GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cuma günü ilk ve orta dereceli okullar tatile giriyor, evlerde çocuklar açısından bir bayram havası vardır belki ama aileler için de aynı şeyi söylemek zor çünkü kamusal bir bakım sistemimiz yok ve milyonlarca çocuk kelimenin tam anlamıyla sokakta kalacak. "Sokak" deyince de öyle eskisi gibi bakkal amcanın, komşu teyzenin çocuklara göz kulak olduğu, kendi organik sensörleri, güvenlik bariyerleri olan bir mahalle kültürünün egemen olduğu sokak değil söz konusu olan. Sokak artık ve çok yazık ki eşittir çeteler, sokak eşittir suç örgütleri, sokak eşittir torbacılar, sokak eşittir şiddet, istismar.

Değerli milletvekilleri, bu önergeyi verip vermemeyi konuşurken bir arkadaşımız hani olur da çarpıtılır "Derdiniz bu mu?" diye sorulur diye kaygılandı açıkçası. Meselenin özü, belki de en dert etmemiz gereken kısmı da bu aslında, biliyor musunuz? İnsan gibi yaşamanın, çocuklarımızı sağlıkla, güven içinde, bedensel, zihinsel, sosyal, kültürel, duygusal gelişimleri için gerekli en temel ihtiyaçları karşılayacak şekilde yetiştirmek istemenin artık bu ülkede lüks sayılıyor olması. Dahası, bizim insanımızın buna layık olmadığının kabulü. Sistemin bize hak gördüğünün nefes alıp verebiliyor olmaktan ibaret olması ve insanımızın ne acı ki azımsanmayacak ölçüde kendi kendini ikna etmesi normal olanın bu olduğuna. Bu öğrenilmiş çaresizlik aslında en büyük engelimiz: "Karnı doyuyorsa eğer beslenmese de olur, bir işi varsa kazancı hiçbir ihtiyacını karşılamasa da olur." Peki, nerede onur? Nerede insan onuruna yaraşır hayat standardı? Kaldı ki okulların kapanmasıyla birlikte ortada kalan çocuklarımız için güvenli bakım alanlarının tesisi bir hayat standardı meselesi değildir, çok temel, yaşamsal bir ihtiyaçtır.

Sorsanız "Çocuklarımız suça sürüklenmesin istiyoruz..." Ne zaman sürükleniyor bu çocuklar suça? Okul çıkışıyla aile kontrolüne girdikleri zaman dilimi arasında kalan o boşlukta; resmî veriler böyle diyor. Nasıl olacak peki? Çalışan milyonlarca ailenin çocuklarını suça sürüklenme zeminine terk ederek mi koruyacağız çocuklarımızı?

Sorsanız "Kadın istihdamını artırmak istiyoruz..." TÜİK'e göre, 15 yaş altı çocuk bakım sorumluluğu bulunan çalışanlar arasında kurumsal bakım hizmetlerinden faydalanabilenlerin oranı sadece yüzde 14. Çalışanların yüzde 80'inden fazlasının eğer anneanne yoksa, eğer babaanne yoksa ya da anneanne, babaanne var da bakıma muhtaçsa çocuklarını güvenle teslim edebilecekleri hiçbir yer yok. Yaz okulu yok mu ülkemizde? Var tabii. Kamplar yok mu? Var. Ücretsiz olanlar açıldıkları saat kontenjan sınırlı olduğu için doluyorlar. Peki, ücretli olanlar ne kadardan başlıyor biliyor musunuz? En az 30 bin TL. Bu ülkede asgari ücret 28 bin lira arkadaşlar, Çocuğunu yaz okuluna göndermek için kredi mi çekecek bu insanlar? Uzun tatil dönemlerinde -tek tatillerde değil, az önce söylediğim gibi, yapmışken dört başı mamur bir iş yapalım- okul saatleri ile çalışma saatleri arasındaki uyumsuzluk ortada olduğuna göre çocukların ailelerin çalışma saatlerinde ihtiyaç duyulan bakım hizmeti boşluğunun doldurulması. Esnek çalışma saatleri gibi alternatif çözümlerin kanun garantisine alınmasını sağlayacak çözümleri araştıralım. Zira, öyle görünüyor ki devletin bütün güç ve yetkisini uhdesinde toplamış bulunan Hükûmet bunu yapamıyor. Sosyal devlet ilkesiyle asla örtüşmeyecek şekilde, eşitlik ilkesiyle asla örtüşmeyecek şekilde, eğitim ve öğretimden eşit şekilde yararlandırma ödeviyle asla örtüşmeyecek şekilde çocukların okul dışı bakımında olduğu gibi insani koşullarda eğitim ve öğretim görebilmesini de ailenin kazancına endeksliyor mevcut sistem. Millî Eğitim Bakanı "Zorunluluk değil, tercih." diyor ama devlet okul kapılarına güvenlik koymayarak, okullarda 1 öğün yemekten imtina ederek, okul tuvaletlerine sabun koymayarak -bugün bizim okullarımızın yüzde 80'inde içme suyu yok arkadaşlar- suya muhtaç ederek evlatlarımızı çocuğun en temel haklarından mahrum kalmadığı, insani bir eğitim öğretim için aileleri âdeta kendi elleriyle özel okulların kucağına atıyor.

Bu önergeyle çözüm bulmak, çözümde ortaklaşmak istediğimiz bir konu da bu aslında çünkü özel okulların fahiş fiyat artışları da ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Devlet madem eğitim hakkından eşit yararlandırma ödevini yerine getiremiyor, en azından ticarethaneye dönüşmesine mâni olacak buraların ve şeffaf şekilde denetlenebilecekleri ölçüleri ortaya koyabilmeli. Bu amaçla bir komisyon kurulmasını talep ediyoruz, desteğinizi bekliyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)