GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz 19'uncu madde Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçe gösterilerek Polis Yüksek Öğretim Kanunu'na yeni bir düzenleme ekliyor. İlk bakışta iç güvenlik fakültesine giriş şartlarının kanun düzeyinde belirlenmesi gibi sunuluyor. Evet, doğru, Anayasa Mahkemesine zaten geçmişte itiraz ettik ve "Bunlar yönetmelikle düzenlenemez, bunlar kanunla düzenlenmesi gerekir." dedik ancak sizler dinlemediniz, burada yapılan düzenleme Anayasa Mahkemesince geri gönderiliyor. Ancak metne dikkatle baktığınızda karşınızda gerçek anlamda bir anayasal uyum değil, eski sorunların kanun kılıfıyla yeniden üretilmesi var. Anayasa Mahkemesi ne dedi? "Eğitim ve öğrenim hakkına erişimi sınırlayan kurallar yönetmeliğe bırakılamaz. Açık, öngörülebilir ve kanuni güvenceye bağlı olmalıdır." dedi. Yani mesele sadece birkaç şartı kanuna yazmak değil, mesele idarenin keyfî uygulamasını önleyecek güvenceyi kurmak. Peki, bu teklif bunu sağlıyor mu? Ne yazık ki hayır değerli milletvekilleri çünkü maddede kullanılan bazı ifadeler son derece geniş ve yoruma açık. Ne gibi? "Katılmamış olmak" "karışmamış olmak" "desteklememiş olmak" gibi kavramlar objektif hukuk ölçüsüyle değil, idarenin kanaatiyle şekillenirse gençlerin geleceği bir kalemde silinebilir. Bir mahkeme kararı olmadan, sadece idari değerlendirmelerle eğitim hakkının kapısı kapatılabilir. Bu anlayış hukuk devletiyle bağdaşmaz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını da otomatik eleme sebebi yapmak ayrıca sorunludur çünkü ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet yokken genç bir insanın eğitim hakkını peşinen ortadan kaldırıyorsunuz. Devlet kamu hizmetine alacağı kişide elbette hassasiyet arar ancak hassasiyet başka, masumiyet karinesini yok saymak başka bir şeydir.

Değerli milletvekilleri, daha vahimi, merkezî sınav puanının ağırlığını yüzde 30 tutarken mülakatın ağırlığını yüzde 40 olarak belirliyorsunuz. Yıllarca emek vermiş, yazılı sınavda yüksek başarı göstermiş bir genç, komisyonun birkaç dakikalık kanaatiyle elenebilecek. Özellikle polis meslek yüksekokullarının sonundaki yapılan sınavlarda mülakatlardaki elemeler tam bunun karşılığı, büyük bir keyfiyet var. Yazılı sınavlarda üstün başarı göstermiş olan öğrencileri sözlü sınavlardaki objektif kriterlere bağlı olmayan değerlendirmelerinizle, siz okuldan uzaklaştırıyorsunuz, memuriyetten uzaklaştırıyorsunuz. Bir hak gasbı söz konusu, buna çok dikkat etmek lazım. Bunun adı liyakat olamaz. Bunun adı objektif başarıyı mülakatın gölgesine mahkûm etmektir.

Biz Emniyet teşkilatına alınacak personelde nitelik aranmasına karşı değiliz. Elbette, kamu görevi ciddiyet ister ancak bu ciddiyet muğlak ifadelerle, denetimsiz mülakatlarla, idarenin geniş takdir alanıyla değil, açık kurallarla, eşitlikle ve liyakatle sağlanır. Biz, her zaman polis huzur bulmadan toplum huzur bulmaz diyoruz ama bu huzur yalnızca göreve başladıktan sonra aranan bir huzur değildir. Polis adayı daha kapıdan girerken adalet duygusunun zedelendiğini düşünüyorsa orada güven yara alır, aidiyet de yara alır, kuruma bağlılık da eksilir. Bu madde Anayasa Mahkemesinin iptal kararının işaret ettiği sorunları gidermiyor değerli milletvekilleri; mülakatın belirleyici etkisi azaltılmıyor, güvenlik soruşturmasına ilişkin kriterler netleştirilmiyor, polis olmak isteyen gençlerin eğitim hakkı yine idarenin geniş takdirine bırakılıyor. Bizim itirazımız Emniyet teşkilatına değildir, bir kez daha ifade ediyoruz; bizim itirazımız, polis olmak isteyen gençlerin emeğini, liyakatini ve geleceğini mülakat masasında eritmeye açık kapı bırakan bu anlayışadır. Emniyet teşkilatına güveni güçlendirmek istiyorsak o kapıdan içeri girmek isteyen her gencin önce adalete güvendiğinden de emin olmak zorundayız.

Değerli Başkanım, burada ayrıca, sizin delaletinizle Hazine ve Maliye Bakan Yardımcımız burada, kendisine Sayın Şimşek'e iletilmek üzere bir talebimizi buradan emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz adına ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - 1 Temmuz itibarıyla şöyle geriye doğru bir baktığımızda, şu ana kadar yüzde 16, bu ayı da sayarsak yüzde 20 enflasyon verilerini kendi verileriyle açıkladılar. Ocaktan temmuza yüzde 20 gibi bir enflasyon farkıyla emekliler gerçekten çok zor durumda, asgari ücretliler çok zor durumda. Geçmiş dönemlerde, tek haneli enflasyon rakamlarının olduğu dönemde Sayın Ali Babacan'ın ekonomi yönetiminde, Sayın Şimşek'in de yanında bulunduğu dönemde mutlaka ve mutlaka 1 Temmuzda bir yeniden değerlendirme yapılıyordu, asgari ücretlinin, emeklinin ve memurun en azından bu enflasyon farkı ve refah payı da üstüne giydirilmek suretiyle mağduriyetleri gideriliyordu. O yüzden 1 Temmuza şurada on gün kaldı. Emeklinin, asgari ücretlinin bu mağduriyetini giderecek bir adımın iktidar tarafından mutlaka atılması gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)