GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Maalesef emeklilerin gözü kulağı Türkiye Büyük Millet Meclisinde, çıkacak kanunu bekliyorlar çünkü son dört yıldır bir taban maaş, kök maaş sorunları var. Her zam dönemi geldiğinde kök maaşın ne olacağını merak ediyorlar, sebebi de şu: Eğer kök maaş bir kanunla artırılmazsa olağan artış, enflasyon artışı olsa dahi milyonlarca emekli, emeklilerin yarısı hiçbir zam alamayacaklar. Her altı ayda bir bu süreç yaşanıyor, her altı ayda bir de dağ fare doğuruyor; umutlar yarına kalıyor, emeklilerimiz açlığa terk ediliyorlar. Emeklilerimiz yaşamaya çalışıyor, yaşama tutunmaya çalışıyor. 20 bin lirayla bir ay nasıl yaşanacaksa, nasıl geçinilecekse o şekilde tutunmaya çalışıyorlar.

Bize düşen, bu görevi yapmaktır; bu kök maaş ayıbından emekliyi kurtarmaktır ve en az bir asgari ücret kadar da bir düzenlemeyi yapmak zorundayız. Emekliler yıllarca hizmet ettiler, prim ödediler ve en azından açlık sınırı kadar dahi olsa bir aylık geliri hak ediyorlar.

Sayın milletvekilleri, aynı sorun asgari ücrette de var. Asgari ücret için seçimden önce söz verdiniz "Gerekiyorsa üç ayda bir güncelleyeceğiz." dediniz. Yüzde 30'un üzerinde yıllık enflasyonunuz var. İlk beş aylık enflasyonunuz yüzde 17'lere dayanmış durumda, 28 bin liranın 4 bin lirası, 5 bin lirası şimdiden erimiş durumda ama siz asgari ücretliye dönüyorsunuz "Bir yedi ay daha bekle, sana ona göre zam yapacağız." diyorsunuz. Bu ne insanlıktır ne de bir kamu yöneticisine, bir siyasetçiye, hele bir iktidara asla yakışmaz. Bir an evvel asgari ücret ele alınmalıdır ve insanca bir seviyeye çekilmelidir, emeğin hakkı verilmelidir. Bizim önerimiz, mevcut enflasyonlar ve refah payları eklendiğinde en az 45 bin liralık bir asgari ücrettir. Bu, üç yıl, dört yıl önceki asgari ücreti ancak karşılayacak bir rakamdır ve bunu vermezsek eğer asgari ücretlilerin en az yarısını -çünkü Türkiye'de asgari ücret asıl ücret anlamındadır, ücretlilerin gelirinin, daha doğrusu ücretlilerin neredeyse yarısı asgari ücretle çalışmaktadır- enflasyona karşı ezdirmiş ve yoksulluğa, açlığa mahkûm etmiş oluruz, bu sese kulak verin sayın milletvekilleri.

Bir NATO toplantısı yapılacak, 36'ncısı yapılacak, daha önce bir kere de İstanbul'da yapılmıştı yani 34 kere başka ülkelerde yapılmış. 34 kez yapılırken ne böyle bir olağanüstü hâl uygulaması yapılmış ne bir sıkıyönetim yapılmış ne o ülkenin vatandaşlarına böylesine hayat felç edilmiş, bunların hiçbiri olmamış. Türkiye'de niye oluyor, niye yapılıyor? Birilerini potansiyel suçlu, birilerini muhtemel şüpheli sayarak şimdiden gözaltına alıyorlar; hem de sabahın bir vaktinde hem de hiçbir gerekçe yokken hem de tartaklayarak avukatların gözü önünde bilim insanlarını, gazetecileri, aktivistleri gözlerine kimi kestirirlerse şimdiden temizlik yapıyorlar. On üç gün boyunca Ankara'da hayatı felç ediyorlar. Bunun gerekçesi NATO Liderler Zirvesi. NATO Liderler Zirvesi daha önce Londra'da Roma'da, Milano'da, Cenevre'de Madrid'de; her yerde yapıldı. Demokratik hak, protesto hakkı, gösteri yapma hakkı, kendi siyasi tutumunu ortaya koyma hakkı tüm ülkelerde var ve NATO ülkelerinin demokrasi olma iddiaları da var. Kendi ülkelerinde izin veriyorlar, hiçbir sorun yok ama siz Türkiye'deki en küçük bir tepkinin bile olmaması için Ankara'yı âdeta hayalet şehre döndürmeye çalışıyorsunuz, Meclisi bile kapatıyorsunuz. Geliyorsunuz burada her gün "00.00'a, 01.00'e kadar çalışalım, yeter ki kanunları geçirelim." diyorsunuz ama NATO Zirvesi olacak diye de Meclisi kapatıyorsunuz. Kimden korkuyorsunuz? Kimden kaçırıyorsunuz? Kimden utanıyorsunuz? Türkiye'yi bir OHAL rejimine, bir sıkıyönetim rejimine teslim ettiniz ve bunu da Trump'a şirin gözükmek için yapıyorsunuz. Bu tutumunuzu şiddetle kınıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Türkiye sizin elinizde yerle bir edilmiş dahi olsa hukuk devleti olmak zorundadır, temel hak ve özgürlükler teminat altında olmak zorundadır. Anayasa böylesine her defasında ihlal edilmemelidir ve Türkiye demokrasisine bu kadar kastetmekten vazgeçin, 86 milyonu karşınıza almayın.

Bakın, öyle gülünç işler var ki TEMA Vakfı gönüllüsü 40 vatandaşımız Nallıhan'a gidiyorlar, dönüşte madencileri görüyorlar, destek oluyorlar ve o 40 TEMA gönüllüsü vatandaşımızı da sabahın bir vakti gözaltına aldılar. Niye? Potansiyel suçlu diye. Üniversite hocalarını, gazetecileri gözaltına alıyorlar; yeter ki görünmesinler. Bir tek iyi haber var burada; biz yıllardır gerçekten "Verimli, doğru, nitelikli bir sağlık hizmeti, muayene olması için en az yirmi dakika gerekir." deriz, burada çıkarlar "Hayır. Bizim doktorlarımız beş dakikada halledebilir." derler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Ama bu kez kamu hastanelerindeki randevu süresini 20 dakikaya çıkarmışlar. Tabii bu hastaları düşündükleri için değil, hastanelerde nitelikli sağlık hizmeti verilsin diye değil de hastanelerdeki nüfus azalsın, insan sayısı azalsın ve özellikle sokaklar boş kalsın diye. Vatandaşını, Ankaralıyı Trump'ın gözünden sakınan, görünmesin diye her şeyi yapan ve her tür baskıcılığı yapan bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. Oysa Türkiye'de NATO toplantısı yapılmadan önce böylesine ciddi uluslararası sorunlarımız ve savunma açıklarımız var. Türkiye'nin hava savunma sistemlerinin yetersizliği görüldü, fark edildi. Bir F-34 krizimiz var. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı hâlâ bitmek bilmedi, oradaki potansiyel riskler hepimizi kaygılandırıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, son kez söz veriyorum, buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Dolayısıyla İsrail-İran müzakerelerinin nereye varacağı ama bütün bunların toplamında hangi maliyetlerin 86 milyonun ve bu vatanın evlatlarının sırtına yükleneceği her birimizin meselesidir ve bu meseleleri Türkiye'de de konuşmak zorundayız, bu Meclis de açık kalıp konuşmak zorunda, Ankara'nın sokaklarında da bu konuların konuşulması gerekir. Böylesine antidemokratik, baskıcı ve OHAL anlayışıyla Türkiye'yi yöneten bu iktidarı kınıyoruz Sayın Başkan.

Teşekkür ederim.