GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; ne yazık ki vergi içeren bir yasayla karşı karşıyayız. Aslında biraz yüz olsa utanılması gerekir. Bu ülkede tam yirmi beş yıldan beri deprem vergisi alınıyor; "geçici" diye başladı, depremzedenin hâli ortada, kalıcı hâle geldi ve bugün de şu yapılan düzenlemelerde büyük müteahhitlere af, KDV muafiyeti getiren ama küçükleri ezen yasa gündemde. Petrol, akaryakıt şirketleriyle ilgili teminatın artırılması, böylece de ne olacak? İmkânı olan büyük firmalar ayakta kalacak, çalışacak, teminatı ödemekten aciz olanlar yok olacak. Burada meselenin derinine, aslına inilmiyor. Acaba bu insanlar neden sahte belge düzenlemek zorunda kalıyor? İşin özü şu: Yüksek, fahiş orandaki KDV ve ÖTV'ler sistem olarak insanları sistem dışı çalışmaya ittiği için böyle bir sorunla karşı karşıya kalıyoruz.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki hani dedik ya, küçükleri ezmek, vergi bindirmekten başka bir şey yok. KOSGEB ödemeleri deprem bölgesinde ertelenmedi ve mücbir sebep uzatılmadı, kira yardımları kaldırıldı. Ne hikmetse küçük esnaf her gün bir tokat daha yiyor ama büyüklere her geçen gün yeni yeni imtiyazlar tanınıyor. Şimdi, müteahhitlere, geçen ay da yerli yatırımcılara hiçbir imkân tanınmadığı hâlde yabancılara yirmi yıl vergi muafiyeti getirilmişti. Bu nedenle de KOBİ'lerden, üretenden, çalışandan, istihdam oluşturandan saklanan o güç, ne yazık ki belli birtakım odaklara tahsis ediliyor. İşte, bugün, Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde iki Bakanlık âdeta ülkeyi esir almış durumda; biri Adalet Bakanlığı, diğeri Hazine ve Maliye Bakanlığı. "En nefret edilen 2 ayrı kurum nedir?" diye sorsanız, muhtemelen, yine bu 2 kurum gelecek. Ve benim tavsiyem değerli bürokratlar, burada, Meclise bir kanun getirmeden önce kendinizi kontrol edin. Acaba, bu insanlar, bu ülke için çalıştığımız hâlde, bize neden nefret objesi gibi bakıyor bunu gözlemeleri gerekir. Ne yazık ki, vergi toplayan bu kurumda çalışan bürokratların... Alttakiler ezilmeye devam ediyor, kendi problemini bile çözemeyen yönetim burada nelerle karşımıza geliyor. Bakın, bugün ülkenin en önemli sorunu, KDV maddesini görüşüyoruz; KDV iadelerinin geç ödenmesi. İşletmeler çok ciddi olarak bu konuda mağduriyet yaşıyor, ödemediğiniz gibi alacağınıza gelince de aynı gün faiz bindirmeye başladığınız için çok ciddi mağduriyet ortada ama bunu çözmek gibi bir şey yok. Ne var? Büyük müteahhitlerin KDV'lerini nasıl muaf tutarız; TOKİ'den iş yapmış, 5 bin, 10 bin konut yapan müteahhitlere ne yaparız, o çözülüyor ama basit bir, herhangi bir iş insanının KDV iadesini nasıl hızlandırırız, böyle bir şey ne yazık ki gündemde değil. Tabii, burada en önemli sorun hakkaniyetli bir vergilendirme sisteminin olmayışı. Bu gelmiyor. Ara ara her bir maddenin arasına sokuşturup yeni yeni vergiler ihdas ediliyor ve narkozlanmış vaziyette insanımızın da bu yapılanlardan haberi yok. Bugün herhangi bir memurun "Üçüncü aydan itibaren vergi dilimine girdin." diye parça parça maaşı kesiliyor ama öbür yandan da dev işverenlere yapılanlar ortada.

Değerli milletvekilleri, burada esas konuşulması gereken şey şu temmuz ayında, enflasyon hedefinin tutmadığı bu ayda memurlara, emeklilere, çalışanlara bu farkın verilmesi, ek zam verilmesi, ne yazık ki bu ek zam hiçbir şekilde gündemde değil ama kime, nasıl ek vergi koyulur, o düşünülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Şimdi, NATO'yla ilgili de şunu arz etmek isterim ki bakın, az önce bir önerge geldi, NATO'yla ilgili hususların görüşülmesi, iktidar kanadı buraya bir polis müdürünü çıkardı. Elbette, çok değerli bir bürokrat, saygı duyarız kendisine ama işi hukuk boyutuyla görmedikleri için, esasen vicdanlı olsalardı NATO'yla ilgili engellemelerde buraya bir polis müdürü değil, bir hukukçunun, avukatın çıkması gerekirdi, ne yazık ki yoklar, onun içinde tahmin ediyorum NATO ülkeleri bile bu yaşananlara gülüyordur. NATO toplantısı var diye en insani, temel insani hak olan protesto, miting, eylem, yürüyüş hakları tamamen gasbedildi, dünyanın hiçbir yerinde, inanın ki bu üçüncü dünya ülkelerinde bile olmaz. Meclisi kapattınız, yetmedi, şimdi caddeleri kapattınız, korkarım yarın ülkenin vereceğiniz yer, bunu konuşacağız. Bu açıdan bu Ankara Valiliğinin NATO'yla ilgili aldığı karar son derece yanlıştır, derhal bu yanlıştan dönülmeli. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)