| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 23.06.2026 |
HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu teklifin bir maddesi İç Güvenlik Fakültesine öğrenci kabul usullerini yasal bir zemine oturtmayı amaçlamaktadır. Bu noktada idari bütünlüğün ve mevzuat ciddiyetinin korunması kurumsal yapıların sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Kuşkusuz bu düzenleme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararından sonra doğan yasal boşluğu doldurmak amacıyla yüce Meclisin gündemine getirilmiştir. Ancak sormak gerekir: Kanun metnine sadece "öngörülebilirlik" yazarak hukuki bir belirlilik sağlanabilir mi ya da sınırları kesin çizilmemiş, ucu açık yetkiler Emniyet teşkilatının iç huzurunu ve çalışma barışını bozmaz mı? Polisin bağımsız görev yapmasının önünde zaten siyasi baskılar, personel eksikliği ve özlük hakları gibi devasa engeller durmaktadır. Kurumsal dönüşüm yerine zayıf adımlarla yetinilen bir sistemde kendini güvende hissetmeyen bir memur vatandaşa nasıl hukuki emniyet sunacaktır?
Dürüst ve küçük esnafı korumak yerine büyük sermaye sahibi ticari plaka sahiplerine ucu açık imtiyazlar ve vergi muafiyetleri getirilmektedir.
Büyükşehirlerdeki devasa ticaret rantı vergilendirilmezken kırsaldaki küçük esnafın gerçek usulde vergilendirmeyle mağdur edilmesi hangi hakkaniyete sığmaktadır?
İktidarın çarpık mali zihniyeti sahadaki adaletsizliği her geçen gün daha da derinleştirmektedir, aynı kuralsızlık tarım sektörü sektörünü de çökertmektedir. TÜİK'in makyajlı rakamlarına göre bile fahiş düzeyleri bulan girdi maliyetleri karşısında üreticiyi koruyacak rasyonel taban fiyatları yine belirlenmemiştir. Su ürünleri ve su aboneliklerindeki yaşanan altyapı sıkıntıları ise üreticinin belini tamamen bükmüştür. Çiftçiyi desteklemek yerine sulama birlikleri üzerinden ek maliyetler yükleyen, su abonelik borçları altında ezen ve tarımı vergilendiren bu kararlar sahadaki gerçeklerden kopuk değil midir? Ekonomik enkazın faturası neden ısrarla adaletsiz vergi düzenlemeleriyle halka kesilmektedir?
Değerli milletvekilleri, asıl büyük darbe ise çalışanlarımızın emeğine vurulmaktadır. İYİ Parti adına Komisyonda milletvekili arkadaşlarımız, çeşitli ücretle çalışanların üzerindeki ağır mali yükü hafifletmek adına somut bir vergi dilimi önergesi sunmuştur. Yeniden değerleme oranının altında artırılarak âdeta gizli bir vergilendirme ve kurgulanmış bir maaş gaspı aracına dönüştürülen vergi dilimlerinin çalışanların aleyhine işleyen bu yapısını düzeltmeyi hedeflediler. Devlet, çalışanlarının maaşlarını kâğıt üzerinde artırmaktadır ancak sabit tutulan vergi dilimleri yüzünden o artış daha çalışanın cebine girmeden yüksek oranlarla geri alınmaktadır. İnsanlar zaten zar zor geçinirken üretilen değer doğrudan iktidar eliyle belirli sermaye çevrelerine transfer edilmektedir. Gelir adaletini hedefleyen bu makul önergenin iktidar oylarıyla reddedilmesi, çalışanların emeğinin bütçe açıklarını kapatmak için örtülü bir kaynak olarak kullanılacağının açık tescilidir.
Sonuç olarak, kurumların ilan bütçelerini bile muhalif medyayı cezalandırmak amacıyla yönlendiren bu zihniyetin torba kanun mantığı kabul edilemez. Türkiye'nin ihtiyacı, belirli imtiyazlı zümreleri ve ticaret rantını koruyan geçici formüller değildir; ülkemizin kurtuluşu hukukun üstünlüğünü, şeffaflığı, liyakati ve gerçek mali adaleti merkeze alan devlet ciddiyetine yakışır köklü reformlardır.
Yasamanın, sadece yürütmeden gelen adaletsiz metinleri onaylayan bir mekanizma yapılmasına izin vermeyeceğiz, Meclis iradesini savunmaya devam edeceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)