| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 105 |
| Tarih: | 23.06.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; siz iktidar olarak memleketi istediğiniz kadar mutlak butlan tartışmalarına sürükleyedurun, biz sizin müsebbibi olduğunuz asıl mutlak mağduriyet alanlarını bu kürsüden bıkmadan anlatmaya devam edeceğiz.
Memlekette bir mağdur grubunun üyesi olmayan bir vatandaşımız neredeyse kalmadı. Efendim, vicdanları kanatan adaletsizliğinizi, hukuk devletini utandıran zalimliğinizi ve şu son günlerde Ankara'nın göbeğinde özel sektör öğretmenlerine ve mülakat mağduru öğretmenlere reva gördüğünüz şiddeti kınamaya ve anlatmaya devam edeceğiz. Açlık var -hemen Mithatpaşa'da- yoksulluk var, güvencesizlik var, şiddet var, darp var, gaz var, baskı var ve orada iki tane mağdur kesim var. Allah aşkına, tane tane bir kez daha anlatıyorum, iki yıldır bu kürsüde defaatle dile getirildi; sizin bu mülakat zulmünüz, adaletsizliğiniz nedeniyle hakları ellerinden gasbedilen 1.611 öğretmen sizden tavassut, torpil, ayrıcalık, himmet istemiyor, "Gasbettiğiniz hakkı verin." diyor. Hani kalkacaktı mülakat? Sayın Cumhurbaşkanı seçim meydanlarında defaatle söylemişti. Kalkmayı bırak, tarihin en adaletsiz mülakatına imza attınız ya, en adaletsiz! Şimdi onlar haklarını arıyorlar.
Özel sektörü öğretmenleri, 2014 yılında sizin taban maaş uygulamasını kaldırmanız nedeniyle resmen asgari ücrete, bazı yerlerde asgari ücretin de altındaki uygulamalara maruz bırakıldılar. Böyle bir emek sömürüsü dünyanın hiçbir yerinde yok. Öğretmenlerin meslek edinme maliyetleri, ailelerinin çocuklarını meslek edindirme maliyetleri gün gibi ortadayken, memlekette atanmayan 800 binin üzerinde öğretmen varken siz özel sektördeki öğretmenleri apaçık açlığa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz. Atama bekleyen öğretmenler, engelli kontenjanına takılan ve engelli ataması bekleyen öğretmenler her gün ağlayarak meramını anlatmaya devam ediyor.
Şimdi, Allah aşkına, bakar mısınız, efendim, bir dikkat buyurursanız, burada bir yazı var; Çalışma Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü 7 Temmuz 2025'te bir yazı yazmış: "Özel sektör öğretmenlerinin çalışma hayatıyla ilgili sorunlarını, tamam, konuşalım." Taraflar kim? Millî Eğitim Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Tüm Özel Eğitim Kurumları Derneği, Özel Öğretim Derneği, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Özel Okullar Birliği toplantıya çağrılmış. Gelen var mı? Yok. Toplantı yapıldı mı? Yapılmadı. Devletin yazısı bir yıldır yerde sürünüyor. Niye? Özel Okullar Birliği istemedi kardeşim, dernekleri istemedi. Yani patronlar istemedi diye siz binlerce benim meslektaşımı, öğretmeni açlığa, yokluğa, yoksulluğa mahkûm ediyorsunuz.
Sizin yaptıklarınızdan bahsediyorum. Hele hele bu mülakat mağdurlarının ahı bin kez de hacca gitseniz sizi kurtaramayacak. Apaçık yapılan bu adaletsizlik, bu hukuksuzluk artık vicdanları kanatıyor. Kaç gündür Millî Eğitim Komisyonuna -Şenol Hocam da burada- dilekçe verildi, değil mi? "Millî Eğitim Komisyonu bu konuyla alakalı bir daha toplansın." Beklentiler bu yönde. Toplandı mı? Onu da toplamadınız. "Çözüm üretelim, görüşme yapalım..." Sembolik görüşmeler devam ediyor ama ortada sorunun çözümüne dair hiçbir şey bırakmadınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Özetle ve ezcümle: Birazcık vicdanınız varsa, birazcık adalet duygunuz varsa, birazcık Allah korkunuz varsa bu gasptan, bu sömürüden, emek sömürüsünden, bu zulümden vazgeçin.
Kaç gündür yaptığınız o müdahalelerde ben neyi gördüm biliyor musunuz? Sürekli oradaydık. Kolluk kuvvetleri artık bir kolluk kuvveti gibi davranmıyor; resmen bir intikam, bir hınç ve bir siyasi tavırla öğretmenleri yerden yere sürüklüyor. Dokuz gündür açlık grevindeler ya!
Sizin hiç mi vicdanınız kalmadı diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)