verilere göre yıllık enflasyon yüzde 32 görünse de vatandaşın hissettiği enflasyon çok ama çok daha yüksektir; pazarda, manavda, kasapta vatandaşı bir dinleyin. Yapılan araştırmalara göre geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,9 seviyesindedir. Bu ne demektir değerli milletvekilleri? Ekonomik büyümenin durduğu veya yavaşladığı dönemde yüksek enflasyon ve işsizliğin aynı anda görüldüğü bir durumu yansıtır. Uzmanlar bu duruma ne der? "Ekonomik kriz var." derler. Vatandaşımız her geçen gün yoksullaşıyor. Peki, vatandaşın cebinden çıkan para nereye gidiyor? Bütçe rakamlarına baktığımızda cevabı görürsünüz. 2026 yılı bütçesini hep birlikte burada konuşmuştuk; faizler için ne kadar ayrılmıştı? 2 trilyon 742 milyar Türk lirası. Bu tablo giderek ağırlaşıyor, hazine sürekli yeni borçlanmaya gidiyor, borçlanma arttıkça faiz yükü büyüyor, faiz yükü büyüdükçe yeni borçlanmalar geliyor. Bu döngünün faturasını da yine maaşıyla geçinmeye çalışan emekli, işçi, memur, esnaf ödüyor. 2026 yılı Mart ayı itibarıyla cari işlemler açığı yaklaşık 39,7 milyar dolar seviyesindedir. İşte, para nereye gidiyor? Buraya gidiyor. Yüksek faiz sadece bütçeyi değil, üretimi vuruyor, sanayici yatırım yapamıyor, KOBİ krediye ulaşamıyor, çiftçi tarlasını ekmek için gerekli finansmana erişemiyor; üretim azalınca fiyatlar yükseliyor, fiyatlar yükselince enflasyon kalıcı hâle geliyor. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı, rantı ve faizi besleyen bir ekonomi değil; eğitimi, üretimi, istihdamı destekleyen bir ekonomi anlayışı olmalıdır ancak ülkenin kaynakları faiz ödemelerine aktarılıyor.

Bunca zorluğa rağmen üretim yapan, istihdam sağlayan firmalara teşekkür etmek istiyorum. İstanbul Ticaret Odasının hazırladığı Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarını üretimden satışlara göre sıralayan İSO 500 araştırmasında listede yer alan 500 büyük sanayi kuruluşunun 85'i Kocaeli'den, bunların 67'si ise Gebze'den çıkmıştır. Bu tablo Kocaeli'nin ve özellikle Gebze'nin üretimde, ihracatta ve istihdamda ülkemizin lokomotif olduğunu bir kez daha göstermektedir. Ülke ekonomisine değer katan, bunca zor şartlara göre binlerce vatandaşımıza iş sağlayan tüm işletmelerimizi ve emekçilerimizi yürekten kutluyor, ekonomiye ve istihdama sundukları katkı için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)