GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:106
Tarih:24.06.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.

Yarın 10 Muharrem 1448 yani Kerbela'nın, o acı hatıranın tazelendiği bir gün. İçinde bulunduğumuz muharrem ayının 10'uncu günü olan Aşure Günü her şeyden önce insanlık tarihinin en derin acılarından birini yani Kerbela'yı taşır ve yüreklerimiz o gün o acıyı hatırlayarak bir kere daha kavrulur. Güce boyun eğmeyen, haksızlığa karşı onurlu bir direnişin sembolü olan Hazreti Hüseyin ve beraberindeki canların şehadeti, adaleti, mazlumun yanında durmayı, hakkaniyeti, canı pahasına doğruları ve hakkı savunmanın ne kadar vazgeçilmez değerler olduğunu bir kere daha hepimize hatırlatır. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğilirken bu tarihî hüznün bizleri ayrışmaya değil, tam aksine, haksızlık karşısında ortak bir vicdanda buluşmaya sevk etmesi gerektiği açıktır.

Diğer yandan, Sayın Başkanım bu acı hatıralarının yanında geleneğimiz, Aşure Günü nedeniyle yapılan, yüzyıllardır ocağımızda pişen aşure tatlısının da gereklerini bize hatırlatır. Tıpkı aşure tatlısı gibi farklılıklarımızın bir araya gelerek oluşturduğu muazzam ahengin ve zenginliğin de hatırlandığı bir gündür Muharremin 10'u. Nasıl ki aşurede buğday, nohut, incir ve nar kendi özünü, kendi rengini kaybetmeden ortak ve eşsiz bir lezzete dönüşüyorsa bizler de bu coğrafyada tüm farklı köken, inanç ve düşüncelerimizle aynı tasın içinde birleşen, birbirini tamamlayan, harmanlayan eşsiz bir bütünüz. Bu vesileyle, Hazreti Hüseyin'in aziz hatırası önünde aşurenin birleştirici ruhu rehberliğinde ülkemizde dayanışmanın, hoşgörünün, ortak aklın daim olmasını, kaim olmasını temenni ediyorum.

Sayın Başkanım, NATO zirvesine giderken Türkiye tarihinde gerçekten emsali az yaşanmış bir dizi idari tedbirle karşı karşıyayız. Ben buradan iktidara seslenmek istiyorum: Aslında bu kadar yorulmanıza ve vatandaşı da bu kadar yormanıza gerek yok. Geliniz, NATO zirvesi boyunca Ankara'yı tahliye edin. Ankara'yı boşaltalım, herkes köyüne gitsin, köyüne gidemeyen devletin tahsis edeceği yazlıklara gitsin ve bu Ankara'da, bu bir hafta içerisinde siz de misafirlerinizi arzu ettiğiniz bir şekilde ağırlayın. Gerçekten bu kadar idari ve adli tedbirlerin başka bir ülkede alındığına dair hiçbir not, hiçbir emare elimizde yok. Bununla birlikte Türkiye ilk defa NATO'ya ev sahipliği yapmıyor, daha önce de NATO'ya ev sahipliği yaptı, birçok olağanüstü önemli organizasyona da ev sahipliği yapıldı. Acaba diyoruz, bu heyecan, bu telaş NATO'dan çok sevgili dostunuz Trump'ın gelmesinden mi kaynaklı? Trump'ı ağırlamanın bir heyecanı mı var? Bu açlık ve yokluk döneminde 10 milyarı aşkın bedelle yapılan hava limanları, yol üstündeki binaların boyanması, bütün memurlara idari izin verilmesi, bütün bunlar yetmiyormuş gibi her sabah uyandığımız gözaltı kararları. Bakınız, Ankara'da 241 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, 209 kişi için de bu uygulanmış, diğerlerini de bulunca gözaltına alacaklardır. İstanbul merkezli başka bir dosyada 24 kişi daha gözaltında, toplam 233 kişi. Bu gözaltı listesinde avukatlar var, akademisyenler var, sendika temsilcileri var, sivil toplumdan insanlar var, bir de TEMA Vakfıyla ilgili kişiler var. Hani, bazı aktivist gruplar gerçekten sosyal açıdan duyarlıdır, sürekli onları sahada görürüz. Buna dair Emniyette bir endişe ve telaş uyanmış olabilir ama TEMA Vakfıyla bağlantılı kişilerin bu listeye nasıl girdiğini gerçekten merak ediyoruz. İktidara soruyoruz: Trump Ankara'ya gelecek diye Anayasa'yı geçici olarak yürürlükten mi kaldırdınız.? Yabancı liderler Ankara'ya inecek diye bu ülkenin öz evladı, vatandaşları basın açıklaması yapamayacak mı? Pankart açamayacak, yürüyemeyecek mi? Trump'ın konvoyu rahat geçsin diye bütün bir Ankara'yı evine hapsetmeyi planlıyorsunuz ki açıklanan yol güzergâhları bunu açıkça işaret ediyor. Anayasa’nın 26'ncı maddesi ifade özgürlüğünü, 34'üncü maddesi toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını teminat altına alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bu, ne Ankara Valiliğinin ne İçişleri Bakanlığının ne Sayın Cumhurbaşkanının lütfettiği, ikram ettiği bir hak değildir. Bunlar Anayasa'yla teminat altına alınmış haklarıdır ve bu haklar olur ya, "Hoşumuza gitmeyecek birkaç cümle ifade edilebilir, veyahut da birileri bir yerde toplaşabilir." diye bu şekilde ortadan kaldırılamaz. Eğer teröre işaret eden somut bir durum varsa savcılar bunu delilleriyle ortaya koyar ama "Protesto edebilirsiniz, ağzınızı açabilirsiniz, canımızı sıkacak tek bir söz söyleme ihtimaliniz var." diye zaten Ankara'yı evine hapsediyorsunuz ama bu insanları da kodeslere tıkarak şimdiden belki bir kısmı hakkında -olmaz, inşallah ama- tutuklama kararları vererek böyle bir tedbir alamazsınız, böyle bir talim yapamazsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bir yerde uluslararası toplantı var ise iyi bir yönetim kendi ülkesinin özgürlük alanlarını misafirlerini göstermek ister, kendi ülkesinin ne kadar ciddi bir hukuk devleti olduğunu göstermek ister, kendi vatandaşlarına ne kadar değer verdiğini göstermek ister. Yani siz zannediyor musunuz ki bütün yollar boş olduğunda, hiçbir yerde bir Türk vatandaşı görülmediğinde bu gelen misafirler sizin ne kadar büyük ve önemli bir devlet olduğunuzu düşünecek, tam aksine, bütün bu liderler sizin vatandaşını sokağa dahi çıkarmayan ne kadar otoriter bir yönetim olduğunuzu düşünecek yani kendi imajınızı nasıl inşa etmeye çalıştığınızı da doğrusu anlamakta zorlanıyoruz. Geliniz, bundan bir an önce vazgeçiniz, Ankara'yı evine hapsetmeyiniz, akademisyenleri, sivil toplumcuları gözaltına almayınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.

Buyurun.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, son dakika hakkımı da Toprak Mahsulleri Ofisinin çiftçiye karşı uyguladığı bir hileye ayırmak istiyorum. Devlet, vatandaşına hile yapmaz. Bakınız, burada TMO'nun bir duyurusu var. İlan edildi taban fiyatlar, taban fiyat için 6 kademeyle diyor ki: "Randevu oluştur." Geliyor vatandaş, önce bir SMS alıyor, sonra burada görüldüğü gibi bir randevu oluşturma sistemine geliyor ama tam randevusunu alacak IBAN kaydet, IBAN yaz kısmında ekran açılmıyor, bu ekran açılmadığı için randevu tamamlanmıyor. TMO'ya gidiyor vatandaş "Kusura bakma, bu yıl rekolte çok, benim de yeteri kadar depom yok, ben randevu oluşturamıyorum." diyor. O zaman, çık, randevu oluşturmayacağını açıkça ilan et. Niçin vatandaşı yoruyorsun? Niçin vatandaşına karşı hile yapıyorsun? Peki, bu ne oluyor? Tüccar da uyanık maalesef, bu kez TMO'nun ilan ettiği 16 bin 500 liradan çok daha azına bir fiyata çiftçi malını yok pahasına vermek zorunda kalıyor.