GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; getirdiğiniz her kanun teklifinde olduğu gibi yine büyük sermayeyi korumaya devam ediyorsunuz, zengini zengin etmeye, yoksulu da yoksullaştırmaya devam ediyorsunuz. Zaten iktidarınızın sınıfsal tercihleri her zaman sermayeden yana oldu, halka hizmet gibi bir derdiniz asla ve asla olmadı.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki günlerde NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi Ankara'da yapılacak. Bu yapılacak zirve iktidarınızın askerî ve toplumsal tercihlerini çok iyi ortaya koyuyor. Bizler her defasında güvenlik odaklı organizasyonlara karşı olduğumuzu dile getirdik, dile getirmeye de devam ediyoruz. NATO, kurulduğu 1949 yılından bu yanadır sürekli barıştan söz ediyor. Bugüne kadar NATO üyesi ülkelerin müdahale ettiği bölgelere barış getirdiklerini görmedik fakat gittiği yerlere yıkım götürdüğü gibi kendi üyesi olduğu ülkelerde de ağır suçlar işlediler. Bakın, İtalya'daki gladyodan tutalım Türkiye'deki kontrgerilla yapılanmasına kadar birçok paramiliter yapı NATO'nun himayesinde ve bilgisinde kuruldu. Kontrgerilla yapılanmaları on binlerce insanımızı katletti, bugüne kadar da sonuç alıcı tek bir soruşturma dahi yürütülmedi. İnsanlığa ölümden ve yoksulluktan başka bir şey kazandırmamış olan bir yapının zirvesi Ankara'da yapılacak. Bu zirve Ankara'da yapılacak diye kentte OHAL ilan edilmiş durumdadır. Ankara'da yaşayan halka zirve nedeniyle potansiyel tehdit muamelesi yapılıyor, kentte yaşayan insanlar zapturapt altına alınıyor; neredeyse her eve bir polis yerleştireceksiniz. Zirveye katılacak hükûmet başkanlarının gözlerini boyamak için asfaltlar yenileniyor, ulaşım güzergâhlarındaki binaların dış cephelerine ise makyaj yapılıyor. Bakın, 23 Haziran gecesi Ankara'da yüzlerce eve uzun namlulu silahlarla baskın yapıldı, ailelerin kapılarını açmalarına müsaade etmeden kapıları kırılarak içeri girildi, aile fertleri yere yüzüstü yatırılarak darbedildiler, ters kelepçeyle yüzlerce insan gözaltına alındı. Bu operasyon görüntülerini kayıt altına alıp NATO Zirvesi'ne katılacak devlet başkanlarına izlettiriyorsunuz. NATO Zirvesi öncesi kendi insanlarımıza kurbanlık koyun muamelesi yapıyorsunuz. Zirve için gelecek devlet başkanlarına gösterilen tahammülün binde birini biraz da kendi yurttaşlarımıza gösterin. Kendinizi savaş patronlarına ispat etmek için bu ülkenin yüz akı parti başkanlarına, akademisyenlerine, gazetecilerine, gençlerine, kadınlarına, işçilerine ve emekçilerine işkence ediyorsunuz. NATO Zirvesi öncesi şiddet dalgası ev baskınlarıyla sınırlı kalmadı, öğretmenleri de içine aldı. Özel sektör öğretmenleri haklı taleplerini iletmek üzere Ankara'ya geldiler. Meclis ve Bakanlık daha önce verdiği sözleri tutmadığı için kendileriyle görüşmek istediler ancak Meclis ve Bakanlık kendilerine kapıyı kapattı. Öğretmenlerin tek derdi seslerini Meclise ve Bakanlığa duyurmaktı. Seslerini iletemedikleri gibi Meclise 100 metre uzaklıkta ağır bir şekilde polis şiddetine maruz kaldılar. Bu hukuksuz uygulamalara maruz kalınca açlık grevine başlamak zorunda kaldılar. NATO Zirvesi için şu ana kadar 12 milyar liraya yakın harcama yapılmış. Bu parayla sokaklarda her gün mücadele etmek zorunda kalan 16 bin öğretmen atanabilirdi, özel okullarda öğretmenler sefalet ücretlerine mahkûm olmayabilirdi. NATO'nun Türkiye'ye maliyeti sadece zirve masraflarıyla sınırlı değildir. Hatırlanacağı gibi, NATO'nun geçen sene Hollanda'da yapılan zirvesinde bir karar alındı. Her üye ülke savunma harcamalarına toplam gelirinden yüzde 2 pay ayırırken bu pay yüzde 5'e çıkarıldı. Bu kararla Türkiye her yıl fazladan 40 milyar dolar para ayıracak. Bu parayla sadece öğretmenler değil, iş bulamayan, insani ücret alamayan tek bir kişi dahi kalmazdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin.

VEZİR COŞKUN PARLAK (Devamla) - Yani sorun kaynak yetersizliği değildir, kaynakların harcanacağı yere dair tercih meselesidir. NATO'daki savaş bürokratlarının rahatı bozulmasın diye kendi yurttaşına işkence eden bir iktidarın tercihini hangisinden yana kullanacağını tahmin etmek zor değildir. Onlar tercihini yapıyorsa biz de tercihimizi yapıyoruz. Biz hem savaşların hem de baskı ve sömürünün olmadığı bir dünya için halkımızla birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)