GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımız; hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Bugün burada Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren ancak ne acıdır ki bizzat iktidarın eliyle bir emek sömürüsü ve güvencesizlik sarmalına dönüştürülen eğitim sistemimizin kanayan yaralarını konuşmak, yüz binlerce öğretmenimizin haklı çığlığını bu yüce kürsüye taşımak adına mecburen söz almış bulunuyorum. Aslında bu konuşmalarımızı biz Meclisimizde kurulmuş bulunan Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda yapmamız gerekiyordu ancak bu Komisyonumuzun gündeminde 450 adet Meclis Başkanı tarafından havale edilmiş kanun teklifi varken bu Komisyonumuz üç yılda 3 kere toplanmış. İkisinde komisyon başkanını, başkan vekilini, kâtip üyeyi ve sözcüyü seçmiş başka bir şey yapmamış, bir tanesinde de Öğretmenlik Meslek Kanunu'nu görüşmüş ve kanunlaştırmıştır, bunun dışında herhangi bir toplantı üç yılda yapılmamıştır. Bu Millî Eğitim Komisyonu üyeleri birbirlerini bile tanıyamamaktadır. Bunu niçin söylüyorum? Önünde 450 tane kanun teklifi varken bu Komisyonun toplanıp, bunlar arasındaki birbiriyle aynı olan kanun tekliflerini birlikte ele alıp gündeme getirmesi gerekirken maalesef üçte 1 üyenin imza vermesine rağmen komisyonun toplanması 2 defa reddedilmiştir; bu doğru bir şey değildir.

Değerli milletvekilleri, bunun için bugün bu Meclisin gündemini bununla meşgul ediyoruz, çok önemli bir gündem. Bir ülkenin eğitim sisteminin niteliği o sistemi var eden öğretmenlerin refahı, huzuru ve mesleğin itibarı kadardır. Siz öğretmeni açlık sınırına mahkûm ederseniz, siz öğretmenin iş güvencesini elinden alırsanız, siz liyakati yok edip adaletsiz mülakatlarla gençlerin geleceğini çalarsanız bu ülkede ne nitelikli eğitimden bahsedebilirsiniz ne de güçlü bir gelecekten. Bugün Türkiye'de öğretmenlik mesleği iktidarın yanlış politikaları yüzünden farklı kategorilere bölünmüştür: Kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen ve ücretli öğretmen; aynı sınıfta aynı müfredatı anlatan, aynı emeği veren öğretmenler arasında bu ayrımı yapmak hangi vicdana sığar? Bizzat devlet eliyle yürütülen ücretli öğretmenlik uygulaması modern bir kölelik düzenidir.

Bu kürsüden iktidar sıralarına sormak istiyorum -tabii, 5-6 tane arkadaşımız var, onlar da arkadaşlarına söylerler inşallah- ayda sadece on beş on altı gün sigorta primi yatırılan bir öğretmen nasıl emekli olacak? Resmî tatilde, yarıyıl tatilinde dersi iptal olunca maaşı kesilen, eline geçen para net asgari ücretin bile altında kalan bir eğitimci sınıfa hangi motivasyonla girecektir? Eşit işe eşit ücret ilkesini, Anayasa’nın 50'nci maddesini kendi okullarımızda çiğnemekten utanmıyor musunuz?

Sayın milletvekilleri, madalyonun diğer yüzündeyse özel sektörde canını dişine takan 150 bini aşkın öğretmenimiz var. 2014 yılında yapılan bir yasal değişiklikle bu öğretmenlerimizin taban maaş hakkı ellerinden alındı. Sonuç ne oldu, biliyor musunuz? Özel öğretim kurumlarında asgari ücret öğretmenler için bir tavan ücret hâline getirildi. Öğretmenlerimize on aylık, on bir aylık sözleşmeler dayatılıyor. Yaz ayları geldiğinde bu insanlar işsiz, maaşsız ve sigortasız bırakılıyor; kıdem tazminatı yok, ihbar tazminatı yok, haftalık kırk saati aşan mobbing ve angarya cabası. Her hak aramaya kalktıklarında ise "Sözleşmeni yenilemeyiz ha!" tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar. Buradan açıkça ilan ediyoruz ki özel sektör öğretmenlerinin gasbedilen taban maaş hakkı derhâl iade edilmek zorundadır.

Ve gelelim sistemin en büyük kara lekesine, mülakat adaletsizliğine. Yıllarca dirsek çürütmüş, gecesini gündüzüne katmış, KPSS'de derece yapmış, yüksek puanlar almış binlerce vatan evladı birkaç dakikalık, şeffaf olmayan, denetimsiz mülakat odalarında eleniyor. Kamuoyunda "1611 Mülakat Mağdurları" olarak bilinen o pırıl pırıl öğretmenlerimizin gözyaşları, ahları ne olacak? Anayasa’nın 70'inci maddesi açıkça "Kamu hizmetinde girmede liyakat esastır." der. Peki, sizin getirdiğiniz bu sistemde esas olan nedir; liyakat mi yoksa sadakat mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET KARAMAN (Devamla) - KPSS 1'incisini mülakatta eleyip arkasındakileri atamak adalete, hukuka, vicdana sığar mı? Gençlerin emeğini, geleceğini çalmaya ne hakkınız var? Yüce Meclisimizi göreve davet ediyorum.

Öğretmenin kaygılı olduğu, yarınından endişe ettiği, geçim derdiyle boğuştuğu bir ülkede çocuk pedagojisinden, eğitimden bahsedilemez. Öğretmene verilen değer bir ülkenin geleceğine verdiği değerdir. Gelin, bu muhalefet önergesine kulak tıkamayın, siyasi hesapları bir kenara bırakın; özel sektör öğretmenlerine taban maaş hakkını geri verelim, kamuda ücretli öğretmenlik garabetine son verip güvenceli istihdamı getirelim ve mülakat adaletsizliklerini ortadan kaldırarak tamamen liyakate dayalı bir sistem kuralım.

Bugün Grup olarak gündemde yer alan bu konuların görüşülmesi amacıyla hazırladığımız Meclis araştırma komisyonu kurulması önergemize tüm grupların desteğini bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)